12 Ekim Pazar, Son güncelleme 01.54

Kaboğlu: Başörtüsünün Götürdüğü, Getirdiğinden Fazla Olacak

Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu başörtüsü düzenlemesinin anayasada yapılmasını eleştirdi; "Nasıl bağlanacağını dayatmak, başörtüsünü yasaklamaktan daha büyük ihlal" dedi.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

1 Şubat 2008, Cuma

Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, bianet'e Adalet ve Kalkınma Partisi'yle (AKP) Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) "başörtüsü sorunu"nun çözümü için anlaştığı hukuki düzenlemenin anayasal sisteme aykırı olduğunu söyledi:

"Türban bir anayasa konusu değil. Eğer yine de bu yolla düzenlenecekse başörtüsünün nerede serbest olmadığının belirtilmesi lazım, örneğin kamu dairelerinde, ilkokulda ve liselerde serbest olmadığının açıkça yazılması gerekir."

Tasarıya göre Anayasa'nın 42. maddesinde, "Öğrenim hakkının kapsamı ve kullanılmasının sınırları, kanunla tespit edilir" deneceğini hatırlatan Kaboğlu, sınırlamanın anayasada yapılması gerektiğini vurguladı, "Başörtüsüyle okuyan bir kadın, 'hukuki güvenlik' ilkesinden yola çıkarak ileride kamu kuruluşlarında çalışmayı talep edebilir" dedi.

"Çene altı çözümü insan hakları ihlali" 

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Kanunundaki "Çene altından bağlanmalı" ifadesinde sakıncalar bulunduğunu ifade eden Kaboğlu, bunları şöyle sıraladı:

  1. Eğer başörtüsü dinsel bir emirse, kanundaki ifadenin gerekçesi dinsel buyruğa yani Kuran'a gönderme yaparak belirlenmeli. Bu yapılabilir mi? Laik bir rejimde yapılamaz.
  2. Bir kaynağa gönderme yapmadıkları için "Çene altı" sınırlaması yöneticilerin kendi yaklaşımlarına göre yaptıkları bir belirleme olarak algılanır. Bunun özgürlükler açısından sakıncaları var:
    • Farklı takmak isteyenlerin bu hakkının hangi nedenle sınırlandığı makul bir gerekçeyle açıklanmalı.
    • Başörtüsünün nasıl bağlanacağı konusunda kural koymak ve bunu dayatmak yasaktan daha ağır bir özgürlük ihlali. Çünkü siz kadının teni üzerinde, erkek olarak belirleme yapıyorsunuz.

"Kadınlar üzerinde egemenlik arayışının sergisi"

Düzenlemenin "Kadınlar üzerindeki egemenlik arayışının sergisi" olduğunu kaydeden Kaboğlu'na göre değişikliğin özgürlükler alanında götürüsü getirisinden çok daha fazla olacak:

"Başörtüsünün sınırını iktidarın belirlemesi, başörtüsü kullananları rencide etmek ve reşit olmadıklarını ortaya koymak demek. Diğer yandan 'genel ahlaka aykırı olmamak kaydıyla' gibi ifadeler de düzenlemeye eklenirse, Damokles'in kılıcı başörtülü olmayanlar üzerinde sallanır. Genel ahlaka ne aykırı, buna kim karar verecek? Tehlikeli bir yaklaşım biçimi."

"Serbestlik talebi tabandan gelmeliydi" 

Başörtüsü yasağının kalkmasında öncü rol üstlenen partinin AKP olmasının sıkıntı yarattığını ifade eden Kaboğlu, şöyle konuştu:

"Eğer düzenlemeyi yapan AKP değil de örneğin sol bir parti olsaydı, partiler bunun özgürlük sorunu olduğu yönünde anlaşsaydı 'Rejim tehlikeye mi giriyor' kuşkuları doğmazdı. Süreci sıkıntısız atlatmak için yargının tutumu da evrilmeliydi. Şimdiki koşullarda genç kızların başörtüsüne özendirildiğini düşünüyorum. Talep tabandan gelmeliydi, tersi oluyor."

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "Yasaklayabilirsiniz", Anayasa Mahkemesinin "Yasak" dediğini vurgulayan Kaboğlu'na göre, bu kadar açık olmayan yasal bir düzenlemeyle, rahatlama ve güven yoluyla serbestliğin önü açılabilirdi. (GG/TK)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca Avrupa Birliği İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.