UAÖ Türkiyede kolluk kuvvetlerinin işkence, kötü muamele ve sivilleri öldürmesinin cezasız kaldığını vurguladı; mağdurların, tanıkların yıldırılmasına, bağımsız kanıtların kabul edilmeyişine, yetersiz soruşturmaya, işkencede zaman aşımına dikkat çekti.
Rapora göre, polis memurları ve jandarmanın ciddi insan hakları ihlallerinin soruşturma ve adli takibatı yetersiz. Bu durum savcıların ve hakimlerin tutarsız kararlarıyla destekleniyor. Bunun sonucunda, insan hakları ihlallerinin mağdurları için adalet ya erteleniyor ya da gerçekleşmiyor.
"Türkiye: Güvenlik güçleri tarafından işkenceye maruz kalanlar ve öldürülenler için adalet yok" başlıklı raporun temel bulguları şöyle:
* İşkence ve kötü muamele -resmi olmayan tutuklamalar, gösteriler öncesi ve sonrası, cezaevlerinde ya da mahkum nakilleri sırasında yapılanlar da dahil olmak üzere- sürüyor
* Devam eden davalarda işkence altında alındığı iddia edilen ifadeler, kanıtın ana bileşenini oluşturuyor, ancak mahkemeler bu kanıtları kabul edilebilir buluyor.
* Mahkemelerin işkence ve kötü muamele vakalarında, bağımsız tıbbi kanıtı tanımayı reddediyor. Mahkemeler genellikle Adalet Bakanlığı'na bağlı olan Adli Tıp Kurumu'nun temin ettiği kanıtları kabul ediyorlar.
* Terörle Mücadele Yasası'nda yapılan yeni bir düzenlemeyle yeniden yasaya dahil edilen; ancak güç kullanımının kesinlikle zorunlu olduğu halde ve orantılı olarak uygulanması gerektiği ve "yaşamı korumak için kaçınılmazsa" öldürücü bir silahın kullanılmasına izin verilebileceğini açıkça belirtmeyen tartışmalı bir madde var.
* Güvenlik güçlerinin silahlı çatışma dahilinde olmayan ve hukuk dışı öldürmelere varabilecek ölümcül ateş açmalarını soruşturma yolunda herhangi bir gelişme yok.
Cezasızlık ortamı
16 yıl süren Birtan Altınbaş ve cezasızlıkla sonuçlanan Kızıltepe davalarını, Mart 2006'da Diyarbakır'da sivillerin öldürülmesi ve işkence görmelerini de örnek olarak sayan raporda, cezasızlığı oluşturan etmenler şöyle sıralanıyor:
* Mağdurların, tanıkların korkutulması, yıldırılması ve "karşı dava" açılması.
* İşkence veya kötü muameleyle ilgili tıbbi kanıtların toplanmaması.
* Bağımsız tıbbi kanıtların tanınmaması.
* Kanıtların bağımsız olarak değil, hak ihlalini gerçekleştirdiği iddia edilen kolluk kuvvetleri tarafından toplanması.
* Savcılarca yürütülen soruşturmaların etkisiz ve gecikmiş olması..
* İdari yetkililerin soruşturma sonucunu önceden ilan eden ve soruşturulan kolluk kuvvetlerini aklayan açıklamalar yapmaları.
* Davalarla ilgili kaygılarını açıklayan insan hakları savunucularına dava açılması.
* Soruşturulan kolluk kuvvetlerinin görevden el çektirilmemesi.
* Yargıçların mağdur avukatlarının taleplerini keyfi olarak reddetmeleri.
* İşkence suçunun cezalandırılmasıyla ilgili zaman aşımı bulunması. (TK/EÜ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN