Gazeteciler Lozanı Ne Zaman Öğrenecek?

Cumhuriyetin haberi, gazetecilerin azınlıklarla ilgili mevzuatı iyi bilmediğini gösterdi. Siyaset Bilimci Elçin Macar: Gazeteciler mevzuatı iyi okursa, azınlık haklarının AB dayatması olmadığını anlayacak. Sorun Lozanı uygulamamaktan kaynaklanıyor.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
31 Mart 2005, Perşembe

30 Mart tarihli Cumhuriyet gazetesindeki bir haber, gazetecilerin Türkiye'de azınlık haklarını ve Lozan antlaşmasını ne denli yanlış bildiğini bir kez daha gösterdi. Temel yanılgı şu: Lozan'da gayrimüslimler olarak tanımlanan azınlıkların, yalnızca Rumlardan, Ermenilerden ve Yahudilerden oluştuğu inanışı.

Gazetenin 8. sayfasındaki, Ebru Toktar imzalı "Lozan'ı deliyorlar" haberi, AB sürecinde reformların uygulanmasını izleyen Reform İzleme Grubu'nun toplantısını ele alıyordu. Haberin başlığıysa, şu cümleden yola çıkılarak atılmıştı:

"Reform İzleme Komitesi'nde Lozan Antlaşması'na göre sadece azınlıklara tanınan okul açma hakkının Süryani, Bahai ve Türk Katoliklerini de içine alacak şekilde genişletilmesi benimsendi."

Bu cümleden anlaşılan şey şu: "Lozan'la belirlenen bir azınlık tanımı var. Süryani, Bahai ve Türk Katolikleri bunun dışında kalıyor."

 

Oysa Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu antlaşması Lozan'da azınlıklar ne soyla, ne dille ne de dinle tanımlanıyor. Tanımlayıcı tek bir sözcük var, o da "gayrimüslimler". Haberde sayılan Süryani, Bahai ve Türk Katolikleri gayrimüslim; yani Lozan'a göre azınlıklar.

Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Elçin Macar, "Lozan azınlıklarla ilgili maddelerde herhangi bir isim saymaz. Gayrimüslimler der. Bahai'nin, Süryani'nin bu kapsama girip girmediği tartışması abestir" diyor.

Bu duruma, Baskın Oran da, Temmuz 2004 tarihli Türkiye'de Azınlıklar: Kavramlar, Lozan, İç Mevzuat, İçtihat, Uygulama kitabında dikkat çekiyor:

"Lozan'da gayrimüslimlerin yalnızca üç gruptan (Rum, Ermeni, Musevi) ibaret olduğu sanısı Türkiye'de o denli yaygındır ki, içlerinde tanınmış profesörler, tarihçiler ve üst düzey yargıçlar da bulunan çok sayıda insan, söz konusu kesimde 'Rum, Ermeni ve Museviler'den söz edildiğini sanır, söyler ve yazar." (sf 55)

Gazetecilerin Lozan'ı öğrenmesi şart

Bu gruba gazetecileri de katmak gerekiyor. Elçin Macar, gazetecilerin bu konudaki bilgilerinin yetersiz olduğu kanısında:

"Lozan'ı ve Lozan'a dair çalışmaları hiç okumadıklarını düşünüyorum. Oysa mevzuatı, Lozan'ı, azınlıklarla ilgili daha sonraki sözleşmeleri iyi okumaları gerek.

Bunları iyi okurlarsa, azınlıkların haklarının gündeme gelmesinin AB dayatması olduğu gibi şeyler yazmayacaklardır.

Bu insanların, uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hakları olduğunu, sorunun bizim resmi politikamızın yarattığı bir sorun olduğunu, Lozan'ı uygulamamaktan kaynaklandığını anlayacaklardır."

Azınlıkların tanınan ve kullandırılmayan hakları

Baskın Oran, kitabında, Lozan'la gayrimüslim TC vatandaşlarına getirilen hakları şöyle özetliyor:

 

" Müslüman-olmayan (Gayrimüslim)Türk uyrukları:

 

* Dolaşım ve göç etme konusunda bütün Türk uyruklarına uygulanan özgürlük (Md.38/3);

* Müslümanların yararlandığı aynı medenî ve siyasal haklardan yararlanma hakkı (Md.39/1);

* Giderlerini ödeyerek her türlü kurum (vakıf, okul vb.) kurmak, yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini kullanmak ve ayinlerini yapmak konularında eşit haklar (Md. 40);

* Önemli bir oranda oturdukları il ve ilçelerde, anadillerinde öğretim yapabilmeleri için, çeşitli bütçelerden (devlet, belediye vd.) hakkaniyete uygun pay alma hakkı (Md. 41/ 1 ve 2);

* Aile ve kişi statüleri konusunda gelenek ve göreneklerine saygı (Md. 42/1);

* İnançlarına aykırı davranışta bulunmaya ve hafta tatilinde [Lozan'ın imzası tarihinde bu tatil cuma günüydü] resmî işlemleri yerine getirmeye zorlanamama (Md. 43)." (sf. 56)

Oran'ın kitabı, bu üç büyük gayrimüslim grubun dışında kalanların haklarından nasıl yararlandırılmadığını da belirtiyor:

 

"Azınlık gruplarına ilişkin bir sınırlama vardır. Azınlık mensubu kişilere getirilen haklardan Türkiye'deki gayrimüslimlerin hepsi yararlandırılmamaktadır. Bu haklar başından beri yalnızca geleneksel üç 'büyük' azınlık grubuna, yani, Ermeni, Musevi ve Rumlara uygulanmıştır ve bu tutum devam etmektedir. Örneğin Süryaniler, Keldaniler, Nasturiler vb. gibi daha küçük gayrimüslim gruplar, örneğin Lozan'ın 40. maddesinde sözü edilen '(...) her türlü okullar (...) kurmak, yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak (...)' hakkından yoksun bırakılmışlardır. Yine örneğin, Ocak 2003'te başlayan uygulamaya kadar, Süryanilerin vs. vakıfları da tanınmamıştır."

Baskın Oran'ın "Türkiye'de Azınlıklar: Kavramlar, Lozan, İç Mevzuat, İçtihat, Uygulama" kitabını İnternet üzerinden indirip, okuyabilirsiniz.

 

Kitabı görüntülemek/indirmek için tıklayın . (PDF belgesi, 735K)

BU HABERİ PAYLAŞIN
Bookmark and Share
İLGİLİ bianet HABERLERİ
ANAHTAR SÖZCÜKLER

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN