Ruh sağlığı çalışanları 1 Mayıs'taki polis şiddetinin açtığı ruhsal yaraların kolay iyileşmediğini, yalnızca şiddete maruz kalanlar için değil, tanık olanlar, televizyondan izleyen çocuklar için de endişeli olduklarını duyurdu.
"Aynı zamanda birer emekçi olarak, 1 Mayıs’ta, emeğin, birlik ve dayanışma gününün, polis eliyle, zorbalık ve şiddet gününe dönüştürülmesini kınıyor, tüm emekçilerin acısını paylaşıyoruz" diyen ruh sağlığı çalışanları açıklamalarında "Her türlü şiddet unsurunun, toplum ve devlet tarafından kanıksanan, hatta zaman zaman desteklenen bir olgu olmasına" karşı çıkıyor.
Ruh sağlığı çalışanlarının açıklamada dikkat çektikleri bazı noktalar şöyle.
Şiddet şiddeti doğuruyor: "Bizler ruh sağlığı alanında emek verenler olarak, çalıştığımız kurumlarda, danışanlarımızla kurduğumuz ilişkilerde, insanın insana yaşattığı acıyı her gün görüyor ve bu acıları dindirebilmek için şiddet, öfke ve düşmanlık gibi duygularla sürekli mücadele ediyoruz. Görevimiz gereği fiziksel ya da psikolojik şiddetin insanlarda yarattığı sorunların tedavisiyle ilgili çalışmalar yaparken; bize bu görevi verenlerin şiddet uygulaması ya da uygulatmasının, şiddetin beslendiği ve çoğaldığı bir ortam yarattığını düşünüyoruz."
Polislerin tolerans eşiği düşükken silah kullanma yetkisi vardı: "Kolluk kuvvetlerinin görevi, bu tür organizasyonlarda düzeni korumak, toplantı ya da gösteri yapan kişilerin güvenliğini sağlamaktır. Şehir dışından, İstanbul’u bilmeyen, uykusuz ve yorgun polis memurlarının getirilerek görevlendirilmesi, uzun çalışma saatleri nedeniyle tolerans eşiklerinin hayli düşük olması ve o haldeyken silah kullanma yetkilerinin olması büyük bir risk faktörüdür. 1 Mayıs günü can kaybının olmaması ise tarafımızca mucize olarak görülmektedir."
Şiddet failini de etkiliyor: "'Sorun' olarak görülen bir olguyu bertaraf etmek için başvurulan şiddet, mağduru olduğu kadar faili de vurmaktadır. Polis memurları da dahil, toplumun her kesimiyle yaptığımız görüşmelerden biliyoruz ki; şiddet öğesi, sadece mesai saatleri içerisinde sergilenmemektedir. Başkalarına şiddet uygulayan kişiler, bir iletişim biçimi ve sorun çözme aracı olarak, şiddeti ailelerine ve hatta kendilerine de yöneltebilmektedir."
Onaylayan politika şiddeti besliyor: "Evde, okulda, sokakta, işyerinde, medyanın hemen her gün gündeme taşıdığı öldürme, intihar, yaralama olaylarının temelinde, şiddeti onaylayan bu bakış açılarının ve politikaların katkısının olduğunu biliyoruz. Şiddetin başvurulmaması, öğretilmemesi ve kanıksanmaması gereken bir davranış biçimi olduğunu düşünüyoruz." (TK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN