Bağımsız Yaşam Hakkı Savunucuları, kanunun, hayvanların bir "eşya" gibi değerlendirmesine karşı bir kez daha sokağa çıkıyor ve yasanın hayvanlara değer verecek şekilde değiştirilmesini istiyor.
Bağımsız Yaşam Hakkı Savunucuları, hukuki anlamda hayvanların "eşya" muamelesi görmesine tepki olarak 17 Temmuz'da sokağa çıkıyor.
Türkiye'nin farklı kentlerinde eylem yapacak olan Bağımsız Yaşam Hakkı Savunucuları'nın İzmir'deki temsilcileri, bianet'e, eylemin amacını ve taleplerini anlattı.
Derya Candan: Sokak hayvanları sokak çocuklarına benziyor. Devlet sokak çocuklarını toplamak için polisi görevlendiriyor, belediye de sokak hayvanlarını topluyor. Kimi zaman öldürüp bir köşeye atıyorlar, kimi zaman binlerce köpeğin olduğu barınağa hapsediyorlar.
Kanuna göre, belediye ekipleri sokakta yaşayan canlıların sağlığından sorumlu, onların tedavisini, bakımını ve kısırlaştırmasını yapıp sokağa bırakmakla mükellef. Ancak çoğunlukla belediyeler insanların şikayet ettiği sokak köpeklerini alıp barınağa hapsediyor ya da oradan alıp başka yere bırakıyor. Biz hayvan severlere de "Köpekleri kısırlaştırıp sokağa salıyoruz" deniliyor.
Devletin bu politikasını ve yasasını eleştirdiğimiz için gönüllü olarak gittiğimiz barınaklara alınmıyoruz, barınak çalışanlarına bizi almamaları için talimatlar veriyorlar. Işıkkent Barınağı'nda 1000 tane köpek var, İzmir'deki tüm barınaklarda bulunan köpek sayısı ortalama 7 bin. Personel sayısı da yeterli değil.
Dolayısıyla barınaklarda hayvanlara gereken ilgi gösterilmiyor, hayvanlar çoğu zaman açlık ve susuzlukla boğuşuyorlar. Bu sadece barınaklar için de geçerli değil, sokakta yaşayan hayvanların da yiyecek ve su sıkıntısı var. Özellikle sokak canlılarının ölüm oranları yaz aylarında artış gösteriyor, canlılar susuz kaldığı için yaşamını yitiriyorlar.
Yaşama Hakkına Saygı derneği "bir kap su" kampanyası başlattı, görselleri çoğu yerde sergileniyor. İnsanları bu konuda duyarlı olmaya çağırmamız gerekiyor.
Cali Aksu: Hayvan sevgisini çocuklara aşılamamız gerekiyor. Maalesef bugün sokak canlılarına en fazla zararı, 5-15 yaş aralığındaki çocuklar veriyor. Çocuklar, bir köpeğin tekmelenmesini ya da bir karıncanın yuvasının bozulmasını görüyor, sonra bunu taklit ediyor.
Türkiye'de pitbull beslemek genelgeyle yasaklandı ama asıl sorun, şiddet eğilimli pitbull sahipleri. Pitbull'lar, dünyanın birçok yerinde arama-kurtarma çalışmalarında en aktif rol oynayan cinslerden biri.
Fakat Türkiye'de bu köpekler dövüştürülüyor, ticareti yapılıyor. Köpek sahipleri ödediği az miktardaki para cezasıyla kurtuluyor, olan köpeğe oluyor.
Derya Candan: Bağımsız Yaşam Hakkı Savunucuları olarak, öncelikle 5199 Sayılı "Hayvanları Koruma Kanunu"nun gerçek anlamda hayvanları korumaya yönelik olarak değiştirilmesi... Canlıların "bir mal olarak nitelendirilip" cezai yaptırım için sahipli-sahipsiz diye ayrılmasını istemiyoruz.
Her canlı gibi onların da yaşam hakkı var, bu hakları ihlal edenlere gerekli cezalar verilmeli. Sokaktaki hayvanı öldüren, tecavüz eden, işkence eden bir insana komik para cezaları veriliyor. Türkiye'de günden güne hayvanlara yönelik şiddet artıyor.
Hayvanların, pet-shop denilen kafes niteliğindeki hücrelerde "karne hediyesi" olarak satılmasını istemiyoruz.
Bir karış yerde bütün gününü geçirmek zorunda olan bir hayvanın psikolojisi, "karne hediyesi" olarak gittiği evden çocuğun ilgisinin kesilmesi ve kendini sokakta bulmasıyla tamamen tükeniyor. Bir kedi veya köpek alacak olursanız onunla en az 10 yıl geçireceğinizi unutmayın.
Cali Aksu (Her Yerde Kan Var ekibinden): 10 Ekim 2010'da İzmir'in Bornova ilçesinde kediyi tekmeleyerek öldüren Ufuk Günaydın'ın ikinci duruşması 30 Haziran'da Bayraklı Adliyesi'nde görüldü. Günaydın, "mala zarar verme"den yargılanıyor. Davanın ilk duruşmasında Günaydın'ın yaptığı savunma da eylemi kadar kötüydü.
Kedinin "kendisini ve hayvanını tahrik ettiği" yönünde bir savunma yaptı, dava avukatları da biz de şoke olduk. Hakimin de yapabileceği bir şey yok, kanunlar belli. Canlıları "mal" olarak nitelendiren bir kanuna sahibiz. Kanun gözünde, karnesi olmayan, sahipsiz hayvanların hiçbir değeri yok...
* İzmir'deki Işıkkent Barınağı'nda bulunan yavru köpekler, sahiplenilmeyi bekliyor. Barınağın fotoğrafları için tıklayın.

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN