Diyarbakır'ın en eski gecekondu mahallesi Ben U Sen'in, Sulukule deneyimden ders alınarak mahalleliyi mağdur etmeden onlara hem barınma, hem de iş imkanı sağlayarak dönüştürülmesi planlanıyor.
Diyarbakır'daki tarihi kent merkezini çevreleyen surların eteğindeki Ben U Sen mahallesinin kentsel dönüşümü için mahalleliyi mağdur etmeyen bir formül aranıyor. Amaç, Ben U Sen'in "Sulukule" olmadan yenilenmesi, mahallelinin yoksulluğunun ortadan kaldırılarak kentle bağlatısının sağlanması.
Diyarbakır'ın "kalkan balığı"nı andıran 5,5 kilometrelik surları, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) "Dünya Kültür Miras Listesi"ne girmek için bekliyor. Suriçi Koruma Planı'na göre surların her tarafında 50 metre genişliğinde yeşil alan olması gerekiyor; bu yüzden Ben U Sen mahallesindeki dönüşüm de bu kriterlerine uygun yapılacak.
Ben U Sen, yaklaşık bir milyon nüfuslu Diyarbakır'ın dört bin hanesi ve 20 bin nüfusuyla göç alan en eski gecekondu mahallesi.
40 yıllık tarihi olan mahalleye, 1990'dan sonra PKK ve TSK arasında yaşanan çatışma sürecinde köy boşaltmaları sonucu Diyarbakır'ın çevresindeki köylerden zorunlu göçle binlerce insan gelmiş.
Mahalle, hem tarihi kente çok yakın, hem de surlar nedeniyle kentle bağlantısı kesik. Yedi, sekiz kişilik aileler bir odalı evlerde yaşamakta; evlerin yüzde 60'ının tapusu var.
Alt yapı sorunu olmayan mahallede, binalar düşük kaliteli, hijyen ve konfor yok. Nüfusun yüzde 90'ı işsiz; genellikle sebze, meyve, sakat at satıcılığı, hayvancılık ve hamallıkla geçiniyorlar. Yasadışı ekonomi oldukça yaygın, gençler arasında uyuşturucu bağımlılığı da buna eklenince mahallenin dışarıdan olumsuz bir algılanması var.
Ben U Sen'de doğup, üniversite mezunu sayılı gençlerden bir erkek, mahalleden taşındığında iki yıl adaptosyonda zorluk çektiğini, kimseyle ilişki kuramadığını söylüyor. Mahalleyi İstanbul'daki Sulukule'ye benzeten erkek, "Tek farkımız onlar Roman, biz Kürt" diyor.
Mahallede bizimle dolaşan başka bir Diyarbakırlı erkek de ilk defa bu mahalleye girdiğini, küçükken buraya gelmelerinin aileleri tarafından yasaklandığını söylüyor.
İşte böyle hassas bir mahallenin "kentsel dönüşüm"ü birçok soru ve endişe barındırıyor.
Bu yüzden Büyükşehir Belediyesi, Rennes Belediyesi ortaklığında, dünyanın farklı ülkelerinden gelen şehir planlamacısı, mimar ve coğrafyacılarla, üç gruptan oluşan iki haftalık bir çalıştay düzenledi.
Amaç, Ben U Sen'de yaşayanları mümkün olduğunca yerinde tutarak, mahallenin yaşanabilir bir alana dönüştürmek için projeler üretmek.
Yine uluslararası uzmanlardan oluşan jüri grubu, içinde TOKİ yetkilileri de bulunuyor; üç grubun projelerini değerlendirerek belediyeye sundu.
Üç gününü izlediğim toplantılarda, en çok üzerinde durulan konu, evlerin ne kadarının yıkılacağı, mahallelinin kültürel yapısı, sosyal dayanışma pratiklerinin nasıl korunacağı, mahalleliye nasıl iş sahası oluşturulacağı ve mahalleninkentle bağlantısının nasıl sağlanacağı.
Bir de TOKİ'nin şu ana kadar kentsel dönüşüm projelerindeki olumsuz imajı hem mahalleliyi, hem de proje ekiplerini tedirgin ediyordu.
Osman Baydemir, TOKİ'nin olumsuz imajının farkında olduğunu ancak Belediye'nin bütçesi ile tek başına bunu sağlayamayacağını üstelik Diyarbakır'da yenilenmeyi bekleyen 13 mahalle daha olduğunu söylemişti.
Üç projeden de çıkan ve Belediye'nin onayladığı ortak sonuçlar şöyle:
* Mahallenin nüfusu mümkün olduğunca yerinde tutulacak.
* Mahalleli ve sivil toplum kuruluşları mutlaka sürecin içinde yer alacak.
* Yerleşik halka seçenek sunulacak: Yerinde kalmak, tarım ve hayvancılıkla uğraşmak isteyene yerleşim alanı inşa etmek, her ikisini istemeyenin evini satın almak.
* Evi olmayan kiracılara da aynı olanakları sunulacak, çünkü en mağdur olanlar onlar.
* İnşaat sırasında, mahalleliyi geçici bir yere yerleştirilecek ya da kira desteği sunulacak.
* İnşaat süresince, mahalleliye kent yaşamına adaptasyonu için meslek eğitimi verilecek.
* Tüm konutlar geleneksel doku korunarak inşa edilecek.
* Evlerin yüksekliği, UNESCO miras listesine girmeyi engelleyecek yükseklikte olmayacak.
* Finansman için TOKİ ile işbirliği yapılacak, Fransa Kalkınma Ajansı'ndan destek alınacak; artı fonlar aranacak.
Çalıştaydan çıkan bu sonuçlar ışığında bütçe oluşturulduğu anda mahallenin yenilenmesine başlanacak. (NV)
*Fotoğraf galerisi için tıklayın.

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN