ÇAĞLAR MOĞULTAY'DAN

Anne Kafamda "Darbe" Var

12 Eylül'ün bıraktığı izlenim hâlâ aynıdır bende: Uzun, karanlık koridorlarda, soğuk odalarda yapılmış kötülükler...

BİA Haber Merkezi -
13 Eylül 2011, Salı

12 Eylül denince, arkadaşlarıyla konuşan babamın anlattıklarını hatırlarım...

Lise 2. sınıf öğrencisiyken yaklaşık 20 arkadaş, çoğunluğunu Kürt ve Alevi öğrencilerin oluşturduğu bir grup öğrenci, hafif karanlık ve uzunca bir odaya götürülüp ordu mensubu bir öğretmen tarafından dövülür. "Dövülmek" kadar kolay yazılamayan bir dayaktır bu.

Bunu duyduğum zaman 12-13 yaşlarındaydım, ister istemez etkilenmiştim ve kafamın bir köşesine, o tarihe ilişkin, hep gizli kalmış kötülüklerin yapıldığı yerleşmiştir. Karanlık, uzun ve soğuk odalarda yapılanlar! Babamın, "Oğlum, Alevi bir kız arkadaşımız vardı, o subay olan hoca, döve döve yere düşürdü, sonra duvara sıkıştırıp bayılana kadar karnını tekmeledi" dediğini hatırlıyorum, yıllar sonra. Tabii o zamanlar artık üniversitede okuyan biriydim ve babama göre bazı şeyleri artık daha iyi idrak edebilirdim. Bu sebeple anlatmıştı yaşadıklarını.

12 Eylül'ün bıraktığı izlenim hâlâ aynıdır bende. Uzun, karanlık ve soğuk odalarda yapılmış kötülüklerdir. Amcamın deyimiyle "çığlık atan, haykıran insanlardır, kaçmaya çalışan ve kaçtıklarında ölen insanlardır." Bunların hiçbirini yaşamadım, görmedim. Yapılanları yaşamak ya da görmek ister miydim; emin değilim.

12 Eylül ve devam eden süreçte dikkate değer birtakım şeylerin yaşanmış olduğunu ve bunları bilmem gerektiğini düşünmem Tarık Akan'ın "Anne Kafamda Bit Var" kitabını görmemle oldu. Kitabın kapağında "Yol" filminden bir sahnenin fotoğrafının kullanılmış olması ve filmi o zamanlar yeni seyretmiş, etkilenmiş olmam vesilesiyle merakım daha da arttı. Bir günde okudum kitabı. Okuduktan sonra mahalle arkadaşlarıma kendimce "habercilik" yaptım. 12 Eylül 1980'de insanlara nasıl işkence yaptıklarını, kafalarına göre insanları tutuklayıp hapsettiklerini, hatta eniştemin de bu dönemde hapis yattığını, insanlara kaç dedikten sonra kaçarken vurduklarını anlattım. Şu an hatırlayamadığım uzun bir konuşma. Sıkılmadan, merakla gözlerini açıp dinlediler. Birçoğu böyle şeylerin yaşandığını ilk kez benden duymuştu. Aileleri "sakıncalı" diye müsaade etmezmiş evde böyle konuşmaların yapılmasına.

O kitabı okumamın üzerinde yaklaşık sekiz yıl geçti. Nedendir bilinmez, aklımda kalan tek şey, Tarık Akan'ın hücresine götürüldüğü sırada yürüdüğü "uzun ve karanlık koridor"dur. 12 Eylül uzun, karanlık ve soğuk bir koridordur benim için. Belki babamın uzun ve karanlık bir odada dayak yemiş olmasıdır; çocuk aklımla içerlediğim, hazmedemediğim, aklımın ön saflarında yer eden koridor...

Bugün ise 12 Eylül'ün hayatın her bölümünü etkilemiş olduğunu düşünüyorum. Uyutucu ve uyuşturucu bir etki. Düşünmeden, sorgulamadan, eleştirmeden, hep "başkalarının" çıkarlarına hizmet eden düşüncelerin kabulü. Medyada kullanılan yozlaştırılmış, basitleştirilmiş dilden haberlerin dramatize edilmesine, magazinel unsurların fazlaca yer almasına; eğitim sisteminden bir sektör haline getirilen sağlığa kadar yaşamın her alanına egemen etkiler...

Yapılan haksızlık, hakaret ve tecavüzlere günden güne duyarsızlaşıyor olmam, kendimi apolitik bir yaşamda kabul etmem, hükümet ve ordunun gücünü kabul etmiş insanların gözlerindeki korkuyu görmem, sürekli tekrarlanan ve birbirinin benzeri söylemler, artık herhangi bir yerde herhangi bir sebeple gördüğüm "12 Eylül" yazılarını okumadan, hatta bakmadan geçmem için yeterli oluyor.

Çevremde "aman evladım" diyenlerin sayısında azalmanın aksine artış olması ve bir sıkkınlık, bıkkınlık hissi günden güne "darbe ve sonrası" yaşananlara ilgimin azalmasına ve duyarsızlaşmama neden oluyor. Ve duyarsızlaşıyor olmamın verdiği vicdani rahatsızlık...

12 Eylül dedikçe, hâlâ uzun, soğuk ve karanlık bir koridor geliyor aklıma. (ÇM/YY)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN