UNHCR'den Çorabatır, sınır güvenliğini sağlarken korunma ihtiyacıyla gelenlerin iltica taleplerini karşılayacak mekanizmaların da geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Yunanistan'ın yanı sıra Türkiye ve AB'ye de sorumluluk düşüyor.
"Sınırla ilgili düzenlemeler her ülkenin kendi sorumluluğunda. Büyük bir göç olayı yaşanıyor ancak duvar örmek bu durumlarda nadiren çözüm getiriyor. Önemli olan, ülkelerin sınır kontrollerini koruma arayan insanların iltica taleplerine izin verecek mekanizmaları içerecek şekilde yapması."
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) sözcüsü Metin Çorabatır, Yunanistan'ın geçişleri önlemek üzere Türkiye sınırının Meriç bölgesine yaklaşık 13 kilometrelik bir tel örgü/duvar örme kararının çözüm getirmeyeceğini söyledi.
Çorabatır'ın bianet'e verdiği bilgiye göre, Yunanistan'ın sığınma sistemi çökme noktasında ve ihtiyaca cevap vermiyor. Meriç bölgesinin önemi de şuradan kaynaklanıyor:
"Aslında 2009 ve 2010'da geçiş yapan insan sayısında bir fark yok. Ancak Meriç'ten geçişler beş kat artmış. Frontex'in Ege denizindeki kontrolleri nedeniyle geçişler kuzeye kaymış."
Çorabatır, bu gerçeğin de duvar fikrinin faydasızlığını gösterdiğini vurguluyor. "Duvar da örseniz korunma ihtiyacı olan insanlar başka bir yol bulup girebiliyor."
Çorabatır, sığınma sisteminin iyileştirilmesinin üç taraflı bir çaba olduğunu söyledi. UNHCR olarak Yunanistan ve Türkiye'yi hem uyardıklarını hem destek verdiklerini; Avrupa Birliği'ne de iki ülkeye destek verme çağrısında bulunduklarını aktardı.
Genişleyen AB, sınır güvenliğini sağlamak üzere 2005'te Frontex'i oluşturdu. Sınır güvenliği esas olarak her ülkenin kendi sorumluluğunda olsa da, Frontex bir uzmanlık ve koordinasyon ajansı olarak hareket ediyor.
AB içinde bir dengesizlik olduğunu söyleyen Çorabatır, mültecilerin daha iyi yaşam koşulları ve daha liberal sığınma düzenlemeleri içeren ülkeleri tercih ettiği belirtti. Buna karşın Dublin 2 anlaşmasıyla mültecilerin işlemlerinin AB'ye giriş yaptıkları ülkede yapılmasının karar bağlandığını aktardı.
"Örneğin Almanya'da yakalanıyor ve Yunanistan'dan giriş yaptığı belirleniyor. O zaman Almanya o kişiyi Yunanistan'a geri gönderiyor. Bu uygulamanın da durmasını istiyoruz."
Çorabatı, Türkiye'nin de bir dizi düzenleme yapması gerektiğini, çabalar olduğunu ekledi.
Hükümetin Avrupa dışından gelenleri mülteci olarak kabul etmeme politikasından vazgeçmesi ve Mülteciler Sözleşmesi'ne koyduğu çekinceyi kaldırması gerekiyor. Mülteci ve sığınmacıların yaşam koşullarıyla ilgili sorunlar yaşanıyor.
Örgütün 2010 raporuna göre Türkiye'de UNHCR koruması altında 10 bin 350 mülteci var. 5 bin 987 de sığınma başvurusu bulunuyor. Geri dönen mülteci sayısıysa 26. (EÜ/EÖ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN