ABD'li araştırmacı-gazeteci ve yazar Allen'a göre Obama'yla Clinton arasındaki seçimin süpermarket kasasında naylon torbayla kese kağıdı arasında yapılan seçimden bir farkı yok.
Kitaptaki en eski numaradır. Sihirbaz parlak bir nesneyle izleyicinin dikkatini asıl eylemden uzaklaştırır. Politika ve ekonomi sahnesinde sihir insanları kısır seçeneklere odaklayarak daha geniş ve kökten değişim olasılıklarını onların görüş alanından çıkartıyor.
Yarım doğrularla şaşırtılmış ve uzağı göremeyen stratejilerle ayartılmış olarak zaman, enerji ve siyasi sermaye tüketiyoruz.
Durumu bir süpermarket kasasında naylon torbayla kese kağıdı arasında yapılan seçime benzetebiliriz. Göreli geri dönüşüm potansiyellerini karşılaştırmaya uğraşmayın. Her ne kadar biri çevre için diğerinden birazcık daha az zararlı olsa da sonuçta her ikisi de kirli çözümler. Yeniden kullanılabilir çantalar tercih edilmeli.
Şaşırtmaca temelden hatalı önermelere dayalı tartışmalarla işliyor:
Bu şaşırtmacaların her biri renkli tartışmalara davetiye çıkarmakla birlikte yüzeysel düşünceye ve göreli olarak önemsiz pozisyonlara kapı aralıyor. Yanlış soru doğru cevabı üretmiyor.
Klonlanmış et, hormonlu süt ve ışınlanmış yiyecekle ilgili problem kişisel sağlığa yönelik tehlikelere indirgenemez. Ekonomik ve çevresel sonuçların yanında bu tehlikeler nispeten önemsiz kalıyor.
Güvenli ya da değil, klonlanmış hayvanların eti yasaklanmalı; çünkü bu tür hayvan sürülerinin çoğalması fabrika çiftçiliğinin en kötü yanlarını güçlendirirken gen havuzunu fakirleştirecek. Bu, devasa ön ödeme maliyetlerinin yanı sıra genetik olarak özdeş oldukları için aynı gerilim ve hastalıklara duyarlı hayvanlardan müteşekkil bir monokültüre yol açacak.
Bir süt ineğini
hormonlamanın başlıca zararı biz tüketicilere değil ineklere ve bağımsız
çiftçileredir. Hormonlu inekler çabuk hasta olur ve sütten kesilir; çiftçiler
ilaç için kimyasal şirketlere daha bağımlı hale gelir.
Işınlanmış yiyeceklerin daha geniş etkisiyse üreticilerin atık madde
katılmış yiyecekler satmalarını mümkün kılması, nükler atıklar için bir piyasa
yaratması ve işçilerle çevreyi tehdit etmesidir. Işınlanmış yiyecekleri yemenin
güvenli olup olmadığı tartışması büyük ölçüde bir yanıltmacadır.
Yakıt verimliliğini arttırmak bir aile arabası için iyi bir şey olsa da kapsamlı bir toplu ulaşım sisteminin yerini tutamaz. Aynı şey tarlalarda besin üretimini baltalayarak küresel besin fiyatlarını arttıran, yeni arazilerin açılmasını teşvik eden, toplulukları ve çevreyi katleden biyoyakıtlara geçmek için de söylenebilir.
Bu kısır seçenekler, petrol krizi ve küresel ısınmaya karşı ekonomik ve ekolojik açıdan makul bir çözüm önerisi getirmekten ziyade akıl dışı bir sistemi sürdürmemize izin veriyor.
Kuzu pirzolalarına gelince… Açık çayırlarda otlayan Yeni Zellanda kuzusundaki kimyasal izler fabrika çiftçiliği, ilaçlar ve kimyasal gübreye dayalı Ortabatı kuzusundan daha az görünüyor. Ama fark çok küçük. Asıl mesele yediğimiz etin miktarı ve hayvanları yetiştirme yöntemlerimiz.
Kanser içinse şu söylenebilir:
Araştırma fonları doğadaki kanserojenlerin etkilerine harcanana ve zehirler yasaklanana dek hayat tarzı değişiklikleri kanser oranlarını düşürmekte pek başarılı olamayacak (Sigara içiciliği dışında). Fakat, doğadaki kanserojenlerin elenmesi tedaviden daha az karlı olduğu gibi ilaç firmaları ve çevreyi kirleten şirketlerden para kazanan politikacılar için de daha az çekici.
Son olarak, ne Obama’nın ne de Clinton’un sağlık sigortası planı ücretlerin düşürülmesi ve kaliteli sağlık hizmetlerine ulaşımın arttırılması için sağlanması gereken başlıca şartı öngörmüyor: Sigorta şirketleri ve kar amaçlı hastanelerin kesilip atılarak sistemden kar unsurunun temizlenmesi. Sağlık hizmetlerinin vergilerle finanse edilmesinden sakınarak her iki plan da sorunun etrafından dolanıyor ve kökten değişimi dışlayan dolambaçlı sistemler yaratıyor.
Sihirbaz parlak nesneyi salladığında, usulca ceplerimizi boşaltan ve geleceğimizi çalan diğer eli fark etmek bazen zor. (KM/GG)
* Bu yazıyı In These Times'daki İngilizce orjinalinden Kerem Morgül Türkçeleştirdi.

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN