Füsun ÖZBİLGEN yazdı

Moskova'ya Gidip Domates Alacağım

Rusya, Türkiye'den yaş sebze ve meyva almayı durduruyormuş. Gerekçe: Türkiye'den gelen ürünlerde kimyasal zararlı maddeler saptanması. Rusya'da vatandaşını koruyan bir devlet var, peki bizim devlet nerede?

İstanbul - BİA Haber Merkezi
02 Haziran 2008, Pazartesi

Bir arkadaşım tiroid ameliyatı oldu bugün. Bir başka arkadaşım haftaya memesinden kitle aldıracak. Ben de "şu tiroidime baktırayım" diye geçen haftalarda Marmara Üniversitesi hastanesinin yolunu tutayım dedim ama pişman oldum.

Sadece kan tahlili için 3 saat beklemek gerekiyordu. Tiroide bakan endokrinoloji servisinin yanıbaşında onkolojinin polikliniği var. Önündeki kuyruk anlatılır gibi değildi. İçim sızladı.

Demek istediğim, çevremiz kanser hastalarıyla dolup taşıyor.

Domates lazım 

Neden acaba?

Ya da bu yazıya şöyle mi başlasaydım? Evde salata yapmak için domates lazım, yemek için de salça alacaktım. Ama Fethiye'de yetişen domatesleri satın almak için bugünlerde Moskova'ya gitmem gerekiyor.

Neden acaba?

Fethiye'den kamyon kamyon salça fabrikasına giden ya da taze taze İstanbul'a gönderilen domatesleri ve salçaları almak için neden Moskova'ya gitmem gerekiyor?

Vallahi saçmalamıyorum. Yazımın başı ile arkası da saçma biçimde birbirine karışmadı.

Bu karışık gibi görünen yazıyı bir sonuca bağlamak için Anadolu Ajansı'nın gazetelere yansıyan aşağıdaki haberini okuyun. Sonra domates almaya hep birlikte Moskova'ya gidelim. Ne dersiniz?

Üretici: Amacımız para kazanmak değil seraları temizlemektir

Haberimiz şöyle:

“Rusya'nın, 7 Haziran'dan itibaren Türkiye'den yaş sebze ve meyve ithalatını durduracağı haberi domates üreticisini vurdu. Rusya'dan gelen haberin ardından Fethiye'de domates fiyatlarında büyük düşüş yaşandı, daha önce kilosu 50 kuruştan satılan domatesin kasası 1.50 YTL'ye salça fabrikalarına gönderilmeye başlandı.

"Rusya'dan yapılan basın açıklamasında, '2008 yılı içinde Türkiye'den alınan 4 milyon ton tarımsal üründe, Rusya yasalarının izin verdiği oranın üzerinde nitrat ve diğer kimyasal maddeler bulunduğu" belirtildi. Bu açıklamayla birlikte Rusya 7 Haziran'da Türkiye'den yapılan yaş sebze ve meyve ihracatını durdurma kararı aldı. Açıklama yapılmadan bir hafta önce bu durumu sezdiklerini anlatan ihracatçı firmalar ise, açıklamanın ardından piyasanın etkilendiğini söylediler.
Yaş sebze ve meyvede rekoltenin en yüksek olduğu Mayıs döneminde ihracatın merkezi Rusya'dan gelen bu haber üreticiyi, komisyoncuyu ve ihracatçıyı zor durumda bıraktı. Olayın siyasi olup olmadığı ihracatçılar ve üreticiler arasında tartışılıyor.

"Fethiye Çamköy ve Karaçulha Toptan Sebze Hallerinde ihracata gönderilen domatesin kilosu 70 kuruştan 30-40 kuruşa düştü. İhracattan geri kalan ürünün bir bölümü iç piyasaya sürülürken, büyük bir bölümü salça fabrikasına gönderiliyor. 20 kilogram domatesi 1.50 YTL'ye salça fabrikası için kamyonlara boşaltan üreticiler çiftçinin perişan olduğunu söyledi.
Önceki hafta ürettiği domatesin kilosunu ortalama 50 kuruşa satan çiftçiler şimdi 20 kilogramlık bir kasa domatesi 1.50 YTL'ye satmanın sıkıntısını çekiyor. Bu fiyatlarla işçi parasını dahi kazanamadıklarını belirten bir üretici, 'Amacımız para kazanmak değil seraları temizlemektir' dedi.


"Yaş sebze komisyoncusu Abdullah Güldür de bundan sonra domatesin sadece salça fabrikasına gidebileceğini belirterek şöyle konuştu: 'İki yıl önce böyle bir sorun yaşanmıştı. Bu olay siyasi de olabilir. Kalıntıdan olduğunu sanmıyorum. Aynı ilaçlar geçen yıl da kullanılıyordu bu yıl da kullanılıyor. Geçen haftaya göre fiyatlar yarı yarıya düştü. Önümüzdeki hafta domates hiç para etmeyecektir.' Seradan topladığı domatesleri salça fabrikasına gitmesi için kasasını 1.50 YTL'den satan üretici Ömer Eker ise "İç piyasa yok. İhracata kilosunu 40-50 kuruşa veriyorduk, şimdi kasasını bu fiyata veremiyoruz" dedi.

Salça fabrikası için üreticiden domates alan İsmail Musluk da, bir kasa domatesi 1.50 YTL'ye aldıklarını anlattı. Üreticinin para kazanmak yerine seranın temizlenmesi için domatesi satmaya çalıştığını belirten İsmail Musluk 'İnsanlar domatesi çöpe dökse koku ve pislik oluyor. Hem üreticiye az da olsa ekonomik katkıda bulunuyoruz hem de ürünün çöpe dökülmesini engelliyoruz. Her yıl Mayıs ayı sonlarında bu olay yaşanıyor. Domateste 19 Mayıs olayı var. 19 Mayıs'tan sonra fiyatlar düşüyor' diye konuştu."

TürkRus.com adlı sitede yayınlanan ve halde fiyat depremine neden olan haberde "Daha iki gün önce iki ülke bakanlarının attığı imzalarla iş birliğini geliştirme kararı alan Türkiye ile Rusya arasında ilişkilere umulmadık bir sorun çıktığı ve gölge düştüğü" belirtilerek şöyle denildi: "Rusya, Türkiye'den tarım ürünleri ithalatını 7 Hazirandan geçerli olmak üzere yasakladı. Tarım Bakanlığı'na bağlı Rosselkhoznadzor tarafından yapılan resmi açıklamada, yasak kararının Türkiye'den gelen ürünlerde yüksek miktarda kimyasal zararlı maddeler saptanması üzerine alındığı bildirildi."

Evet haberimiz böyle.

Onların derdi vatandaşın ne yediği değil ki? 

Peki biz bu haberi okuyunca ne düşünüyoruz?

Bizim devletimiz bizi korumuyor. İç piyasaya, içinde bizlere zararlı maddeler taşıyan ürünler göz göre göre veriliyor. Bizler bu ülkenin insanları sanki kobayız.

O halde biz de gidip, vatandaşlarını koruyan devletlerin kontroller yaptığı ülkelerden alalım domatesimizi, patlıcanımızı ve diğer sebze meyvalarımızı. Hiç değilse içinde kalıntı olduğu için iç piyasaya utanmazca sürülen  zararlı maddeleri, meyva ve sebze niyetine, üstüne bir de avuç dolusu para vererek kanserle birlikte satın almamış oluruz. Hem seyahat eder gezip dolaşır, hem de gerekli kontrolları yapılmış domatesleri filan alıp getiririz.

Ruslar bizim ülkemize bavul ticareti için geliyorlardı, biz de Rusya'ya bizim kendi ülkemizde yetişen ama onların devletininin kontroldan geçirdiği tehlikesiz sebze ve meyvelerimizi satın almak için gideriz, ne dersiniz?

Bu yazım üzerine Ankara'da devleti ele geçirmek için birbiri ile kapışan devletliler utanır mı dersiniz? Hiç sanmam, onların derdi vatandaşın ne yediği değil ki? Onların kavgası vatandaşa ne yutturdukları üzerine.(FÖ/EZÖ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN