Çocuğun Yararını Gözeten Bir Medya Yaratmak!

Çocuklar toplumun merkezindeler. Tam da bu nedenle, toplumu değiştirecek güce de sahipler. Çocukların ifade ve düşüncelerinin yaygınlaştırılması için zeminin oluşturulması, çocuk haklarını temel alan bir gazetecinin gözeteceği bir değer olmalı.

Ankara - BİA Haber Merkezi
14 Mart 2007, Çarşamba
İki gün önce (12 Mart) özel bir televizyon kanalının ana haber bülteninde giderek sıklaşan ve bildik hale gelen görüntüler vardı. Zonguldak’ta ilköğretim okulu öğrencileri arasında düzenlenen İstiklal Marşı’nı güzel okuma yarışmasına katılan çocukların, gözyaşları içinde, kendilerinden geçerek marşı nasılda “muhteşem” okudukları haberde öne çıkan tek vurguydu. Yaklaşık iki dakika boyunca ekranda kalan bu görüntüler aslında iyi değerlendirildiğinde iki açıdan oldukça sorunlu görünüyor.

İlk adımda Türkiye’nin de tarafı olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de bütün maddeler için temel alınan “çocuğun yararı” ilkesinden yola çıkmakta fayda var.

Hayal dünyalarının çok geniş olduğu, soyutlama becerilerinin yeni geliştiği, ölümü anlamlandırmanın yetişkin düzeyine ulaşmadığı, insanlar arası ilişkilerin yeni yeni öğrenildiği yaşlarda, çocukların gelişimlerine katkıda bulunacak yarışmalara teşvik edilmesi ve hali hazırda çocuklar tarafından gerçekleştirilen birçok çalışmanın ekranlara yansıması, onlar için daha yararlı değil mi?

Çocuğun yüksek yararı ilkesi, sözleşmede belirtilen dört temel çocuk hakkını merkeze alır. Bunlar; yaşama ve gelişme hakkı, eğitim hakkı, ayrım gözetmeme hakkı ve katılım hakkı. Söz konusu yarışmanın ya da medyada yer almasının, bu dört temel ilke çerçevesinde çocuklara hiçbir yarar sağlamadığı ortadadır.

Çocuklar hak ettikleri kadar yer bulamıyorlar

Bununla birlikte, bu tarz bir yayının yapılması, yıllardır Türkiye’de sıkça karşılaştığımız çocuğun medyada haber yapılması / temsil edilmesi konusunda yaşanan sıkıntıyı ortaya koyuyor. Bu aralar gündemde olan, belediyelerin açtığı çukurlara düşerek en temel hakları, yaşam hakları ellerinden alınan çocukların ölümleriyle ilgili yapılan haberler gibi, daha çok magazin ya da 3. sayfa niteliği taşıyan yayınlar dışında özellikle büyük medya gazeteleri ve ulusal televizyonlarda çocuklar hak ettikleri kadar yer bulamıyorlar.

Bu duruma bir başka örnek ise yaklaşan 23 Nisan ve 19 Mayıs dönemlerinde ekranlara yansıyanlardan. Özellikle 23 Nisan’da, ülke yönetimine temsili olarak birkaç saatliğine katılan çocukların o çok önemli (!) koltuklara oturmaları ya da yaklaşık iki ay derslerinden geri kalmaları pahasına gerçekleştirilen provalardan sonra stadyumlarda yapılan geçit resimleri.

Medya hak ihlallerine zemin oluşturuyor

Bunların hepsine aslında, çocukların kendi gelecekleri ve yaşadıkları toplumun geleceğinin birer inşacıları olduğu kabulünden bakarsak, onların yararına bir medya göremediğimiz gibi, ciddi hak ihlallerine de zemin oluşturan bir gazetecilik anlayışıyla karşı karşıya olduğumuzu hemen görebiliriz.

Oysaki çocuklar toplumun merkezindeler. Tam da bu nedenle, toplumu değiştirecek güce de sahipler. Çocukların ifade ve düşüncelerinin yaygınlaştırılması için zeminin oluşturulması, çocuk haklarını temel alan bir gazetecinin gözeteceği bir değer olmalı. Bu pencereden bakılarak yapılan yayıncılık, çocukların seslerinin yükselmesine olanak sağlayacak, onları toplumsal süreçlere katkıda bulunmanın önemli bir parçası haline getirecektir.

Çocuklar daha güzelini hak ediyorlar

Medyaya çocuklarla birlikte baktığımızda, bu konuda yapılan çalışmalarda, çocukların medyada şiddet görüntüleri görmek istemedikleri, kendilerinin de fikirleri olduğu ve fikirlerinin gazetelerde yer almasını istediklerini ve kendilerinin çeşitli gazeteler ürettiklerini görüyoruz.

Çocukların toplumsal süreçlerin her aşamasına katılımının sağlandığı, her çocuğun hiçbir ayrım gözetilmeden, birer yurttaş olarak kabul gördükleri dünya çok uzaklarda değil. Yeter ki, sadece “çocuklar için” değil, “çocuklarla birlikte” çalışarak, kazandıkları ve hepimizin takipçisi olma sorumluluğumuzun bulunduğu haklarının uygulanabileceği zeminleri yaratalım.

Unutmadan, bu zemin dünyanın her yerinde olduğu gibi bu topraklarda da var ve çocuklar daha güzel televizyon haberleri izlemeyi, kendi seslerinin duyurulabildiği gazeteleri okumayı hak ediyorlar. (SY/KÖ/NZ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN