Bu ülkelerin hiçbirinde Almanlığı, Avusturyalılığı, Hollandalılığı aşağılama diye bir suç yok. İtalyadaki Cumhuriyetin onuruna yönelik suçlar kategorisinin idari para cezasıyla cezalandırılacağı kabahatler haline getirilmesi yönünde bir teklif var.
Bununla birlikte, karşılaştırmalı hukukun, yanlış aktarılarak özgürlüğün kısıtlanması için bir kaynağa dönüştürülebilmesinin de önünde durmak lazım. Çünkü birçok alanda olduğu gibi burada da karşılaştırmalı hukuk bir manipülasyon aracı olarak kullanılıyor. Bunun son örneği Adalet Bakanlığı'nın Hürriyet gazetesi muhabiri Saygı Öztürk vasıtasıyla öğrendiğimiz "İşte Avrupa'nın 301 Mahkumları" raporu. Haberi okuyunca anlıyorsunuz ki, Bakanlık alanı yönlendirmeye çalışıyor ama gazetecinin de bu yönlendirmeyi araştırmak veya habere verilen tepkilere cevap verme gibi bir refleksi de yok.
Habere göre, [301'le] aynı [nitelikteki] maddeden Almanya'da 72, Avusturya'da 1, İtalya'da 107, Hollanda'da 419 mahkumiyet kararı verilmiş. Ama aslında haberi dikkatli okuduğunuzda durumun böyle olmadığı görülüyor. Örneğin şöyle diyor Öztürk:
"Alman Federal İstatistik Kurumu'nun 12 Nisan 2006 tarihinde yayımlanan cezai takibatlara ilişkin yıllık raporunda, 2004 yılında Alman Ceza Kanunu'nun 90, 90-a, 90-b maddelerinin de yer aldığı 'devlet aleyhine işlenen diğer suçlara' ilişkin olarak 72 mahkumiyetin bulunduğu bildirilmiştir."Şimdi sadece bu maddeden ceza alanların 72 olması ile tüm "devlet aleyhine işlenen suçlar"dan hüküm giyenlerin 72 olması arasındaki farkı görmemek için en nazik ifadeyle dikkatsiz olmak gerekir. Ama bu sadece dikkatsizlik olmasa gerektir, çünkü İtalya'ya ilişkin olarak da haberde "İtalya'da devletin kişiliğine karşı suçlar olarak 2000'de 21, 2001'de 31, 2002'de 22, 2003'de 5, 2004'de 28 mahkumiyet bulunmaktadır"** deniyor. Tam anlaşılmasa da muhtemelen burada da 301'in muadili olduğu söylenen 291. maddeyi aşan bir alandan bahsettiğimizi düşünebiliriz. Herhalde bir gazetecinin bu kadar hayati bir konuda bu kadar muğlak bir haber yapmaması, kendisine devlet tarafından sunulan verileri başka kaynaklardan doğrulatması gerekirdi.
Nihayet Hollanda'ya ilişkin bölümde sorun daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Biz Hollanda'yı özgürlükler ülkesi zannederken, haber 419 "301 kararı" verilen baskıcı bir devlet yapıp çıkarıyor, bu ülkeyi. En azından meraklı bir gazetecinin zihnini rahatsız edecek bir veri. Ama haber şöyle diyor: "Hollanda Ceza Kanunu'nun 92 ve devam maddelerinde 'devletin güvenliğine karşı suçlar' düzenlenmiş, yine 111 ve devamı maddelerinde 'kraliyete karşı suçlar', 131 ve devamı maddelerinde ise kamu düzenine karşı suçlar düzenlenmiştir. Bu çerçevede 111. maddede 'krala hakaret etmek', 113 maddede 'aşağılayıcı yazılar dağıtmak', 131. madde 'suç işlemeye tahrik', 132. maddede 'tahrik edici yazılar dağıtmak" 137'inci maddede, 'bir grup insanı aşağılamak', 137'inci maddesinde 'nefrete teşvik etmek' suçları düzenlenmiştir" ve devam ediyor "Hollanda'da anılan suçlardan dolayı 2004'te 240, 2005'te 274, 2006'da ekim ayına kadar 287 dava açılmış bulunmaktadır. Bunlardan 2004'te 134, 2005'te 146, 2006'da 139 tanesi cezai yaptırımla sonuçlanmıştır."
Bir dakika, ama haberin ve raporun konusu "Avrupa'nın 301 mahkumları" değil miydi? Nefrete teşvik, bir grup insanı aşağılamak, suç işlemeye tahrik 301'in neresinde yazıyor? Bizim kanunda bunları düzenleyen başka hükümler yok mu? Bakanlık nasıl bunu 301 raporu diye yayımlar, usta bir gazeteci nasıl olur da bu bilgileri hiç süzgeçten geçirmeden bize servis yapar?
Biz yine de Bakanlığın ve Öztürk'ün yapması gerekip de yapmadığını yaptık ve konuyu ifade özgürlüğü konusunda uzmanlaşmış bir Hükümet Dışı Örgüt olan Article 19'a *** sorduk. Kendilerine dedik ki, bakın Türkiye'de Adalet Bakanlığı böyle bir rapor hazırlamış ve Türkiye'nin en çok satan gazetelerinden biri de bunu haber yapmış, bu konuda verilerinizi bizimle paylaşır mısınız? Çok ayrıntılı bir araştırma yapma imkanları yoktu, üstüne üstlük Adalet Bakanlığı'nın hangi hükümlere dayanarak böyle bir sonuca ulaştığını da net olarak bilmiyorlardı ama yine de kendilerinden genel bir bilgi almak mümkün oldu. (Her bir vakanın ayrıntılı olarak incelenmesi gerektiği konusundaki uyarılarını da hatırlatalım ki, bizde daha sonra rapor ve haber yapacakların da aynı hassasiyeti göstermesine katkısı olsun).
Verilen bilgi kısaca şöyle: Bu ülkelerin hiçbirinde Almanlığı, Avusturyalılığı, Hollandalılığı aşağılama diye bir suç yok. İtalya'daki Cumhuriyet'in onuruna yönelik işlenen suçlar kategorisine ilişkin de geçtiğimiz sene bu suçların idari para cezasıyla cezalandırılacağı kabahatler haline getirilmesi yönünde bir teklif varmış. Haberde anılan ülkelere ilişkin sunulan özel veriler hakkında ise Article 19'un cevabı şöyle:
Almanya'da verilen cezalar ağırlıklı olarak neo-faşistlere yöneliktir ve bu niteliği ile hakaret, sövme, küçük düşürme değil nefret içerikli ifadenin (hate-speech) cezalandırılmasının söz konusudur;Adalet Bakanımız diyor ki, "herkes 301 hakkında konuşmasın, bu ceza hukukçularının işidir." Kendisi kusura bakmasın ama görüldüğü kadarıyla konu Bakanlığın araştırmasına ve Hürriyet gazetesinin haberciliğine bırakılmayacak kadar ciddidir. Sorun Avrupa hukuklarından aktarılacak yanlış bilgilerle ve kasıtlı yönlendirmelerle değil, ifade özgürlüğünü kendine dert eden demokratik güçlerin ifade özgürlüğüne bütünsel bir yaklaşımı ile aşılabilir. (KA/TK)Hollanda'da ise örneğin prensin düğününde boya atarak kamu düzenini bozduğu için bazı kişiler tutuklanmış ve daha sonra devlet başkanına hakaret etmekle de suçlanmıştır ama soruşturmanın asıl nedeni kamu düzeninin bozulmasıdır (anti-social behavior)
Devlet başkanı ve diğer kamu kurumlarına hakaret başka ülkelerde de düzenlenmiştir, bununla birlikte bu suç Adalet Bakanlığı'nın haberinde konu edilen ülkelerden Avusturya'da hiç uygulanmamıştır.
* Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, İnsan Hakları Merkezi
** İfadedeki Türkçe bozukluğuna müdahale edilmemiştir.
*** Article 19, adını İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 19. maddesinden alan Londra'da yerleşik bir Hükümet Dışı Örgüttür.

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN