Sağlıkta Dönüşüm Verem Kontrolünü Engelliyor

Türkiyede verem hâlâ kontrol altına alınamıyor. Türkiye Ulusal Verem Savaşı Dernekleri Federasyonu: Sağlık Dönüşüm sağlık sektörünü ticarileştirerek kontrolü baltalıyor. Ayrıca Sağlık Bakanlığı veremle mücadelede STKlerin görüşlerine başvurmalı.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
11 Ocak 2007, Perşembe
Tüberküloz/verem hastalığı Türkiye'de hala ilk on ölüm nedeni arasında ve en çok çalışma çağındaki gençleri etkiliyor.

Üstelik pahalı tedavi süreciyle başa çıkılamaması sonucu hastaların toplum içinde rahatça dolaşması durumu ürkütücü hale getiriyor.

Türkiye Ulusal Verem Savaşı Dernekleri Federasyonu 60. Verem Eğitim ve Propaganda Haftası'na (7-13 Ocak) ilişkin açıklamasında tüberkülozun kontrolünün ancak Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisi (DGTS) ile mümkün olduğunu savunuyor.

Ancak Federasyon Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Prof. Dr. Ferit Koçoğlu "Sağlıkta Dönüşüm Programı"nın sağlığı "ticari meta"ya, sağlık kuruluşlarını da "ticari işletme"ye dönüştürmesiyle veremin kontrolünde elzem olan DGTS'yi engellediğini söyleyerek Sağlık Bakanlığı'nı uyarıyor.

Tüberkülozda ortak "tanı-tedavi -hasta yönetimi yaklaşımı benimsenmeli

Türkiye Ulusal Verem Savaşı Dernekleri Federasyonu Sağlık Bakanlığı'nın 2006 yılı içinde Doğrudan Gözetimli Tedavinin (DGT) ülke genelinde uygulanması için düğmeye bastığını söyleyerek bu çabayı sevinçle karşıladıklarını belirtti.

Ancak Türkiye Ulusal Verem Savaşı Dernekleri Federasyonu'na göre çabalar Türkiye'de vereminin kontrol altına alınmasında yetersiz.

Federasyon DGTS'nin tam olarak uygulanabilmesi için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

* DGTS' nin başarısı için her şüpheli hastada kaliteli balgam muayenesinin yapılıp 24-48 saat içinde sonucunun verilmesi gerekir.. İstanbul, İzmir, Bursa, Konya gibi şehirlerde dahi bu sorun yaşanıyor. Kalite kontrolüne sahip mikroskopi laboratuar ağının tam olarak oluşturulması gerekir. Bu ucuz ve basit tanı yönteminin yokluğu veya organize edilememesi anlaşılmaz bir durum. Birinci basamak eğitimleri ve gerekli organizasyonlar tamamlanarak 2007 yılında Türkiye'nin her yerinde DGT tam olarak uygulanmalı.

* Çok İlaca Dirençli Tüberküloz hastalarının ülke çapında düzenli tanı ve tedavisi için Sağlık Bakanlığı tarafından ilgili taraflarla ulusal çapta bir toplantı düzenlenip ortak bir "tanı-tedavi -hasta yönetimi yaklaşımının" üretilmesi gereklidir.

Bakanlık neden aşı üretmeyi düşünmüyor?

Prof. Dr. Koçoğlu'na göre sağlıkta dönüşü programıyla sağlıkla ilgili hedeflere bağlı olmayan bir "performans" anlayışı yüzünden verem savaş dispanserlerinin deneyimli pek çok personeli başka kuruluşlara geçti ve yerlerine yenileri konamadı.

Bu nedenle birçok verem savaşı dispanserinde DGT'nin uygulanması mümkün olmadığı gibi, en basit balgam muayenesi bile yapılamıyor.

"Diğer hastalıklara göre maddi getirisi düşük olan verem yataklarını azaltmaları nedeniyle, yatarak tedavi görmesi gereken birçok verem hastası perişan oluyor" diyen Koçoğlu verem aşısı BCG'nin de hâlâ ithal ediliyor olmasının üzücü olduğunu ifade etti.

"1930'lu-40'lı yıllarda birçok aşıyı ve serumu üreten Sağlık Bakanlığı, stratejik bir madde olan bu aşıları bugün neden üretemiyor?"

DGT'nin uygulanacağı ortam oluşturulmadı

Aile hekimliği de Koçoğlu'nun eleştirdiği bir diğer uygulama:

"Bakanlık verem savaşı hizmetlerini Aile Hekimliği Sisteminin neresine yerleştireceğine karar veremedi. Bazı sağlık müdürleri verem savaş dispanserlerinin kapatılacağından söz ediyorlar. Bu şartlar altında DGT nasıl uygulanacaktır? Düzce ilinde başlatılan pilot uygulamaların sonuçları görülmeden, modelin on ilde daha uygulanmaya başlamasının sebebi ne olabilir? O zaman "Pilot uygulama"nın anlamı nedir?"

Türkiye Ulusal Verem Savaşı Dernekleri Federasyonu'nun taleplerinden bir diğeri ise Sağlık Bakanlığı'nın bir programı uygulamaya başlamadan önce ilgili sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini alması.

Federasyona göre başta verem savaşı dernekleri olmak üzere, ilgili kuruluşlarla daha kapsamlı bir işbirliği Tüberküloz Kontrol Programının başarısı için mutlaka gerekli. (EZÖ/KÖ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN