Müdahale Sondan mı Baştan mı İlk Seçenek?

Diyalogsuz askeri müdahale, PKKyi muhatap almama, af konusunun gündeme gelmemesi Türkiyede denenen ve çözümsüzlükle sonuçlanan yollar. Bunları Amerikanın Irakta yapmasının benzer çözümsüzlüklere yol açması ihtimali yüksekken, niye hala aynı dayatma?..

İstanbul - BİA Haber Merkezi
30 Eylül 2006, Cumartesi
Emekli orgeneral Joseph W. Ralston'un unvanı kendisinin ve Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın da altını çizdiği rahatsızlıklar sonucu koordinatörden özel temsilciye çevrildi.

Aynı kalan ise başından beri Ralston'a sorulan soruların alt metni: Askeri müdahale gerçekten son çare mi? Ralston'un açıklamalarına dikkat edildiğinde ise ilk ve son çarenin arasında çok da fazla seçenek olmayabileceği sonucu ortaya çıkıyor.

Benim görevim PKK'yı ortadan kaldırmak

Göreve atandığından beri görev kapsamı, yetkileri ve nerede durduğu bir sürü tartışmaya yol açan Ralston, 27 Eylül akşamı CNN Türk muhabiri Yasemin Çongar'la yaptığı ve tam metnin Türkçe çevirisi ertesi günü CNN Türk'ün sitesinde yayınlanan röportajda "Benim görevim PKK'yı ortadan kaldırmak. Ve şu anda da önümüzdeki en büyük sorun Irak içerisinde bulunan PKK" diye görevini özetlemiş.

Kendisi aynı zamanda "PKK'nın ortadan kaldırılması" için Amerika, Türkiye ve Irak hükümetinin birlikte çalışması gerektiğini, görevinin bir kısmının da bu üç hükümet arasında diyalogu geliştirmek ve etkin sonuç verecek bir üçlü mücadele oluşturmak olduğunu açıklamış.

İlkesel Anti-Militarizmin İçi Boş Mu?

Görevinin PKK'yi ortadan kaldırmak olduğunu açıklayan Ralston'a başından beri en sık sorulan sorulardan biri askeri müdahale hakkında ne düşündüğü. Ralston'ın da bu soruya en sık verdiği cevap askeri müdahalenin de seçeneklerden biri olduğu ancak ilke olarak en son seçenek olmasını benimsediği.

Röportajlar ve şimdiye kadar yapılan açıklamalar bir bütün olarak ve soruların soruluş şekli, sorulmayan sorular ve yapılmayan açıklamalar göz önünde bulundurularak değerlendirildiğinde son çare olan askeri mücadeleden önce gelen çarelerin olmadığı, ya da üzerinde durulmadığı, askeri mücadelenin son çare olması söyleminin de bazı kesimleri yatıştırmak için söylendiği izlenimi ortaya çıkıyor.

Örnek olarak Yasemin Çongar'ın röportajını alalım. Çongar Ralston'a Mahmur kampının kapatılmasına taraftar olup olmadığını soruyor, Ralston'ın cevabı ise bunun yapılması için belirli adımlar atılması gerektiği. Benim beklediğim, hele de masada birden fazla çözüm yolunun olduğu söylenen bir durumda, bu adımların ne olduğu veya olabileceği sorusu.

Fakat Çongar'ın bir sonraki sorusu "Yakın zamanda Mahmur kampının kapatılabileceğini söyleyebilir miyiz?" oluyor, bu sorunun cevabında kullanılan "gerekli belli aşamalar var" kalıbı da sorgulanmıyor.

Röportajın bitmesine yakın Ralston artık bilindik ilkesini tekrarlıyor: bütün opsiyonlar masada, geniş bir aralıkta tüm seçenekleri incelememiz gerekli, bu önlemlerden biri de askeri opsiyon.... Hepimiz güç kullanımının en son çare olmasını, ilk çare olmamasını isteriz."

Diyalog Yok, Af Konusuna Da Karışamayız

Aynı röportajda Çongar askeri harekatın dışında PKK üyelerinin Türkiye'ye dönmeye nasıl zorlanabileceklerini veya teşvik edilebileceklerini ve Türkiye hükümetiyle yapılan görüşmede af konusunun açılıp açılmadığını soruyor.

Ralston ilk sorunun cevabının kendisi, General aşer ve Iraklı meslektaşları tarafından görüşüleceğini, af konusunun ise Türkiye hükümetinin kararına bağlı olduğunu söylüyor.

Ralston: Teröristle pazarlık söz konusu olamaz

Öte yandan, 27 Eylül tarihli açıklamasında Ralston, Türk halkına PKK ile görüşmeyeceği mesajının iletilmesini istiyor, Dışişleri Bakanlığı ise 26 Eylül tarihli açıklamasında Celal Talabani'nin Newsweek'e yaptığı PKK ile görüştüğü ve ateşkesin mümkün olduğu yönündeki açıklamaları "vahim" olarak nitelendiriyor; çünkü "Türkiye'nin teröristlerle pazarlık etmesi söz konusu olamaz."

Zaten Yasemin Çongar'ın röportajının bitiminde röportaja yer veren Editör'den programının sunucusu ...'nun da ilk sorusu Talabani'nin PKK ile konuşmasının üçlü mücadelenin bir ayağının kırıldığı anlamına mı geldiği oluyor.

Ortaya çıkan durum şu ki: Askeri müdahale son çare, ama kesinlikle PKK ile diyalog kurulmayacak, diyalog sonunda beliren bir silah bırakma olasılığı "vahim bir durum" olarak değerlendirilecek, kamplar kapatılır ve PKK üyeleri Türkiye'ye geri dönmeye teşvik edilir/zorlanırken bir yandan af konuşulmayacak ve bu insanlar sadece suçlu/terörist olarak algılanacak ve PKK ortadan kaldırılacak.

Denendi olmadı, niçin aynı dayatma?

Diyalogsuz askeri müdahale, PKK'yi muhatap almama, af konusunun gündeme gelmemesi daha önce Türkiye'de denenen ve çözümsüzlükle sonuçlanan yollar. Bunları Amerika'nın Irak'ta yapmasının da benzer çözümsüzlüklere yol açması ihtimali yüksekken, niye hala aynı yaklaşımlarda dayatıyoruz?

Bir de tabii henüz açıklanmayan, gazeteciler tarafından da üzerine gidilmeyen aşama ve adımlar en az iki, muhtemelen üç eski asker tarafından konuşulacak.

Sanki askeri müdahale sadece sondan değil baştan da birinci adım, Ralston'un sık tekrarladığı ilkesi ise Amerika dış politikasına muhalif olanları ve/veya anti-militarist duruşları teskin etmek için.

Bir de ufak son hatırlatma: Irak'ın işgali son seçenek olarak açıklanmış ve meşrulaştırılmaya çalışılmıştı...(EK/EÖ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN