Suça İtilen Çocuk İçin Özel Uygulama Şart

Kasımpaşa, Hacıhüsrev Mahallesine yapılan polis baskınında kurumlardan kaçan çocukların sosyal hizmet uzmanı ve pedagog olmadan alınması bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Avukat Akço çoçuğun kurumdan kaçmasının nedeni üzerinde durulmasını savunuyor.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
21 Mart 2006, Salı
İstanbul Kasımpaşa Hacıhüsrev Mahallesine 17 Mart 2006 tarihinde polis sabah saatlerinde baskın yaparak bazı kişileri göz altına aldı. Baskında daha önce çeşitli suçlardan yakalanarak mahkeme kararıyla koruma altına alındıkları, ancak tutuldukları kurumlardan kaçtıkları belirlenen bazı çocukları da kurumlarına teslim edilmek üzere çocuk polisi tarafından alındı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Karadeniz Ereğli Şubesi Bakanı Çetin Yılmaz, Romanların toplu yaşadığı mahallede asıl sorunun asayişsizlik olmadığını, açlık, yoksulluk ve Romanlara uygulanan ayrımcılık olduğunu ve polisin sosyal hizmet uzmanı ve pedagog bulundurmadan böyle bir uygulamam yapmasının hem hukuk hem de insanlık dışı olduğunu söylüyor.

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi'nden avukat Seda Akço, "Hukuki açıdan polis böyle bir arama yaptığında yanında sosyal hizmet uzmanı bulundurmak zorunda değil ama sosyal hizmet uzmanı ya da pedagog bulunsa da o çocuğun yerleştiği kurumdan neden kaçtığı önemli. Sosyal hizmet kurumları çocuğu korumaya yönelik nasıl program uyguluyor?" diyerek sorunun çözümüne vurgu yapıyor.

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şube Başkanı Abdullah Karatay, "Sosyal hizmet kurumlarında bakım ve eğitim programları dışında özel durumu olan çocuklara herhangi bir program uygulanmıyor. Suça itilen çocukları diğer çocuklardan ayrıştıran ara istasyon kurumları oluşturulmalı" diyor.

Hacıhüsrev'e baskın

Asayiş Şube Müdürlüğü, Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı'na başvurarak İstanbul'un suç merkezlerinden olduğunu ileri sürdüğü Hacıhüsrev Mahallesi'ne, hırsızlık suçlularının yakalanması ve delillerin ele geçirilmesi amacıyla baskın düzenleme izni istedi.

Savcılık, mahalledeki 100 eve, bir hafta içinde, polisin belirleyeceği bir gün operasyon düzenlenmesi için gerekli izni verdi. Asayiş Şube Müdürlüğü, Özel Harekat ve Çevik Kuvvet ekipleri, 1500 polis memuruyla sabah saat 04.30'da mahalleye girdi.

Çocuklar kuruma

Polis operasyonda mahallenin giriş ve çıkışları kapatarak mahalleyi ablukaya aldı. Polis mahalledeki evlerin her birine tek tek girerek arama yaptı.

Yapılan kontrollerde, daha önce çeşitli suçlardan yakalanarak mahkeme kararıyla koruma altına alındıkları, ancak tutuldukları kurumlardan kaçtıkları belirlenen bazı çocuklar da kurumlarına teslim edilmek üzere çocuk polisi tarafından alındı.

Yılmaz: Baskın değil iş, aş, eğitim

İHD Karadeniz Ereğli Başkanı Yılmaz yaşanan olayı Romanlar adına hak ihlali olarak görüyor.

"Romanların toplu yaşadığı mekanlar yoksulluğun ve açlığın adresidir" diyen Yılmaz Hacıhüsrev'de yaşayan insanların açlık ve yoksullukla mücadele ederek yaşamaya çalışan kentin en yoksul insanları olduğunu belirterek çözümün baskın yapmak olmadığını söylüyor:

"Sorunun sadece bir asayişsizlik sorunu olmayıp Romanların açlık, yoksulluk ve ayrımcılık sorunu olduğunu görmek ve buna uygun olarak insan haklarını ve hukuku dışlamayan bir yaklaşımla iş, aş ve eğitim olanakları yaratmakla çözümü için gereken tedbirlerin alınması kamu yöneticilerinin ve siyasi erkin görevidir."

"Çocuk için sosyal hizmet uzmanı ve pedagog olmalı"

"Emniyet; bu tür operasyonlarda sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve pedagog bulundurmak zorunda" diyen Yılmaz'ın dikkat çektiği konu mahallede yaşayan çocukların zarar görmemesi için polis tarafından hiçbir tedbir alınmaması.

Yılmaz'ın açıklaması Hacıhüsrev'e yapılan baskında çocuk haklarının gözetilip gözetilmediği tartışmasını da beraberinde getiriyor.

Akço: "Her çocuk faklıdır" bakış açısı yok

Avukat Akço konuyu yasal çerçevede değerlendiriyor: "Polis gerekli izinleri almışsa, arama uygulamasını yaparken hukuki açıdan yanında sosyal hizmet uzmanı ya da pedagog bulundurmak zorunda değilse bile gireceği evlerde çocuklarla karşılaşacağı riskini göz önüne alıp tedbir olarak bulundurmalı."

Ancak Akço'ya göre sorunun çözümü için sosyal hizmet uzmanın ya da pedagogun çocuğun alıkonulması ya da yakalanması sırasında bulundurulması yeterli olmuyor.

"Sosyal hizmet uzmanı, pedagog çocuğa içinde bulunduğu durumu doğru aktarmak durumunda. Çocuktan ailesini reddetmesini beklemek zaten mümkün değil" diyen Akço, uzmanın çocuğa güven vermesi ve onu kuruma yerleşmeye ikna etmesi gerektiğini belirtiyor.

Bu süreç hukuki olarak nasıl işlemeli?

Akço'ya göre çocuğun ailesi tarafından suça karıştırıldığının ya da itildiğinin belgelenmesi, ispatlanması gerekiyor. Daha sonra çocuğu suçtan korumak için aileyle hareket etme yolunu benimsemek lazım.

"Eğer aileyle işbirliği kurulamıyor ve aile direnç gösteriyorsa çocuğun aileyle ilişkisi sınırlandırılabilir. Gerekirse ailesinden velayeti alınır.

Hacıhüsrev'de daha önce çeşitli suçlardan yakalanarak mahkeme kararıyla koruma altına alınan ancak tutuldukları kurumlardan kaçtıkları belirlenen bazı çocuklar da kurumlara gönderilmek üzere polis tarafından ailelerinden alındı."

Akço bu durumu şöyle yorumluyor:

"Sosyal hizmet uzmanı çocuğu kurumda kalmaya ne kadar ikna ederse etsin, eğer kurumda çocuğa özel olarak eski alışkanlıklarını terk ettirecek ve ona yeni alışkanlıklar sağlayacak geliştirme programları yoksa o çocuk kurumdan kaçar.Unutmayalım ki her çocuk farklıdır. Farklı sosyal danışma mekanizmaları şart."

Karatay: Emniyet "suç" sosyal hizmetler "çocuk" diye bakıyor

Konuyla ilgili görüşünü aldığımız Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şube Başkanı Karatay, kurumlarda sadece bakım ve eğitim hizmeti veren standart bir program uyguladıklarını onun dışında suça karıştırılan çocuklar için özel bir uygulamalarının olmadığını aktarıyor.

"Suça itilen çocukla diğer çocuğun aynı kurum ortamında kalmaları her iki taraf açısında da sağlıklı değil" diyen Karatay, suça itilen çocuk konusunun emniyet tarafından "suç", Sosyal hizmetler tarafından "çocuk" olarak tek taraflı görüldüğünü ve bu durumun soruna neden olduğunu ifade ediyor.

"Ayrıştırıcı geçici özel uygulama şart"

Karatay çözümü geçici ara ayrıştırıcı istasyon kurumlar olarak öneriyor:

"Emniyet tarafından kurumlara yönlendirilen ve suça itilmiş olan çocuklar kurumlara yerleştirilmeden önce onlara yönelik ayrıca başka bir mekanda daha özel bir muameleyle karşılaşmalı." (EZÖ/KÖ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN