Evrim Kuramı yok sayılarak bilim yapılamaz. Bugün kendisine biliminsanı diyen bir kişi, dünyanın düz olduğunu, evrenin merkezinde bulunduğunu ve tüm gökcisimlerinin onun etrafında döndüğünü söyleyerek bilim yapabilir mi?
Evrende her şey her an değişim içindedir; evrim geçirir. Bilim, bu değişimin yasalarını bulma ve formüle etme etkinliğinin adıdır. Bu değişim ve evrim kavranmadan bilim yapılamaz ve bilimsel bir düşünce geliştirilemez. Değişim ve dönüşüm sonsuz olduğundan, bilimsel çalışmanın da sonu yoktur.
Bilim, "mutlak doğru"ları, "dogma"ları dışlar. Canlılar dünyasındaki değişimlerin mekanizmalarını inceleyen Charles Darwin 'in Evrim Kuramı 'nın önemi de ancak bu kapsamda anlaşılabilir.
Evrim Kuramı, Darwin tarafından ortaya atıldığından beri tartışılıyor. Burada, kuramı derinleştiren, yeni bulgular ışığında eksiklerini tamamlayan, yeni kanıtlar ve açılımlar getiren bilimsel tartışmaları kastetmiyoruz tabii.
Sözünü ettiğimiz bağnaz dinsel düşüncenin bilime saldırısıdır. Haksız da değiller; çünkü Evrim Kuramı ve son yıllarda genetik bilimindeki gelişmelerle bu kuramın net olarak kanıtlanışı, dinsel düşünceyi can evinden vurmaktadır. İnsanoğlu, Tanrıların son kalesi olan "yaratma" eylemini de onların ellerinden almıştır artık!
Bilimsel Devrim'in bir büyük atılımı: evrim
Darwin'in Evrim Kuramı, Bilimsel Devrim'in en büyük atılımlarından biridir; dolayısıyla etkisi sadece biyoloji alanında gözükmedi, bütün bir bilimsel etkinliğin rotasını değiştirdi. İnsanın evrene, doğaya, canlılığa, topluma ve kendisine ilişkin bakışında köklü bir dönüşüm yarattı; tıpkı Kopernik Devrimi gibi, Lavoisier'nin enerjinin ve maddenin sakınımı yasası gibi, Marx'ın toplum kuramı gibi...
Evrim Kuramı yok sayılarak bilim yapılamaz. Bugün kendisine bilim insanı diyen bir kişi, dünyanın düz olduğunu, evrenin merkezinde bulunduğunu ve tüm gökcisimlerinin onun etrafında döndüğünü söyleyerek, yani Kopernik ile başlayıp Galilei ve Kepler ile devam edip Newton ile olgunlaşan evren anlayışını reddederek bilim yapabilir mi? İşte Evrim Kuramı da aynı değerdedir. Canlıların Tanrı tarafından şimdiki halleriyle yaratıldığını, insanoğlunun Adem ile Havva'dan geldiğini, kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığını iddia ederek bilim yapılabilir mi?
Eğitimde evrim yerine yaratılışçılığa yer vermek
Evrim Kuramı'nı savundu diye öğretmene soruşturma açmak, Evrim Kuramı'nı ders kitaplarından çıkarmaya, yerine yaradılış dogmasını koymaya çalışmak, bilim ile aydınlık düşünce ile çatışmak anlamına gelir. Tarihsel olarak baktığımızda boşa çaba! Ama güncel olarak baktığımızda bu gerici çaba, başı dik, sorgulayan, bilimsel anlayışa sahip kuşaklar yerine; bağnaz, dogmatik ve beyinleri kul ideolojisiyle iğdiş edilmiş kuşaklar yetiştirmek, dolayısıyla ülkenin ve halkın yarınlarını karartmak anlamına gelir.
ABD'den ithal sözde bilimsel akım:"Akıllı Tasarımcılık"
Bir noktayı daha belirtmekte fayda var: Evrim Kuramı'na yönelik bu saldırıların ana merkezi, tam da Bush iktidarının tabanını oluşturan ABD 'li köktendinci çevrelerdir. Son dönemde, yaradılışçılığı bilimsel bir kisve altında sunmaya çabalayan "Akıllı Tasarımcılık" akımı, bu çevreler tarafından üretiliyor, finanse ediliyor ve Fethullah Hoca, Adnan Hoca gibi tarikat şeyhleri eliyle bizim gibi ülkelere ihraç ediliyor. Bu isimlerin Kâbeleri, Evangelist Kilise'dir.
Bilimin içeriğinde demokrasi yoktur
Bir de bazı postmodern "demokratlar" var. Derler ki, ders kitaplarında Evrim Kuramı da yaradılış "kuramı" da okutulsun, öğrenciyi "özgür" bırakalım, dilediğini seçsin. Oysa yaradılış bilimsel bir kuram değildir; gözlemi, deneyi yapılamaz, doğrulanamaz, yanlışlanamaz. Tanrı kelamıdır, ona ancak inanılır. Dolayısıyla bunlar, iki farklı bilimsel yaklaşımmış gibi ele alınamaz. Yaradılış efsanesi, bilimsel düşünce öncesi çağa aittir.
Bilim etkinliği ancak demokratik bir ortamda yeşerebilir; ama bilimin içeriğinde demokrasi olmaz. Bir bilim insanı ve bir eğitmen, "2 kere 2, 4 de olabilir, 5 de olabilir" veya "yerçekimi olabilir de olmayabilir de" diye ders veremez.
Uzun sözün kısası: Evrim = Bilim.
*Bilim ve Gelecek Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
(EH/GS)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN