Keper Köyü Mezrasına götürüldüler. Hava karanlık mıydı, yoksa gün ortası mıydı, bilemiyoruz. Yağmurlu, yoksa güneşli bir gün mü, bilemiyoruz. 11 erkek ve eli silahlı kaç adam vardı onu da bilemiyoruz. Gördükleri son insan yüzü, infazcılarının yüzüydü.
Eşlerinin, çocuklarının gözü önünde alıp götürüldüler. Onlar ne hissetti, çocukları ne hissetti bilemiyoruz.
Ama onları gözaltına alan genç askerlere "vatan haini" olarak tanıtıldıklarını tahmin edebiliyoruz.
Franco'nun İspanya'sı, Salazar'ın Portekiz'i, Pinochet'nin Şili'sinde ne olduysa, o gün Diyarbakır'a bağlı Alaca Köyü kırsalında o oldu.
İsimleri Mehmet Salih Akdeniz, Celil Aydoğdu, Mehmet Şah Atala, Nusrettin Yerlikaya, Turan Demir, Behçet Tutuş, Bahri Şimşek, Şerif Avar, Hasan Avar, Ümit Taş ve Abdi Yamuk'tu.
Karıları çocukları onları son kez askerlerin arasında giderken gördü.
Keper Köyü Mezrası'na götürüldüler.
Hava karanlık mıydı, yoksa gün ortası mıydı, bilemiyoruz.
Yağmurlu, yoksa güneşli bir gün mü, bilemiyoruz.
11 erkek ve eli silahlı kaç adam vardı onu da bilemiyoruz.
Gördükleri son insan yüzü, infazcılarının yüzüydü.
"Biz masumuz. Çoluk çocuğumuza bağışlayın" diye yalvarıp yakarmadıklarını da bilmiyoruz.
Öldürülmek üzere olduklarının farkında mıydılar, onu bile bilmiyoruz.
Şimdi, aradan 13 yıla yakın zaman geçtikten sonra bildiğimiz tek şey, üzerlerine kurşun yağdığı ve 11 erkeğin topluca bir mezara gömüldüğü.
Karılarının, çocuklarının yıllarca ümitle, sabırla onların yolunu beklediği, geceleri onlardan hayırlı bir haber gelmesi için dualarla yatıp dualarla kalktığı.
Ama dualar cevabını bulamadı.
Onlar 2 Kasım 2004'e kadar, kimsenin haberi olmadan bir dağ başında yatıp durdu.
Bulunduklarında geriye sadece kemikleri kalmıştı.
Sadece iki köylünün kimliğini tespit etmek mümkün olabildi. Ahmed Arif'in usta kalemiyle anlattığı bir sahneydi bu
"Bu gözler, bir kere bile faka basmadı
Çığ bekleyen boğazların kıyametini
Karlı yumuşacık hıyanetini
Uçurumların,
Önceden bilen gözleri...
Çaresiz
Vurulacaktı,
Buyruk kesindi,
Gayri gözlerini kör sürüngenler yesindi...
Vurulmuşum
Dağların kuytuluk bir boğazında
Vakitlerden bir sabah namazında...
Yatarım
Kanlı upuzun...
Vurulmuşum
Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranım çıkmaz
Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız.."
Türkiye'nin yakın tarihini ne kadar güzel özetlemiş Ahmed Arif Usta.
Faili meçhul 11 cesedin peşine şimdi AK Partili Cavit Torun ile CHP'li Mesut Değer'in de aralarında bulunduğu Meclis İnsan Hakları Alt Komisyonu düştü.
Dileriz, bu kez hukuk devleti kazanır.
Bir dağ başında infaz edilen 11 insanın canının, kanının hesabı sorulur. (EB/TK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN