Fotoğraf Üstüne Sorular

Adam, sol bacağını oturduğu tek kişilik koltuğun üzerinde sallandırmış, bacakları açık, elinde sigarasıyla sağa doğru kaykılmış. Üstelik ünlü bir aktör; David Carradine. Üstüne üstlük, karşısında kadın bir gazeteci. Ne demeli?

İstanbul - BİA Haber Merkezi
01 Ekim 2005, Cumartesi
Yazar Feyza Hepçilingirler bir öyküsünde bir karakterini tanımlarken, "balkabağı gibi yayılmıştı bankın üzerine" şeklinde bir ifade kullanır.

Sanki o balkabağını almışlar Milliyet Gazetesi'nin 27 Eylül günkü kültür sanat sayfasının ortasına oturtmuşlar.

Adam, sol bacağını oturduğu tek kişilik koltuğun üzerinde sallandırmış, bacakları açık, elinde sigarasıyla sağa doğru kaykılmış. Üstelik ünlü bir aktör; David Carradine. Üstüne üstlük, karşısında kadın bir gazeteci. Ne demeli?

Bir zamanlar Başbakan Bülent Ecevit'in, masanın kenarına oturarak ayağını sallayan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Bill Clinton karşısında oval ofiste el pençe divan durmasını, "iki ülke başkanının samimi buluşması gibi algılayanların" izinden mi gidelim? Hayır.

Bu fotoğraf dünyaca ünlenmiş bir sinema oyuncusunun kendine güveninin ifadesi olabilir mi? Bu nasıl bir kendine güven olabilir mi? Megalomanlık mertebesine ulaşmış bir kendine güven. Buna nedir?

Hatırladığım bütün ABD başkanlarında, - Ronald Reagen, Bill Clinton, George W Bush - ortak bir yüz ifadesi vardı; yukarıdan bakan, soğuk, alaycı, ezici, aşağılayıcı ve de küstah.

Fotoğraftaki esas erkeğin yüzü ne kadar da başkanlarını andırıyor. Acaba Carradine, Amerikalı bir gazetecinin karşısında böyle laubali bir şekilde yayılabilir miydi?

Madalyanın diğer yüzü; film eleştirileriyle tanıdığımız Alin Taşçıyan. Kayıt cihazını David Carradine'e doğru uzatmış.

Adam uzun süredir öyle oturuyor olmalı ki, Taşçıyan, kolu yorulduğu için kayıt cihazı olan eline sol eliyle destek yapıyor.

Alin Taşçıyan, nasıl böyle bir pozisyonun karşısında sorularını sorabiliyor? Nasıl böyle bir durumu kabul edebiliyor?

Nasıl böyle bir durumdayken fotoğraf çekilmesine izin veriyor. Ve ertesi gün gazeteyi eline alan Alin Taşçıyan, fotoğrafı gördüğünde ne hissetti?

Ünlü bir sanatçıya saygı belirtisi mi, yoksa mesleğini yerine getirme çabası mı? İkisi de olabilir mi? Eşit ilişkinin olmadığı yerde, ezen-ezilen, yöneten-yönetilen, üstün olan-üstün olmayan ilişkisi vardır.

Acaba, Alin Taşçıyan'ın karşısındaki Carradine'nin yerinde Jane Fonde olsaydı, Fonde böyle balkabağı gibi yayılır mıydı? Ya da Jane Fonda, Türk bir erkek gazetecinin karşısında olsa, nasıl otururdu?

Cengiz Semercioğlu, Hürriyet gazetesinin 28 Eylül günkü köşesini şöyle bitiriyor: "Ben Taşçıyan'ın yerinde olsam böyle bir fotoğraf çektirmezdim, fotoğrafçının yerinde olsam böyle bir fotoğraf çekmezdim, önüme gelse böyle bir fotoğraf sayfaya koymazdım."

Taşçıyan o fotoğrafı çektirmemeli, foto muhabir o fotoğrafı çekmemeli, editör o fotoğrafı yayınlamamalıydı. (AD/BA)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN