Kota, ve kadına yönelik şiddet konularında görüşlerini açıklayan Kadın Bakanına KA-DER Yöneticisi Acuner ve Avukat Gülbahardan tepki geldi: Hukukçu olan bakan, kadın örgütlerini dinledikten sonra itirazlarını yapmalıydı. Tabanıyla ters düşmesin.
Türkiye'deki kadının en büyük sorununun "sadakatsiz kocalar" olduğunu açıklayan Çubukçu, kadın örgütlerinin kadın hakları konusunda yürüttükleri tüm kampanyaları da elinin tersiyle geri çevirdi.
Bakan Çubukçu'nun, basında yer alan sözleriyle ilgili bianet'in sorularını yanıtlayan Selma Acuner ve Hülya Gülbahar "kota", "pozitif ayrımcılık" ve "zina" konularında kadın örgütlerinin tezlerine karşı çıkan Çubukçu'nun, kadın örgütlerinin çalışmalarının sonuçlarını AKP iktidarına mal etmesine tepki gösterirken bakanın kadın örgütleriyle olan sorununu bir an önce çözmesi gerektiğini de hatırlatıyorlar.
Bakan Çubukçu, dersini çalışmıyor
Çubukçu'nun, "BM'nin CEDAW Sözleşmesi' ndeki tüm hükümlerin iç hukukta hayata geçirilmesi ve kadına yönelik her türlü ayrımcılığın önlenmesi AKP'nin programında yer alıyor" iddiasını, Av. Hülya Gülbahar şöyle yanıtlıyor:
"CEDAW Sözleşmesi'ni uygulamak için tek bir şey yapmadılar. TCK değişiklikleri bizlerin zoruyla oldu. Uluslararası sözleşmelerin iç hukuk normunda olduğu zaten anayasanın eski halinde bile vardı. Biraz daha netleştirdiler ama, biz henüz bir faydasını göremedik."
KA-DER Ankara Dış İlişkiler sorumlusu Dr. Selma Acuner ise, Çubukçu'nun "Anayasanın 90. ve 10. maddelerini biz değiştirdik" sözlerine karşılık, "Anayasanın 10. maddesi eksik kaldı. CEDAW'ın 4. maddesiyle destekleyemedik. Bu türden geçici önlemler, ayrımcılığın önlenmesi sayılmaz, diyemedik," dedi.
Türkiye'nin, uluslararası sözleşmelerin ulusal yasaların üzerinde olduğunu kabul ettiğini belirten Acuner, "AKP'nin 90. ve 10. madde değişikliklerini yapması kadın örgütlerinin başarısıdır" dedi.
Gülbahar: Kadın STK'leri olmasa çalışmalar yürümez
Gülbahar ise "10.madde aynı muğlaklıkla ortada. Onun biraz daha netleştirilmesinin pratik bir sonucu ortada yok" derken, Çubukçu'nun "Kız çocuklarının okullu olmasına ilişkin kampanyaları biz geliştirdik" iddiasına da, "UNICEF olmasa, bir dolu kadın STK emeği olmasa, o kampanyalarda fiyasko olurdu" karşılığını verdi. Gülbahar bakanın "kadına yönelik şiddetin önlenmesi platformlarını biz kurduk" sözünü ise "gülünç" buluyor.
AKP'nin liberal politika güttüğü söylenemez
Gülbahar, "Çubukçu, bir söyleşisinde kendisinden kadınlardan sorumlu bakan olarak söz edilmesinden hoşlanmadığını söyledi.Bekledim ki, ne demek sorumlu, tüm kadın dernekleriyle, hep beraber kadın sorunlarını çözmek için uğraşıyoruz, desin. Hayır, çocuk, yaşlı ve hastaları da katarak, kadının geleneksel rolünü daha da pekiştirdi" dedi.
Acuner, Bakan Çubukçu'nun "AB ülkelerinde siyasi partiler yasasında kota uygulaması yok" açıklamasına ise "Avrupa'da kotaya karşı olanlar liberal grup. Serbest rekabet nedeniyle karşılar. AKP'nin liberal bir politika yaklaşımı güttüğünü de söyleyemeyiz." yanıtını verdi.
Gülbahar, AKP'nin kadına ilişkin ciddi bir programı olmadığı gibi, kendi muhafazakar ahlak ve din anlayışlarını tüm topluma empoze etmeye çalışıyorlar" dedi.
Parlamento da 180 kadın milletvekili olmalı
Acuner, "Türkiye'de kadınların temsil krizi var. Parlamento da yüzde 4.4 iken bu oran yerel yönetimlerde 1'in de altına düşüyor. Kadınlar yerel yönetimlerde yoklar. Koşulları eşitlemek için, kadınların temel ve özgün sorunlarını ve kendi görüşlerini yaşama geçirebilmesi için, parlamento da 180 kadın olması gerekiyor. Bu da "kritik eşik" denilen yüzde 30'a tekabül ediyor."
Çubukçu'nun hukukçu kimliğine gönderme yapan Acuner, "Kadın derneklerini dinlerse, yasaları ve karşı çıkış noktalarını incelerse kotanın neden gerekli olduğunu görür. Çubukçu kadınları dinlesin, tabanı dinlesin," önerisinde bulunuyor.
Kota yöntemlerden biri ve tek şart
Acuner, "kota uygulamaları tüm Avrupa ülkelerinde, Medeni Kanunumuzu aldığımız Fransa'da bile var. Fransa'da parite yasası var. Yüzde 50/50 . Bunlar geçici önlemlerdir,," diyor.
"Tarihsel eşitsizliği gidermek adına önerilen geçici önlemler. Kota yöntemlerden biridir, şarttır. Kadınların temsil edilmediği, kadın söyleminin olmadığı bir parlamenter süreçle karşı karşıyayız".
Çubukçu'nun, kadın örgütlerinin eleştirisine yol açan bir söylemi de "kocaların aldatması" üzerine. Gülbahar, "Koca aldatmayınca sorun bitiyor mu? Sadakatsiz, aldatan, fuhuş yapan bir koca tek sorun değil," diyor.
Sorunun olduğu yerde çözme iradesi de vardır
Gülbahar'a göre, AKP'nin kadına ilişkin ciddi bir programı yok: "Programı olmadığı gibi, kadın sorununu çözmek gibi de bir derdi de yok.
"Öyle olsa, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nün adında önceden varolan "Sorunları" kelimesini çıkartmazlardı. Böyle bir sorun kabul etmiyorlar. Bir şeyi çözme iraden varsa, çözmek için uğraşırsın, sorun kelimesiyle değil."
Bakanın davası 27 Eylül'de
Devlet Bakanı Nimet Çubukçu kadın örgütleriyle aynı zamanda mahkemelik de.
"Madde-i mahsusa tayini suretiyle hakaret" gerekçesiyle açtığı kamu davasının taraflarından biri olan Kadının İnsan Hakları Yeni Yönelimler Vakfından Liz Amado Çevik yeni TCK'deki kadınla ilgili "Anayasa değişikliği" paketindeki 10. maddenin değiştirilmesi gerektiğini söylüyor.
Çevik, yasaya, "pozitif ayrımcılık"ın" eklenmesi için kampanya başlattıklarını ancak, o tarihte milletvekili olan Nimet Çubukçu'nun buna karşı çıktığını anımsatıyor. Çubukçu'yu, "bu çağdışı ayrımcı tutum" dolayısıyla kınadıklarını söylüyor.
Kadın örgütleriyle bu nedenle mahkemelik olan Çubukçu, adli tatilin bitmesiyle birlikte üçüncü kez kadınlarla karşı karşıya gelecek.
Gülbahar, "Davanın bitmesi, sonuçlanması gerekiyor" dedi.(AD)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN