ABDnin PKK ile İlişkileri

Yeniden, terörle mücadele adı altında demokrasi dışı, basın özgürlüğünü hedef alan eğilimler gelişiyor. PKK, son eylemleriyle demokratikleşme sürecini zehirliyor. Gereken, Kürt sorununu ciddiye almak ve cesur çözümler üretmek için harekete geçmek.

İstanbul - Cumhuriyet
22 Temmuz 2005, Cuma
Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ 'un PKK'nin yönetim kademelerinin teslim edileceğine ilişkin ABD tarafından söz verildiğini açıklaması üzerine Osman Öcalan ilginç saptamalarda bulundu.

Osman Öcalan'ın, ABD konusundaki değerlendirmesi şöyle:

"PKK liderlerinin, ayrılmış olanlar da dahil, yakalanıp Türkiye'ye teslim edilmesinin siyasi konjonktürü mevcut değil. ABD, çıkarlarını düşünmek zorunda. Kendisine müttefik Kürtlerdir. Kürtlerin yüzde 90'ı ABD yanlısı bir tavır içinde. Buna karşılık Türkiye'de Türk halkının yüzde 80-90'ı ABD'ye karşı. Roller artık değişti."

Osman Öcalan'ın değerlendirmesi pek de bilinmeyen bir şey değil. Ancak, ABD'nin Kuzey Irak siyasetini tanımlamak açısından önemli ipuçları içeriyor. Irak işgalinin ardından ABD'nin bölge halkları tarafından eskisinden daha fazla antipatik hale geldiği bir gerçek.

Yalnızca İsrailliler ve de Kürtler, Washington'a yakın duruyorlar. Irak'ta başı dertte olan Bush ve müttefikleri açısından Kürtlerin müttefik güçlerine yakın durması büyük önem taşıyor. Bu yüzden işgal kuvvetleri Kürtlerin Irak siyaseti içinde öne çıkmasına destek veriyorlar.

Kuzey Irak'a gelince; bu bölge bazı sorunlara rağmen Irak'ın diğer bölgelerine göre istikrarlı ve sakin sayılabilir. PKK'nin de bu bölgeyi kendisine üs edinmesi Türkiye ile ABD ilişkilerinin gerginleşmesine neden oluyor. Türkiye, buraya yerleşen PKK güçlerine karşı askeri harekat yapmak istiyor.

ABD ise böyle bir harekata uzun zamandır vize vermek niyetinde olmadığını belirtiyor. Washington'ın, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından bölgeye yapılacak bir operasyonun diğer Kürt güçlerini de hedef alabileceğini ve böyle bir durumun ise yeni gerginlikler ve çatışmalara neden olabileceğinden endişe ettiği anlaşılıyor.

ABD açısından kritik bir durum söz konusu. Bir tarafta bölgedeki önemli müttefiki Türkiye'nin talepleri, öte tarafta Kuzey Irak'ta ortaya çıkabilecek yeni gerginlikler. Aylardır ABD'nin, Türkiye'yi sakinleştirmeye çalıştığına, PKK'yi ise kontrol etmek istediğine ilişkin yorumlar yapılıyor.

Son PKK eylemleri, Türkiye'nin taleplerinin artmasına ve ABD'yi daha fazla zorlamasına neden oldu. Türkiye, sınır ötesi harekat yapmak istiyor. ABD ise şu ana kadar böyle bir operasyona yeşil ışık yakmadı.

Başbakan Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay İkinci Başkanı İlker Başbuğ, "Gerekirse Irak'a gireriz" diyerek ABD'ye tutum alabileceklerini açıkladılar. ABD'nin buna nasıl bir tepki göstereceği hâlâ tam olarak netleşmiş değil.

ABD'nin, Kuzey Irak'a Türkiye'nin müdahalesine izin vermeyerek PKK ile dolaylı bir dayanışma gösterdiği söylenebilir. Peki, ABD PKK'yi koruyup kolluyor mu? Bu konuda çeşitli değerlendirmeler yapılıyor. Türkiye'de birçok çevrenin ortak kanaati Washington'ın PKK'ye destek verdiği yönünde.

ABD, gerçekten PKK'ye destek veriyor mu? Böyle bir yorum üzerine ABD'li yetkililer, "Öcalan'ı yakalayıp size biz teslim etmedik mi? PKK terör örgütüdür, ama bizim Irak'taki durumumuzu da anlayışla karşılayın, Türkiye'nin bir operasyonu işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirebilir, bize bu konuda zaman tanıyın" diyorlar. Anlaşıldığı kadarıyla Türkiye'den gelen ısrarlı talepler üzerine de, "Liderlerini yakalayıp size teslim edebiliriz" karşılığını veriyorlar.

ABD'nin PKK'yle diğer Kürt örgütleriyle yaptığına benzer şekilde işbirliği yaptığını gösteren verilere sahip değiliz. Osman Öcalan'ın, "ABD'ye dost olan biz Kürtleriz, bu nedenle şimdilik bize yönelik bir şey yapılmasını istemezler" açıklaması daha gerçeğe uygun bir durum saptaması sayılabilir.

PKK eylemleri sürüyor. Türkiye'de iç gerginlik artıyor. Demokrasi ve özgürlükler yeniden hedef haline getiriliyor. Yeniden, "terörle mücadele" adı altında demokrasi dışı, basın özgürlüğünü hedef alan eğilimler gelişiyor.

PKK, son eylemleriyle Türkiye'deki demokratikleşme sürecini zehirliyor, Kürtlerin de zor duruma düşeceği yeni bir ortama neden oluyor.

İşler zorlaşıyor. Şimdi yapılması gereken, Kürt sorununu ciddiye almak ve cesur çözümler üretmek için harekete geçmek. Yalnızca silahların konuştuğu ortamdan çözüm üretebilmek mümkün değil. (OÇ/TK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN