Erinç: Ben Gazeteciyim Demek Kolay Hale Geldi

TGC Başkanı Erinç, Medyanın sıkıntılarının ana kaynağı medya-siyaset-ticaret-tarikat ilişkileri; İlkiz, kamu görevlisi, ifade özgürlüğüne müdahale edemez, Güreli, okur denetlemiyor; Olcayto, basındaki erozyona şaşmamak gerekir dedi.

Bandırma - Bizim gazete
10 Haziran 2005, Cuma
18. Uluslararası Bandırma Kuşcenneti Kültür ve Turizm Festivali kapsamında 8 Haziran'da "Medyanın Genel Durumu ve Sorunları" konulu bir panel düzenlendi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Turgay Olcayto'nun yönettiği panele konuşmacı olarak TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC'nin önceki başkanı ve Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli ile TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz katıldı.

Panelin ilk konuşmacısı TGC Başkanı Orhan Erinç'ti. Medyanın genel sorunlarını dile getirirken, üçlü sacayağına dikkati çeken Erinç, bunların "haber kaynakları", "okur-izleyici-dinleyici" ve "medyanın yapılanmasındaki sıkıntılar" olduğunu belirtti.

Gazeteciliğin, kendi kendini en çok eleştiren meslek olduğunu vurgulayan Erinç şu değerlendirmeyi yaptı:

"Son yıllarda medya-siyaset-ticaret-tarikat üçgeni, medyanın sıkıntılarının ana kaynağıdır. Bir medya kuruluşunda bulunması gereken en önemli nitelik, tarafsızlıktan çok bağımsızlıktır. Dünyada kullanılmaya en açık meslek, gazeteciliktir.

Eğer gazeteci dikkatli olmazsa, haber kaynakları tarafından kullanılmaya mahkumdur.

Gazetecinin haber kaynaklan mutlaka doğru olmalıdır. Ama şurası bir gerçektir ki, günümüze hem medyanın, hem haber kaynaklarının, hem de okur-izleyici-dinleyicinin eleştirilecek yönleri bulunmaktadır.

Günümüzde ne yazık ki, 'Ben gazeteciyim' demek çok kolay duruma gelmiştir. Neredeyse, gazetenin önünden geçenler bile çevrilerek, köşe yazarı yapılmaktadır. Oysa hem köşe yazarlığı, hem de gazetecilik için bilgi, deneyim, kültür ve Türkçe'yi çok iyi kullanmak gerekir.

İlkiz: Basın özgürlüğü değil, ifade özgürlüğü

TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz, konuşmasına günümüzde asıl konuşulması gereken konunun basın özgürlüğü değil, ifade özgürlüğü olduğunu vurgulayarak başladı.

Tüm temel hak ve özgürlüklerin omurgasını ifade özgürlüğünün oluşturduğu belirten İlkiz, "Hiçbir kamu görevlisi, bu özgürlüğe müdahale etme hakkına sahip değildir" dedi. İfade özgürlüğünün sınırsız olamayacağının da altını çizen İlkiz şunları söyledi:

"İfade özgürlüğü, mutlaka görev ve sorumluluk bilincine paralel olarak kullanılmalıdır, ifade özgürlüğü, kişi için en temel haktır. Hükümet, geçtiğimiz aylarda yeni Basın Yasası ile medyaya verdiği ifade özgürlüğü hakkını, son çıkardığı l Haziran 2005'te yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu ile geri almıştır. Şu gerçeğin altını bir kez daha çizelim ki, gazeteciler olarak biz suç işleme özgürlüğü değil, ifade özgürlüğü hakkı istiyoruz."

Güreli: Okurlar ve sivil toplum tepki göstermedi

Türk basınında erozyonun 12 Eylül 1980'den sonra Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde, "Bana 2,5 basın kuruluşu yeter" söz ve anlayışıyla başladığının altını çizerek sözlerine başlayan Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Tabii ki medya-siyaset-ticaret ilişkisi ve promosyon kampanyaları, medyanın güvenilirliğini yitirmesinde önemli rol oynamıştır. Ancak, medyanın bu kan kaybında okurların, izleyici ve dinleyicilerin de olumsuz etkisi bulunmaktadır. Çünkü, okurlar, izleyenler ve dinleyenler, sivil toplum örgütleri, birtakım hesaplar ve çıkarlar doğrultusunda kamuoyunu yanıltıcı yayınlar yapan medya kuruluşlarına örgütlü bir şekilde tepki gösterme görev ve sorumluluğunu yerine getirmemişlerdir.

Hatta sivil toplum örgütleri, bu tepkilere önderlik yapmak zorundadır. Biz, gazeteciler olarak her çeşit özeleştiriyi yerine getirirken, kamuoyunun bu tepkiyi göstermemesini anlayamıyorum.

Bu tepki gerçekleştirilmezse, tüm dünyada 4. kuvvet olarak kabul edilen basının, günümüzde sık sık 1. kuvvet durumuna gelmesi önlenemez."

Olcayto: Holdingleşen medya çoksesliliğin önünde engel

Paneli yöneten TGC Genel Sekreteri Turgay Olcayto da değerlendirmesinde, günümüzde holdingleşen medyanın, çoksesliliğin önünde engel oluşturduğuna işaret ederken, halkın bilgi edinme hakkının önemini vurguladı.

Olcayto, medya okur-yazarlığının da önemine dikkati çekerken, izleyiciler tarafından kendisine yöneltilen, "Basınımızda çarpık kalemler var mı?" sorusunu, "Elbette günümüzde, basınımızda çarpık kalemler de var. Ama ülkemizde ahlak erozyonunun da yaşandığı düşünülürse, basındaki erozyona da şaşmamak gerekir" diye yanıtladı.

Panelin sonunda, Bandırma Belediye Başkanı M. Cemal Öztaylan, panelistlere birer buket ve plaket verdi. (ÖB/EÖ/TK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN