Türkiye asıllı milletvekilleri Albayrak ve Orgu, Ka.Der ve Ka.Mer kadınlarıyla görüşürken AB üyeliğine karşı bir önyargı olmadığını açıkladılar. Hollanda hükümeti, yine de ABD etkisine en açık üye olarak tanımladığı Türkiyenin AB üyeliği için temkinli.
PVDA'li Albayrak, objektif olduklarını, VVD'nin ise halk oyuna başvurmak istediğini, oysa Hollanda halkının Türkiye üyeliğine kesinlikle olumsuz bakması nedeniyle referandum sonucunu kestirmenin zor olmadığını düşünüyor.
Özellikle azınlıklara yönelik çalışan Halk İçin Politika Enstitüsü (IPP), Dışişleri Bakanlığı'ndan aldığı destekle bu yıl Türkiye'deki Ka.Der üyeleriyle ortak bir proje yürütüyor. Türkiye'nin dört bir yanından gelen Ka.Der ve Diyarbakır Ka.Mer üyelerinden 20 kadın, bir haftalığına Amsterdam ve Lahey'de konferanslara, görüşmelere katılıyorlar.
Aralarında Adalet ve Kalkınma Partililer, Doğru Yol'da çalışmış olanlar, Sosyal Demokratlar, Cumhuriyet Halk Partililerle doktora yapan feminist başörtülü bir kadın da var.
Politikaları tersine çevirmek için
Hepsi birbirinden farklı görüşler ve farklı siyasi özgeçmişe sahip olmakla birlikte ortak eyleme gidebildikleri nokta, Türkiye'de kadının politikada adeta yok sayılması nedeniyle bu olumsuz durumu tamamen tersine çevirme.
Uluslararası platformlarda Türkiye'nin AB üyeliğinin önünde sayılan engellerden birinin de kadın haklarının da içinde yer aldığı insan ve azınlık hakları ihlalleri olduğu göz önüne alınırsa, konunun siyasi açıdan güncelliği de ortaya çıkıyor.
Bu nedenle, Çarşamba günü Hıristiyan Demokrat Parti'nin (CDA) Lahey'deki merkezinde, partideki kadın hareketinin nasıl oluşturulduğu, bu işin Hollanda'da, iktidarın büyük ortağı CDA' da nasıl yapıldığını dinledik hep birlikte.
Kendini koruyan CDA
CDA, örgütü ile parlamentodaki siyasi faaliyetlerini yapısal olarak birbirinden ayırarak partinin tavan ve tabanını olumsuz etkilerden, kayırmalardan koruma yoluna gittiği açıkça görülüyor.
CDA'nin, Türkiye üyeliği konusundaki kaygıları Kürtlerin azınlıkların haklarının yeterince korunmaması ve ordunun ülke yönetiminde gereğinden fazla ve güçlü bir rol oynuyor olmasından kaynaklanıyor özetle.
Kendisi de dini özellikler taşıyan CDA, Türkiye'nin Müslüman bir ülke olarak Avrupa Topluluğuna olası üyeliğinden rahatsızlık duymuyor.
Balkanende'nin mesajı
Bu politikanın özeti: yaşat ve yaşayalım. Başbakan Jan Peter Balkanende'nin partisi, istenen koşulların yerine getirilmesi ve insan hakları ile ordunun demir yumruğunun yönetimden çekildiği yolunda izlenimlere sahip olmalarıyla görüşmelere başlanabileceği mesajı veriyor sürekli.
Söz konusu politikanın oluşumunda, Irak savaşında Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) koalisyon ortağı Hollanda'nın görüşlerini belirlemede Bush'un isteklerinden etkilenmiş olarak İtalya ve İngiltere'nin yanında yer aldığını söylemek mümkün.
Bir diğer neden de, ABD'nin Avrupa'daki ağırlığını azaltarak daha bağımsız uluslararası politikalar üretmek isteyen ve aynı zamanda Avrupa Birliği içinde biraz da büyüklükleri nedeniyle sahip oldukları güçlü konumu kalıcı hale getirmeye çalışan başta Fransa ve daha sonra Almanya'nın önüne çıkmak olabilir.
ABD'ye kurmay subay rolü
Çünkü, Hollanda, gerek güçlü sanayie sahip olması, gerekse uluslararası alandaki aktifliği ile sürekli büyük Avrupa devletlerinin yanında yer almak, uluslararası politikada çok daha fazla güçlü ve belirleyici bir rol oynamak istiyor.
Bu noktada Fransa-Almanya grubunun bir çelişkisi ortaya çıkıyor.
Bu iki ülke de, az önce sözü edilen politikalar çerçevesinde Avrupa ordusunu güçlendirip daha aktif hale getirerek, ABD'nin askeri alandaki başkomutan rolünü kendilerine daha eşit kurmay subay rolüne indirgemek isterken, ayni zamanda Türkiye'nin, büyük bir ordu ile Avrupa gücünü artıracağını belki de bilerek görmezden geliyorlar.
Bu konudaki kaygıların gerisinde elbette, ABD desteği olmadan hareket etmekte zorlanan Türkiye'nin Avrupa içindeki "ABD etkisine en açık" üye olabileceği korkusu yer alıyor.
Irak savaşının başında sergilediği, ABD'den oldukça bağımsız tutumla Türkiye bu konuda olumlu bir izlenim sergilemekle beraber Türk yetkililerinin bu tavırda tutarlılık sergilemeleri ve söz konusu olumsuzluğu Türkiye'nin lehine çevirmeleri gerekiyor.
PVDA, Türkiye'ye önyargılı değil
Öğleden sonra ziyaret ettiğimiz Hollanda Parlamentosunda, milletvekilleri Albayrak ve Orgu politikaya nasıl atıldıklarını, bu konuda nasıl başarılı olduklarını uzun uzun anlattılar.
Ülkenin ikinci büyük partisi PVDA'da hayli iyi bir konuma sahip olan ve ilk kazanılacak seçimlerde bakan olmasına kesin gözüyle bakılan Albayrak, partisinin Türkiye'ye karşı önyargılı olmadığını tek koşulun üyelik gereklerinin eksiksiz yerine getirilmesi olduğunu söyledi.
Milletvekili Orgu da benzeri bir tutum sergilemesine karşın, partisi VVD, Hollanda içindeki islami-dinci akımların güçlenmesinden rahatsız ve bu gelişmenin ülkenin Avrupa demokrasisin temeli olarak özetlenebilecek eşitlikçi-laik-ilerici prensipleri zedelemesinden korkuyor.
VVD referandum istiyor
Parti bu nedenle, AB üyelik başvurusuna açıkça karsı çıkamadığı Türkiye'nin adaylığı için Hollanda içinde referandum yapılmasını istiyor. Kamuoyu yoklamalarına bakarak referandumun sonucunun olumsuz çıkacağını kestirmek güç değil.
Hükümetin yeni kemer sıkma politikalarının görüşüldüğü parlamentoda, ana muhalefet partisi PvdA lideri Wouter Bos'un konuşmasının bir bölümünü dinledikten sonra koridorda rastladığımız, koalisyon hükümetinin Avrupa Topluluğu işleriyle ilgili bakanı Adso Nikolai ile yaptığımız kısa görüşmede Hollanda'nın Türkiye'ye üyelik başvurusu konusunda önyargılı olmadığını bir kez daha teyit ettirdik.
Parlamentodaki görüşmeler devam ederken, bizim için gün, CDA Türkiye asıllı milletvekili Nihat Eski'nin organize ettiği, meclis lokantasındaki akşam yemeği ile sona erdi. (İA/BA)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN