Rusyanın Değişmeyen Çeçenistan Müfredatı

Beslan Harekatı hakkında bir çok nokta bir muamma olarak kalacak. Ama kızı rehin tutulan bir Oset anne ile hemfikir olmamamız için hiç bir neden de yok: Yetkililer yeter ki istesin, hepsini yakalayabilirler, fakat onlar kan dökülsün istiyor.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
06 Eylül 2004, Pazartesi
“Vatanı ve milletiyle bölünmez bir bütün” olan Rusya Federasyonu’nda yaşayan herkes çok iyi bilir ki; bu ülkede rehin alınmak “suça iştirak”le eşdeğerdedir. Kuzey Osetya Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Vladikafkaz’a 15 km uzaklıktaki Beslan kasabasının sakinleri yazılı olmayan bu devlet yasasının en son kurbanları oldular. Rusya’da okulların açıldığı tarih olan 1 Eylül, Dünya Barış Günü’nde, kimlikleri ve sayıları hakkında şaibelerin bol olduğu bir grup “ayrılıkçı Çeçen terörist”in çoğu ilk ve orta okul öğrencisi 1,200 kişiyi rehin alarak okul binasına hapsetmesi üzerine rehinelerin yakınlarının ilk aklına gelen bu acımasız yasaydı. 3 Eylül’de NTV kanalının Moskova muhabiri Cenk Başlamış, canlı yayında, Beslan halkının eylemin başından itibaren “burası Kafkasya, Moskova değil,” diyerek güvenlik güçlerinin bir “kurtarma harekatı”na girişmesini önlemeye çalıştıklarını bildiriyordu.

Ölen ölür kalan sağlar kurtulur

Herkesin ilk aklına gelen, 23 Ekim 2002 tarihinde Moskova’daki Dubrovka Tiyatrosu’nda Çeçenlerin 29. Ölüm Timi’nin gerçekleştirdiği ve 711 kişinin rehin alındığı eylemdi. “Kurtarma Harekatı” sırasında güvenlik güçlerinin havalandırma kanallarından salona yoğun bir anestezik gaz bileşiğini vermesi sonucunda 129 rehine ‘hayatını kaybetmiş,”41 eylemci –bir kısmı vurularak- öldürülmüştü.”

Tabii bu tek örnek değildi: Şamil Basayev komutasındaki 150 kişilik bir birliğin 1995’teki Budenvosk eylemi sırasında güvenlik kuvvetlerinin açtığı ateş sonucunda 142 rehine ölmüş 198’i yaralanmıştı. 1996’da Salman Rudayev komutasındaki 200 Çeçen gerillanın Kızılyar baskınının ardından Pervomeskoye köyüne geri çekilmeleri sırasında Rus birliklerinin topçu atışı ve hava saldırısı sonucunda 80 köylü ölmüştü.(“Tek Perdelik Kısa Bir Oyun: Çeçenler Moskova Sahnesinde”)

Rus tarihinin tekerrüründen korkan Beslan halkını –alışılmış tarzının dışına çıkarak- bizzat Devlet Başkanı Vladimir Putin sakinleştirmeye çalışmış ve ‘kurtarma harekatının hemen yapılmayacağını uzun süreli bir müzakere sürecinin işletileceğini’ duyurmuştu. Bu beyanat pek çok kişi için “kurtarma harekatı”nın yapılacağının en yetkili ağızdan ilanı anlamına geliyordu.

Harekat kendiliğinden gelişmedi planlıydı

Rus basın kuruluşu Gazeta’dan Yelena Rudneva’nın sorularını cevaplayan, Rusya Federasyonu Devlet Duması milletvekili ve FSB (KGB’nin devamı istihbarat örgütü) generali Gennadİy Gudkov, “çocukların varlığı” gerekçesiyle bu kez gaz kullanılmayacağını belirtiyordu. Aslında eylemcilerin bu kez gaz maskesi tedarik etmiş olacaklarını kolayca tahmin edebilen Gudkov, “tiyatroda da çocuklar vardı,’ karşılığı alınca bürokratlara has pişkinlikle’ Çoğu harekattan önce salıverilmişti,” cevabını veriyordu. Çocuk rehinelerin azının ölümünü makul gören anlayışın yetişkinlerin çoğunun ölümüne aldırmayacağı çok açıktı.

Üstelik acelede ediyordu: Moskova eyleminde arabuluculuk yaparak pek çok çocuğun salıverilmesini sağlayan çocuk doktoru Leonid Roshal eylemcilerin istekleri doğrultusunda Beslan’da müzakereci olarak bulunmakta ve Gudkov’un aşağılamalarına katlanmaktaydı: “Zavallı doktorun görüşmeleri nasıl sürdüreceğini bilmiyorum, daha şimdiden pek çok kez hayatını tehlikeye attı. Fakat düşünüyorum da doktor yardım etmekte çuvallarsa –bu işin- üstesinden gelecek bir başka müzakereci yok.” Moskova yanlısı Kuzey Osetya ve İnguşetya Cumhurbaşkanlarıyla görüşmek isteyen eylemcilerin bu taleplerini değerlendirirken baklayı ağzından kusuyordu: “Bu teröristlerin bildik stratejisidir. Yarın belki de Putin ya da Kofi Annnan ile görüşmeyi talep edecekler, belki de arabulucu olarak İsa’yı isteyeceklerdir. Ben, bu canilerle yeteri kadar konuştuğumuza kani oldum.” (Yelena Rudneva, “No Gas...There Are Children in There,” Gazeta, 02.09.2004)

Gudkov sadece herkesin bildiği bir sırrı ifşa ediyordu. Gazeta’nın internet sayfasında “Rus birliklerinin okula yönelik bir harekat için planlarını yapmış oldukları” ve “yetkililerin saldırganlarla görüşmekten kaçındıkları” bildiriliyordu. (Russian Troops Planned School Assault, Mosnews, 04.09.2004) Bunları doğrulayacak pek çok gelişme yaşanmıştı: Çeçenlerle aynı soydan olan İnguşların eski Cumhurbaşkanı –Putin tarafından görevini bırakmaya ve tekrar aday olmamaya zorlandı- Ruslan Ayuşev ile görüşen eylemciler başka bir kimseye değil doğrudan Putin’e vermesi için bir video kaset verdiler, ayrıca emzirme çağında olan çocukların anneleriyle birlikte serbest bıraktılar. Daha önce de doktor Roshal’e “Rus askerlerinin Çeçenistan’dan çekilmesini ve 21 Haziran’da gerçekleşen İnguşetya’daki yönetim binaları ve polis merkezine yönelik saldırıların şüphelileri oldukları gerekçesiyle tutuklu bulunanların serbest bırakılması” taleplerini bildirmişlerdi. Fakat bu talepler ilk gün yetkililer tarafından basına iletilmediği gibi eylemcilerin henüz taleplerini bildirmedikleri yönünde açıklamada bulundular. Eylemcilerin Ayuşev’e verdikleri kaset ve bir kısım rehineyi salıvermeleri ve eylemin başında ölenlerin cesetlerinin alınmasına izin vermeleri tüm sert ve uzlaşmaz görüntülerine rağmen –biraz da savaş sırasında Çeçen mültecilere kucak açan ve bu yüzden makamından edilen Ayuşev’e duydukları saygıdan dolayı- yumuşayabileceklerinin ifadesiydi.

Ayrıca ülkesinde kayda değer miktarda Çeçen nüfusun bulunduğu Ürdün Kralı Abdullah 2 Eylül günü Rusya’ya gelmiş ve her türlü yardıma hazır olduğunu bildirmişti. Rus gizli servisi tarafından Çeçenistan’da zehirlenerek öldürülen ünlü Vahabi komutan Hattab’ın Ürdünlü olduğu söylenirdi. Ayrıca SSCB’nin dağılmasından sonra Ürdün’deki Çeçen diasporasından Şamil Beno Çeçenistan’a gelmiş ve bakan olarak görev yapmıştı. Fakat Kral Abdullah da büyük olasılıkla arabulucu olarak değerlendirilmemişti.

Pazarlık yok, hemen icraat

Eylemciler Moskova tiyatro baskınındaki gibi gafil avlanmaktan korkuyorlardı: Yetkililerden gelen rehinelerin su ve yemek ihtiyaçlarının karşılanması isteğini bir harekata vesile olur endişesiyle kabul etmemişler ve Putin yönetimine zaman bırakmamak için rehinelerin aç ve susuz kalmasına paralel olarak yakınlarının da ‘susuz açlık grevine’ başlamalarını talep etmişlerdi. Onların açıkça belli olan korku ve endişeleri –ölmekten değil başarısız olmaktan- bir harekat için bekleyen bürokrasinin iştahını kabartmıştı.

Yetkililer ve Putin rehine sayısını harekat başlayana kadar 300-350 olarak beyan etmişler, ancak son gün Putin’in Çeçenistan danışmanı emekli bir polis şefi olan milletvekili Aslanbek Aslahanov 1,200 rehinenin olduğunu söylemişti. Oysa 1 Numaralı Baslan Ortaokulu, ilkokul birden lise sona kadar sınıflardan oluşuyordu ve okul binasının cüssesi öğrenci sayısı hakkında bir fikir sahibi olmamıza yeterdi. Ayrıca kasabanın sakinleri 800 civarında öğrencinin eğitim gördüğü okulda, ilk günü olması nedeniyle yapılan törenlere veliler ve öğrencilerin küçük kardeşlerinin de katıldığını ve sayının 1,200 olduğunu söylüyorlardı.

Moskova baskınındaki gibi yetkililer basının içeri girmesine engel oldular. Moskova baskınından sonra Putin yönetimi medyayı rahatça sansürleyeceği yeni bir yasa çıkarmış, böylelikle habercileri hizaya çektiği gibi kendisine muhalif olan ya da olabilecek Gussinky gibi medya patronlarını sürgüne gitmeye zorlamış kuruluşlarını devletleştirmişti. Örneğin basının “şehit”,”Çeçenistan”, gibi iadeler kullanması yasaklanmıştı. Zaten bütün Rus haber ajansı ve televizyonu harekatın başlamasından ancak saatler sonra yayın yapabildi. Muhabirler haberlerini ancak yabancı basına vererek yayınlatabildiler.

Bu arada Çeçenlerin dürüstlüğünden ve cesaretinden dolayı minnetle andığı ve Moskova baskınında görüşmeci olarak kabul ettiği Anna Politkovskaya haber yapmak için Beslan’a giderken bindiği uçakta hostesin verdiği çay yüzünden zehirlendi ve hastaneye kaldırıldı. Aynı şekilde Radyo Sloboda’nın (Özgürlük) muhabiri ve 2000 yılında Çeçenlerin elindeki esir Rus askerleriyle takas edilmek üzere aylarca Rus istihbarat servisinin elinde tutsak kalan Andrey Babitskiy, Vnukovo Havaalanı’nda uçağa binmek üzereyken tutuklandı.

Rusya’da rehine kurtarma harekatlarının “tecrübeli” birimi özel Alfa timleridir. Yüzü maskeli bu özel timin vukuatın bulunduğu her yerde olacağını bizzat Gudkov da belirtmekteydi. Yetkililerin ısrarla planlanmadığını ve kendileri tarafından başlatılmadığını savunduğu harekatın fitilini ateşleyen patlamanın ardından okul binasına ilk girenler Alfa timleriydi. (Russian Troops Planned School Assault, Mosnews, 04.09.2004) Ayrıca ikinci gün okulun yanından geçen bir cadde üzerinde bulunan otobüsün neden infilak ettiği bir muamma olarak kaldı.

Muhtemelen harekat okuldaki cesetlerin alınması sırasında başladı. Spor salonunun çatısına Alfa timlerini bırakan dört helikopterin yetililerin söylediği gibi ilk patlamadan sonra mı yoksa önce mi gittiği de bir başka muamma olarak kalacağa benzer. Sağ kurtulan veliler patlamadan sonra çocuklarını kaçmaları için –sonra da kendilerini- camdan dışarı attıklarını söylüyorlar. Yetkililer ise tam bu sırada kaçanlara eylemciler tarafından ateş edildiğini ve karşılık vermek zorunda kaldıklarını...

Böyle olsa bile, madem ki hazırlıksız yakalanılmıştı, ilk telaşın ardından çatışma durdurulabilirdi. Oysa canlı yayınlardan izlenildiği gibi çatışma saatlerce sürmüş, zaman zaman dakikalarca ağır makineli tüfek ateşi yapılmış –bu ancak mermi şeridiyle mümkündür, şarjörle değil- ve tankların üzerindeki toplar art arda ateşlenmiştir. Nitekim binadan kaçan eylemcilerin sığındığı bir evin tank ateşine tutulduğu yetkililerce ifade edilmiştir.

Harekatın nasıl yapıldığı hakkında bir çok noktanın bir muamma olarak kalacağına ve üzerinde çokça teori üretileceğine hiç şüphe yok. Fakat kızı okulda rehin tutulan bir Oset anne ile hemfikir olmamamız için hiç bir neden de yok: “Yetkililer yeter ki istesin, hepsinin yakalayabilirler, fakat onlar kan dökülmesini istiyorlar.”

Ölüleri Konuşturmak

5 Eylül akşamı itibarıyla ölü sayısı 394’e yükselmiş ve 250 kişinin de halen kayıp olduğu bildirilmişti. 350 yaralıdan kaçının sağ kalacağı meçhul, sadece 200 civarında yaralanmadan kurtulan insan var. Terörle mücadele yetkilileri bu tür harekatlarda yüzde yirmi can kaybının başarı olacağını söylüyorlardı: “Bir kişinin ölümü trajedi, bin kişinin ölümü istatistiktir.”

Hayata dair olanın bilançosunu çıkarıp kâr hanesini ölü sayısıyla ifade etmeyi belletiyorlar biz sağ kalanlara. Her türlü ölüyü: Savaşta, depremde ya da iş kazasında. Şükür etmemizi istiyorlar: “Yaşıyorsun ya!” Tabii Çeçenlerden de:

1994-1996 Birinci Çeçenistan Savaşı ve Ekim 1999’dan bu yana süren İkinci Çeçenistan Savaşı’nda tarafsız kaynaklara göre –hemen hemen hepsi şarapnel ya da kurşun yarasıyla olmak üzere- en az 100 bin Çeçen öldü. Çeçenler bu sayıyı 42 bini çocuk olmak üzere 200-250 bin olarak ifade ediyorlar. Birinci savaştan önce Çeçenlerin nüfusu 750 bin kadardı.

‘Kâr hanesine’ bu kadar ölü düşen bir halktan kendi kaderini tayin etme hakkından vazgeçmesi istenebilir mi?

Onlar ölüleri toplayıp yaşamı tercih ediyorlar, nasıl olursa olsun değil, kendi belirledikleri bir yaşamı. (ÖÖ/EK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN