Anadil Yönetmeliği AGİT Rehberine Aykırı

AGİTe ilkelerine göre, Devletler, azınlık dillerinin medyada kullanımını sağlayacak ve özendirecek politikalar geliştirmeliler Yönetmelikse, yayınlar yetişkinlere, haber, müzik ve kültüre yönelik olacak, dil öğretimine yönelik olmayacak diyor.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
27 Mayıs 2004, Perşembe
Lozan Antlaşması'na göre Türkiye, "Müslüman olmayan azınlıklar"dan başka azınlık tanımasa da, kendi vatandaşlarına sağlaması beklenen yayın ve dil hakları açısından imza attığı Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGİT) belgelerindeki kriter ve değerleri karşılayamıyor.

25 Ocak 2004'te yürürlüğe giren Türkçe Dışında Dil ve Lehçelerde Yayınlara ilişkin Yönetmelik, birçok açıdan bu ölçütlerin gerisinde kalıyor.

Lozan'da "ulusal azınlıklar" güvencesi

Anadil tartışmalarının başlamasından 2 yıl sonra TRT Yönetim Kurulu, bu dil ve lehçelerde yayın yapmak için hazırlıklara başlayacağını açıklasa da, Türkiye'nin azınlık olarak görmediği toplumların kendi dillerinde yayın hakkı, bu yönetmelikle çeşitli şekillerde sınırlanıyor.

Lozan Anlaşması'nda Türkiye, "özel, ticaret, din, basın ve yayıncılık, kamu ve her alanda" hiçbir şekilde dil kullanımını engellemeyeceğini taahhüt etti.

Anadilde yayın yönetmeliğinde "Türk vatandaşlarının kullandıkları diller" ibaresi Lozan Antlaşması'ndaki "azınlık dilleri" kavramının yerini alsa dahi, AGİT kriterlerinin hiçbir şekilde ne Çerkezçe, ne Kürtçe, ne de bir başka dil için karşılanmadığı görülüyor.

Dil yönetmeliği ve AGİT Rehberi

AGİT Ulusal Azınlıklar Komiserliğinin talebiyle, uzmanların katıldıkları bir panel ile 25 Ekim 2003'te geliştirilen "Medya'da Azınlık Hakları'nın Kullanımına İlişkin Rehber"in, Genel İlkeler bölümü ve 1. maddesinde şu ifade yer alıyor : "Ulusal azınlıklara mensup olanlar dahil, herkesin, seçtiği dilde, herhangi bir engelle karşılaşmaksızın, ifade, bilgi alma, arama ve verme özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hakkın kullanımı ancak uluslar arası yasalara uygun olması şartıyla kısıtlanabilir".

Yönetmelikte, iletişim dilinin Türkçe olduğu, Türkçe'nin kural ve özelliklerinin bozulmadan kullanılması zorunluluğu ve Türkiye'nin kültür, eğitim ve bilim dili olarak tanıtılması AGİT'in yukarıdaki ilkesiyle çelişiyor.

Yönetmeliğin 5. maddesinin 2 ve 3 bendinde yer verilen "Bu dil ve lehçelerde yayın yetişkinlere, haber, müzik ve kültüre yönelik olacak", "yayınlar bu dil ve lehçelerin öğretimine yönelik yapılamaz" ifadeleri, yine AGİT'in "Kültür ve Dil Çeşitliliği" başlığı altında yer verilen "Devletler, çeşitli düşünce ve bilgilerin değişik dillerde ifadesini bulabileceği bir ortam yaratarak tercih özgürlüğünü güvence altına almamıdır" kriterlerine aykırılık gösteriyor.

Kimliği koruma ve gelişme güvencesi

Yönetmeliğin aynı düzenelemeyle ihlal ettiği bir başka ilke de, "Kimliğin Korunması" başlıklı, "Ulusal azınlıklar dahil, herkes kendi dilini kullanarak veya medya yoluyla kendi kimliğini geliştirme hakkına sahiptir" ifadesinde yer alıyor.

Nihayet, "Eşitlik ve Ayrımcılık Yasağı" başlıklı diğer bir AGİT ilkesinde de, "Ulusal azınlık mensubu olanlar dahil herkes, ifade özgürlüğünden yararlanma, kimliklerini koruma ve geliştirme, medya yayıncılığından adil ve ayrım görmeksizin yararlanma hakkına sahiptir" deniyor.

Frekans tahsisinin gerçekleşmemesi nedeniyle yönetmelikle RTÜK'ün Türkçe dışında yayın için "lisanslı" ulusal medya şartı getirmesi bir başka çelişki olarak görülüyor. Ayrıca, Kürtçe, Çerkezce ve belki başka dillerde yapılacak yayın için radyo ve televizyonlara günlük ve haftalık süre sınırlaması getirilmesi de "Eşitlik ve Ayırım yasağı" ilkesini ihlal eden bir durum.

Yönetmelik bu yönleriyle yalnızca yayın kuruluşları arasında değil, onların dinleyici-izleyicileri arasında da bir ayırımın da yolu açılmış oluyor.

Devletler özendirir, geliştirir

Rehber’de AGİT standartlarına göre, "Devletler, azınlık dillerinin medya vasıtasıyla kullanımını sağlayacak ve özendirecek politikalar geliştirmeliler" deniyor.

AGİT Rehberinin 5, 6, 7, 8. maddelerinde de, ulusal azınlıklara kaliteli bilgi, kültürel, eğitim programlarına erişebilmelerinin sağlanması; tüm çeşitliliği ile kamu yayıncılığın desteklemesi ve herkese kendi ana dilinde habere erişebilmesinin güvence altına alınması konusunda devletlere politikalar geliştirmeleri zorunluluğu getiriliyor. (EÖ/EK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN