Korku ve Umut İç içe

KKTC vatandaşları kendi yöneticilerini beğenmiyor, Rumlardan çekiniyor ve korkuyor, Avrupa Birliğinin dost mu düşman mı olduğu konusunda çekinceleri var. Kafaları karışık, oy verirken hem AB üyesi olmak ümidi, hem gelecek korkusu ile hareket edecekler.

Lefkoşa - BİA Haber Merkezi
11 Aralık 2003, Perşembe
“AB dost mu düşman mı? Önce buna bir karar versinler. Denktaş ve Eroğlu AB’nin düşman olduğunu, Rumlarla birlik olup bizi yok edeceğini düşünüyor. Peki eğer Avrupa Birliği bizim düşmanımızsa, Türkiye’nin dostu olabilir mi? Neden anavatan Türkiye, düşmanımızsa AB’ye katılmak için bu kadar çok uğraşıyor?”

Bu soruları Kıbrıs’ta kafede ayaküstü lafladığım gencecik bir üniversite öğrencisi sordu. Gözleri ışıl ışıl bir genç kız. Ne cevap vereceğimi bilemedim. Politik bir tavrı yok, samimi olarak soruyor. Bilmek istiyor.

KKTC’de yapılan kamuoyu araştırmalarına göre eğitim düzeyi arttıkça Annan planı üzerinde müzakere ile AB’ye girme eğilimi artıyormuş. Daha az okumuş yazmış kesimler afaki nutukların etkisine daha açık.

Bir taksi şoförü, neden muhalefete oy vereceğini şöyle anlatıyor:“Yıllardır UBP’ye oy verdim ama dün karar verdim, bu kez kafamı kesseler vermem UBP’ye. Kararım kesin CTP’ye vereceğim oyumu.”

Biraz daha sohbet edince, UBP’ye oy verirken kamu kuruluşunda çalıştığı da ortaya çıkıyor. Ancak sadece işini garantiye almak için değil, inandığı için de oy veriyormuş eskiden UBP’ye. Peki şimdi ne değişmiş de oyunun rengi değişiyor?

Hortumculardan bıkkınlık

Birincisi kamuya ait işinden ve maaşından ayrılmış. İkincisi iktidardakilerle ilgili yolsuzluk söylentileri, banka hortumculukları, Serdar Denktaş’ın kayınpederi ile ilgili ayyuka çıkan haberlerden bıkmış. Türkiye’de geçen seçimlerde hırsızlık, talan, yalan dolan ve hortumculuktan bıkan insanların iktidar ve muhalefet partilerini sandığa gömmesi gibi Kıbrıs insanı da bu partilerden bıkmış usanmış.

Şoför anlatıyor. Rum kesimine Kıbrıs pasaportu almaya gitmiş. Pasaport alırken için için biraz da utanıyormuş hani Rum’ların elinden pasaport almaktan. Sırada beklerken bir de kimi görsün! Kıbrıs konusunda mangalda kül bırakmayıp, AB yanlılarını vatan hainliği ve Rum taraftarlığı ile suçlayanların önde gelenlerinden Fuat Veziroğlu’nu... İşte o zaman tepesi atmış. Ya da daha doğrusu ayakları suya ermiş. Kendilerini kandırıp, sırtlarından politika yapanların oyunlarını anlamış... Böyle anlatıyor..

Kadınlar ve kadınlar

Lefkoşa’da Arabahmet Mahallesi, Yeşil Hat’ın yani Türk Kesimi ile Rum Kesimini ayıran Birleşmiş Milletler korumasındaki ara bölgenin hemen yanı başında. Kentin Rum bölgesinde yeni apartmanlar inşa edilmiş ve Lefkoşa’nın tarihi kent dokusu bozulmuş ama Türk tarafına pek el değmediği için işte bu Arabahmet Mahallesi daracık sokakları, taş evleri ile mimari özelliklerini koruyarak bugüne ulaşmış. Birleşmiş Milletler bu mahallerin korunması için hazırlanan projeyi finanse ediyor. Lefkoşa Belediyesi de bölgeyi kültür ve sanata kazandırmak peşinde.

İşte bu bölgede dolaşırken ilerde birer mücevher gibi kıymetlenecek binaların dar sokaklarında Arap lehçesi ile Türkçe konuşan çocuklar oynaşıyordu. Evlerin içine dalıp başörtülü kadınlarla söyleştim. Mardin’den gelmişler, kocaları ırgatlık, kimi de manavlık yapıyormuş.. 4-5 yıl olmuş geleli. Bu evlere yerleşmişler ya da yerleştirilmişler. Mardin’i de seviyorlarmış ama orada kocaları işsizmiş burada ne iş olsa yapıp hiç olmazsa karınlarını doyuruyor, çocukları büyütüyorlarmış.. Yani tipik yoksulluk ve göç dramı.

Pembe Afşaroğlu CTP adayı

Yine aynı mahallede eski bir konakta Lefkoşa Belediye Başkanının öğle yemeği davetinde bu kez aydın bir Kıbrıs’lı kadınla tanışıyorum. Belediye Meclisi üyesi Pembe Afşaroğlu...

Arabahmet Mahallesindeki külliyeyi nasıl kültür merkezi yaptıklarını anlatıyor. Arabahmet Kültür Merkezi’nde tiyatrolar, konserler, festivaller organize ediyorlarmış. Mardinlilerin yerleştiği evlerden söz ediyoruz. O insanlara başka yerleşim yerleri gösterip eski taş evleri boşaltacaklarını oraları turizmin ve kültürün hizmetine sokacaklarını anlatıyor. CTP’den de milletvekili adayı olan Pembe Afşaroğlu, kadın sorunlarına odaklanmış. KKTC Meclisi tarafından da kabul edilen “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi”ne göre çalışmalar yapacağını anlatıyor seçim broşürlerinde. “Kadın Çalışma Dairesi” kuracaklarını, Kadın Sığınma Evlerini işlev sahibi yapacaklarını, “Alo Şiddet Hattı”nı devreye sokacaklarını anlatıyor.

Kültürlü kadınlar

KKTC’de Türkiye’den göçle gelen ailelerde kadınlar aynen Türkiye’nin varoş ve doğu bölgelerindeki gibi muameleye tabi tutulsalar da, adanın yerlisi Kıbrıs Türkleri kadın hakları konusunda Türkiye’den ileri. Çünkü ortalama olarak daha eğitimliler, kadınlar daha çok okuma imkanı elde ediyorlar.

Siyasi partilerin seçim listelerine bir göz attım, kadın adayların sayısı erkekler kadar olmasa da neredeyse yüzde 40 gibi yüksek oranda görünüyor. Pek çok partinin liste başlarında kadın adaylar yer alıyor.

Kafalar karışık

Kıbrıs Türkleri, Türkiye’deki ortalamadan daha zengin ve kültürlü. Ancak şu sıralarda fena halde kafaları karışık. Bir Kıbrıs’lının şu sözleri korkularını ya da korkutulmuşluklarını (Bu korkunun nedeni hem Rum hem de Türk yöneticiler olsa gerek) şöyle ifade ediyordu:

“Avrupa Birliği’ne girelim istiyorum. Bir yandan da korkuyorum.Ya biz de Batı Trakya’daki Türklerin durumuna düşersek ilerde? Rumlar bizi ezerse?”

KKTC vatandaşları kendi yöneticilerini beğenmiyor değiştirmek istiyor. Rumlardan çekiniyor ve korkuyor. Avrupa Birliği’nin ise dost mu düşman mı olduğu konusunda çekinceleri var ve kafaları karışık. Oy verirken hem Avrupa Birliği üyesi olmak ümidi hem de gelecek korkusu ile hareket edecekler.

Bakalım nasıl karar verecekler? (FÖ/EK)

BU HABERİ PAYLAŞIN
Bookmark and Share
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN