Hollandanın 2004un ikinci yarısından itibaren AB başkanlığını devralacak olması Türkiye açısından durumu kritikleştiriyor. Hat Parool muhabirine göre Hollandalılar 350 bin Türk göçmenin varlığını hoş karşılamıyor.
Başbakan Recep Tayyib Erdoğan'ın geçen yılki Lahey ziyareti, Avrupa gezisinin en kötü bölümü olarak değerlendirilmiş, Balkenende ile Erdoğan arasındaki görüşme oldukça soğuk geçmişti.
Hollanda'nın 2004'un ikinci yarısından itibaren AB başkanlığını devralacak olması Türkiye açısından durumu kritikleştiriyor. Hat Parool muhabirine göre Hollandalılar 350 bin Türk göçmenin varlığını hoş karşılamıyor, halk Türkiye'nin üyeliğini istemiyor.
Sahilleri görenin fikri değişiyor
Ancak buradaki göçmenlere olumsuz bakan Hollandalılar Türkiye'ye tatile gidip sahil kıyılarını ve İstanbul'u görünce tutumları değişiyor. Modern şehir merkezi ve trendi gençleri görünce, ülkenin "beklediklerinden tamamen farklı" olduğunu, "kesinlikle AB'ne üye olabileceğini" söylüyorlar.
Muhabir,Türkiye'nin son bir yılda insan hakları konusunda hayli yol kat ederek "kağıt üzerinde" Kopenhag kriterlerine yaklaştığına dikkati çekiyor.
İtalya, İngiltere, İspanya ve Portekiz'in Türkiye üyeliğini desteklemelerinin yanı sıra su sıralar 3,5 milyon Türk'ün yasadığı Almanya'dan da olumlu sesler duyulmaya başlandı.
Üyeliği destekleyenlere göre Türkiye NATO açısından stratejik bir yerde olmasının yanı sıra, işgücü potansiyelinin yüksek olduğu büyük bir pazar. Türkiye'deki genç nüfus, ekonomiyi döndürmeye devam edebilir, şu anda istenmeyen göçmenler gelecekte Avrupalıların emeklilik maaşlarını garantileyecekler.
Tuhaf kültür, farklı din
Ancak Türkiye konusundaki kuşkular sürüyor. Avrupalıların gözünde Türkiye tuhaf bir kültürü ve farklı bir dini olan, uzak bir ülke. Fransa'nın eski cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaing'in dile getirdiği bu duruma Almanya ve Vatikan da yüksek sesle katılıyorlar.
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı kritik ve kuşkucu bir tavır takınan Protestan Balkenende ise bu ülkenin Kopenhag kriterlerini yerine getirmesi halinde üye olabileceğini söyleyerek kapıyı açık tutuyor.
Başbakanın partisinden gelen ve Türkiye hakkında olumsuz bir rapor yazan Avrupa Parlamentosu üyesi Arie Oostlander da tıpkı Balkenende gibi İslam ülkelerinin Yahudi-Hıristiyan değerlerini paylaşabileceklerini düşünüyor.
Muhabire göre sonuçta, birçok kıstasları yerine getiren ve bir "omuz sıvazlamasını" hak eden Türkiye için umut var.
Balkenende'nin ziyareti Türkiye için büyük önem taşıyor. Başbakan, tıpkı kendi vatandaşı olan turistler gibi Türkiye'den olumlu görüşlerle ayrılırsa karşıtlar cephesi yara alacak. (İA/NM)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN