Hükümetin Niyeti Müslüman Ruhban Okulu mu?

Ruhban okulu özerk statüye kavuşabilir mi? Vakıf üniversitesi niteliğine mi bürünecek, başlı başına dini eğitim veren üniversite olarak mı örgütlenecek? Hükümetin, bu okulun açılmasından beklentisi ne olabilir? Yanıtların içerdiği sorunlar neler?

İstanbul - BİA Haber Merkezi
17 Eylül 2003, Çarşamba
Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ülkü Azrak; Fener Patriği Bartholomeos'un yeniden açılmasını talep ettiği "Heybeliada Ruhban Okulu"nun; Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) bağlı yükseköğretim kurumları gibi "özerk" statüde bulunmasının Anayasa'ya göre mümkün olmadığını söyledi.

Azrak, ruhban okulunun "Yüksek Öğretim Kurulu'na (YÖK) ya da İlahiyat Fakültesi'ne bağlı açılması önünde de çeşitli engeller bulunduğunu" belirtti; YÖK Başkanı Kemal Gürüz ve sekiz üniversite rektörünün Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ı ziyaretlerinin ardından TSK'nın yaptığı açıklamayı da "yanıltıcı ve yanlış bir açıklama" olarak nitelendirdi.

"TSK'nın okulları YÖK'den bağımsız"

* Anayasanın 132. maddesinde, polis ve silahlı kuvvetlerin yüksek öğretim kurumlarının özerk yüksek öğretim kurulu niteliğinde olduğu, açıkça belirtilmiş.

* Deniz, hava ve kara harp akademileri, GATA ve benzeri yüksek öğretim kurumları 2547 sayılı YÖK Kanununa tabi değil. Bu nedenle, anayasanın 130 ve 131. maddesindeki hükümlere de tabi değiller. Bu suretle, üniversitelerarası kurul ile Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) gibi yükseköğretim kurumlarının bunlar hakkında karar alma yetkisi de yok.

* Bu nedenledir ki, Genelkurmay Başkanlığının önceki gün (Pazartesi) yaptığı açıklama, yanıltıcı ve yanlış.

"Üniversiteleri sorunları değil; laik öğretim konuşulmuş"

* Silahlı kuvvetlerin mensuplarının sivil üniversitelerde doktora ve master yapması meselesine gelince: Lisans üstü çalışmalar, büyük ölçüde yönetmelik hükümlerine tabi ve hükümetin hazırladığı tasarı, lisans üstü çalışmalara ilişkin hükümlerde bir değişiklik yapmayı öngörmüyor. Genelkurmay Başkanlığının açıklaması, bu bakımdan da pek gerçeğe uygun görünmüyor.

* Genelkurmay Başkanlığının göndereceği asker kişilerin master ve doktora yapmaları, öteden beri zaten söz konusu. O konuda bir değişiklik de yok.

* Zaten, yapılan açıklamada, üniversitelerin sorunlarının düzenlenmesine ilişkin ayrıntılar üzerine görüşüldüğü de söylenmiyor. Basına yansıyan kısmıyla; "Biz laik öğretim konusundaki hassasiyetleri dile getirdik; YÖK'ü de, hükümetin yapmak istedikleri değişiklikleri de dikkatle izliyoruz" diyorlar.

* TSK'nın yükseköğretim kurumları; Anayasa'nın 132. maddesi uyarınca, özerk üniversiteler ve özerk statüde yüksek okul niteliğinde. Yine kamusallar ama vakıf üniversitelerinden farklı bir konumları var. Devlet üniversiteleri gibi, devlet bütçesinden ayrılan paralarla çalışıyorlar, ancak "özerk statülü" yükseköğretim kurumları. Polis kolejleri ve polis akademileri de böyle.

Sorular ve sorunlar

* Ancak, "ruhban okulu" kavramı; anayasada yer almıyor. O bakımdan, TSK'nın ve emniyet güçlerinin yüksek okullarıyla karşılaştırılamaz. Tamamen farklı bir kurum niteliği taşıyor.

* Ruhban okulu, vakıf biçiminde örgütlenip özel vakıf üniversitesi niteliğine mi bürünecek? Özel vakıf üniversiteleri de YÖK Kanununa tabi ve onlar hakkındaki yönetmeliği de YÖK çıkardı.

* Ruhban okulunun faaliyete geçmesini düşünen cemaat ve patrikhane, YÖK'ün direktifi altında çalışmayı kabul edecek mi?

* Ruhban okulları başlı başına dini eğitim veren üniversiteler olarak mı örgütlenecek? Sonuçta, bu okullar, devlet üniversitelerindeki ilahiyat fakültelerinden farklı bir durumda olacak. Çünkü, ilahiyat fakülteleri devlet üniversitelerinin bir birimi. Rektörlüklere bağlı birer akademik birimler, bir tüzel kişilikleri yok. Oysa ruhban okulları, herhangi bir üniversitenin fakültesi biçiminde örgütlenmeyecek; bir tüzel kişilik olarak ortaya çıkacak.

* Ruhban okulunun böyle bir cemaat eğitim kurumu olarak örgütlenmesi düşünülüyorsa bu, ileride bir Müslüman ruhban okulunun açılmasına yol açacak demektir. Belki siyasi iktidarın niyeti de budur. Yani, böyle bir statü ortaya çıkarıp kanunla, bütün cemaatlerin, bütün dinsel toplulukların kendi eğitim kurumlarını kurmaları...

"Yurtdışından öğrenci gelecek"

* Ruhban okulu eskiden Lozan Antlaşması'nda öngörülmüş hükümler çerçevesinde, bir "papaz okulu" olarak faaliyet gösteriyordu. Şimdi öyle mi olacak, bilinmiyor.

* Türkiye'deki çok küçük Rum azınlık, açılması halinde bu ruhban okulunu beslemeyecektir. Patrikhane yetkilileri ile yaptığım yazışmalar sonucunda, Patrikhane yetkilileri, dışarıdan öğrenci getirebileceklerini açıkladılar. Yani, eğer bu okul açılırsa, Yunanistan'dan, Girit'ten, Rodos'tan, adalardan öğrenci getirmeyi düşünüyorlar.

* Bütün bunlar göz önüne alındığında, Heybeliada'daki ruhban okulunun açılıp bir yüksekokul gibi faaliyet göstermesi konusundaki güçlükler ortaya çıkar. Mesele, çözümlenmesi oldukça güç bazı sorunlar içeriyor; gelecekte ne olacağını göreceğiz.

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN