Psikolog Jülide Aral savaşın insan psikolojisi üzerindeki etkilerini korku, panik, kaygı duygularında artış ve buna karşı farklı savunma mekanizmaları göstermek olarak özetliyor. Arala göre savaş karşıtlığını ifade etmek savaşın yarattığı stresi azaltır.
Aral, Irak halkının, hayatları tehdit altında olduğu için bir travma yaşadığını, insan ilişkilerinde kopukluk ve inanç sistemlerinde dağılmalar yaşanabileceğini vurguladı:
* İnsan hayatının doğal afet hapis, ölüm, savaş gibi etkenlerle tehlike altına girmesi, varlığın tehdit altında olması, travmatik bozukluk yaratır.
* Iraklılar sadece varlıklarını sürdürme çabası içindeler. Hayatlarını tehlike altında olma korkusunu, kaygı, panik duygularını uzun zamandan beri yaşıyorlar. Yalnız bırakılmışlığı hissediyorlar. Panik ataklar gibi psikomatik rahatsızlıklar bu gibi durumlarda çok yaşanır.
"Gelecek inancı kaybedilebilir"
* Filistin'de radikal İslamcıların saldırılara karşı çaresiz kaldıklarında intihar saldırılarına bile yönelebildiğini görüyorsunuz. Gelecekle ilgili inancın kaybedilmesi ve düşüncelerde farklı uçlara savrulanlara tanık olabiliriz.
* Ancak BBC televizyonunda Iraklı, Saddam Hüseyin muhalifi bir kadın, hapis yatmasına ve işkence görmesine karşın ABD'nin saldırısını onaylamadığını anlatıyordu. Yani bu çaresizlik durumu, ABD yönetiminin kabul edildiği anlamına gelmez.
Askerler yine savaş sendromu yaşayacak
Psikolog Aral, savaşı dışarıdan izleyen insanların, savaşın yarattığı strese karşı günlük ihtiyaçlarını kısma gibi tepkiler geliştirebileceğini belirtti.
* Körfez savaşını bir bilimkurgu filmi gibi izledik .Türkiye'de halk bu sefer savaşın bilincinde ve yüzde 95'i savaşa karşı. Bir şekilde bu tepkisini dile getirmeye çalışıyor, karşıtlığını ifade ediyor. Bu durum "savaşa karşı bir şey yapma duygusu yaratması" nedeniyle insanı bir ölçüde rahatlatabilir.
* Herkes savaşın stresine karşı farklı savunma mekanizmaları geliştiriyor. Akşam yatarken belki ışıklarını kapatmıyor. Duyarsız gibi görünen bir çok insan, günlük ihtiyaçlarını kısabilir, hoşlandığı şeyleri yapmayabilir.
* Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki insanlar savaşın buraya etkisinin ne olabileceğini bilmiyor. Sığınakların bile yeterli olmadığı bir ortamda kendi hayatının önemli olduğunu hissetmek ve devlete güvenmek istiyor.
* Askerler savaşa niçin gittiklerini açıklayabiliyorsa, savaşa daha kolay gider. Ama bunu bir mecburiyet gibi de görebilir. ABD'de Vietnam ve Körfez savaşları sonrası çıkan sendromlara bakarsak, bu savaş sonrası da askerler aynı şeyleri yaşayacaklar.(ÖG/BB/NK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN