Cüzzam Sağlık Değil Toplumsal Sorun

Cüzzam bir sağlık sorunu olmaktan çıksa da cüzzam hastalarının ekonomik ve sosyal ihtiyaçları toplum tarafından karşılanması noktasında eksikler söz konusu. Tanısı ve tedavisi kolay olan bu hastalık konusunda handikap toplumun desteğinin eksikliği.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
28 Ocak 2003, Salı
Türkiye'de 1950'li yıllardan bu yana 10 binin üzerinde cüzamlı hasta kayda alınmış durumda. Şu anda bunlardan yaklaşık 2500'ü yaşamlarını sürdürüyor. Her yıl ortaya çıkan yeni olgu sayısı son yirmi yılda 150'lerden 8-10'a düşmüş durumda. Eskiye göre daha erken tanı konulabilen hastaların tümüne etkin tedavi uygulanabiliyor. Ne var ki yaş ortalaması 60'ların üzerinde olan hastaların yaklaşık üçte ikisi ileri derecede sakat ve bakıma muhtaç. Bu hastalar İstanbul, Ankara ve Elazığ'da kurulmuş bulunan üç özel dal hastanesinde bakım ve tedavi hizmeti alıyorlar.

Son yirmi yıl içinde İstanbul Üniversitesi Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi'yle Sağlık Bakanlığı'na bağlı İstanbul Lepra Hastanesi elemanlarının, Cüzamla Savaş Derneği ve Vakfı'nın desteğiyle gerçekleştirilen alan çalışmalarıyla ülkemizde lepra kontrol altına alınmış durumda.

Nereden nereye?

Ülkemizde cüzzamla mücadele çalışmaları Doç. Dr. Etem Utku tarafından 1957'de başlamış. Dr. Utku'nun bir kazada vefatından sonra kısmen yavaşlayan çalışmalar; bu hastalığın tedavisinde etkin olan yeni ilaçlardan oluşan kombine tedavilerin de kullanıma girmesiyle 1980'li yıllarda yeniden başlamış. Prof. Dr. Türkân Saylan'ın öncülüğünde oluşan bir ekibin özverili çabaları sonunda tüm kayıtlı hastalara ulaşılarak kontrolleri yapılmış ve onların çevresindeki yeni hastalar da bulunmuş.

Cüzzam bir sağlık sorunu olmaktan çıkmasına karşın mevcut hastaların sağlıkla ilgili gereksinimleri yanında yaşamaları için gereken ekonomik ve sosyal ihtiyaçları yalnız bu kurumlardaki çalışanların değil, toplumun da desteğini gerekli kılıyor. Bu nedenle aynı zamanda cüzzamla ilgili gönüllü örgütlenmelerde de görev yapan hastane ve merkez çalışanları şimdi daha çok desteğe gerek duyduklarını belirtiyorlar. Çünkü daha önce sorun büyükken gerekli koşul ve olanakların zorunlu olarak sağlandığını, oysa şimdi bu tür desteklerin çok aza indiğini belirtiyorlar.

Cüzzam nedir?

Cüzzam, kol ve bacaklarımızda duyu ve hareket işlevlerini ileten sinirlerin kılıflarına yerleşen bir basilin oluşturduğu bir enfeksiyon hastalığıdır.

Bu hastalığa yakalanmış ve vücutlarında çok miktarda basil taşıyan cüzzamlı hastalardan damlacık enfeksiyonu ile solunum yolundan bulaşır. Basilin solunum yolundan bulaşması ancak çok sayıda kişinin sürekli olarak yaşadığı ve bir arada olduğu küçük, dar ve havasız mekanlarda olasıdır.

Bu durum ise kuşkusuz ekonomik koşullarla yakından ilişkilidir. O nedenle geri kalmış ülkeler ve yörelerde henüz tümüyle ortadan kalkmış değildir. Normal koşullarda insanların bir çoğu bu basile karşı tıpkı önceden aşılanmış gibi bir doğal bağışıklığa sahiptir. Bu bağışıklık durumu soydan gelen bir özelliktir. Hastalar ve bazı insanlar kendi soylarına bu bağışıklık yoksunluğunu aktarırlar. Bu kişiler eğer basille karşılaşırlarsa hasta olabilirler. Yani hasta olabilmek için vücudun bu basile karşı doğal bağışıklık halinin olmaması ve basili almak gerekir. Bu koşulların ikisinin bir arada olması gerekir. Dolayısıyla hastalık cüzzamlıların çevrelerinde ve yakınlarındaki kişilerde görülür.

Tedavisi nasıl yapılıyor?

Söz konusu basilleri yok eden etkin antibiyotiklerin birlikte ve uzun süreli kullanımıyla yapılmaktadır. Standart tedavi süresi 2 yıldır.

Cüzzamdan korunmak için tüm hastaların erken tanı ve tedavileri gereklidir. Bir aşısı yoktur. Bilinçlenme ve bilgilenme önemlidir. Bu hastalığın az da olsa henüz görülme olasılığının olması nedeniyle özellikle eski ve izleme altındaki kayıtlı hastaların bulunduğu yerlerde görev yapan sağlık çalışanlarının bu hastalığı bilmesi ve aktif çaba göstermesi

önemlidir.

Cüzzam, tanısı kolay, tedavisi kesin, erken tanı konduğunda önlenebilir, çağdışı bir hastalıktır.

Dünyanın geri kalmış ülkelerinde, açlık, yoksulluk, yaşam ve temizlik koşullarının kötülüğü, sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamama, iyi beslenememe, aşırı üreme, iç savaşlar, sürekli göçler gibi nedenlerle kökü kazınamamaktadır.

Bugün, yapılan çalışmalar ve taramalar sonucu, yaşayan kayıtlı hastaların sayısı 2500'e inmiş olup, bunların tümüne yakınının özgün cüzzam (lepra) tedavisi tamamlanmıştır. Her yıl 10 - 15 kadar yeni hasta saptanmakta, bunlar da derhal tedavi edilmektedir. Tüm hastalarımız tedavilerini bitirmiş olmakla birlikte, yaşlılık hastalıkları, geç tanı nedeniyle oluşmuş geri dönmeyen sakatlıkları ve kötü sosyal durumları nedeniyle, Cüzzamla Savaş Derneklerinin katkılarıyla, devletin Cüzzam hastanelerinde (Ankara, Elazığ, İstanbul) tedavi ve yardım görmektedirler.(NK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN