Defne Joy'un Ölümü ya da Medyanın "Namus Cinayeti"!

Defne Joy'un "sadakatsizlik", "sarhoşluk", "serserilik" yaftalarıyla taşlaştırılan ölümü aslında bu ülkede feminist mücadelenin, kadınların olanaklı kurtuluşunun kafasına atılmıştır. Onu aklamak, savunmak filan değil de, erkekliğin ve kadınlığın hem "namusu" hem "cinselliği"nin özgürleştirilmesine destek vermemiz gerek. Bunu ancak hep birlikte yapabiliriz.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
04 Şubat 2011, Cuma



Neden ölüm her zaman hayattan daha anlamlı ve derin görünür? Çünkü hayat ölümle birlikte bütünlüğüne erişir ve tam olur. Ölüm anıyla karşılaşınca bütün durumlar, olaylar, sonuçlar, düşünmeler, başarısızlıklar, başarılar, iyilikler, kötülükler ve kendimiz diyebileceğimiz her şey bambaşka bir ışık altında görünür. Ölüp gidene değil tabii, geride kalana.Belki ölüp gidene zaten hayatı başka kompozisyonlar, orijinal umutlarla, başka şekillere bürünmüştür. Şu anda yaşamaya devam eden bizlerin de hayatımız hakkında bir fikir sahibi olduğumuzu düşündüğümüz gibi.

Öte yandan, bir başkasının gözünde hayat ancak bittiği zaman anlaşılabilir, okunabilir bir metin haline gelebilir. Ben, kişisel olarak hiçbir tanışıklığım olmadığını belirtmeden geçmeyeyim, bir televizyon figürü olarak kendisinden haberdar olduğum bu genç kadının, Defne Joy Foster'ın, bir mutsuzluk eşiğinde olduğunu düşünmeye meylediyorum bu aklımla. Öldüğü için değil. Uzun zamandır televizyon programları yapıyordu. Hatta bir tanesini eğlenceli buluyor, izliyordum. Sonra yoktu bir süre. Sonra dans yarışması.Gazetelerde okudum, kocasıyla, bütün birikimlerini, Çanakkale'de otel açmaya harcamışlar, sonra pek yürümemiş. 1,5 yaşında bir bebe. Onun hem sevgisi, hem sorumluluğu. Sıkılmış, daralmış, çıkmış, dağıtmak istemiş... Ne var yani ?

Yokluğu kanıtlanamadığı için varlığı da kanıtlanamayacak bir Allahın emrini ahlak yasası kılanların dışında, ahlakını "sadakat" üzerine kurmak istemeyenler ölsün mü? Hıncal Uluç, "su testisi su yolunda" yazmış. Bir zamanlar kendi testisini mafya babalarının kurşunlarına kaptırmasına ramak kalmış, bir gözü çöplükteki bu "horoz"un yaptığı ayıptır, yazıktır, o ayrı da. Eminim, Frida Kahlo ve Diego Rivera'nın sergisine gitmiştir, gitmese de gitmeyi düşünüyordur Hıncal Uluç ve onun gibiler. Frida'nın kız kardeşiyle kırıştıran Diego'yu bağrına basan Frida'yı hangi yola uygun görecek acaba Uluç ? İşte böyledir, komünistlerin, feministlerin, siyahların, "genel ve dini" ahlak dışıların ölüsü sahtekar bir saygıya mazhar olur da canlısı ezilmeye reva görülür.

Şimdi şu an öleni de ayaklar altına alınabilir.

Defne Joy Foster'ın "sadakatsizlik", "sarhoşluk", "serserilik" yaftalarıyla taşlaştırılan ölümü aslında bu ülkede feminist mücadelenin, kadınların olanaklı kurtuluşunun kafasına atılmıştır. Güldünya'dan, Ayşe Paşalı'dan bir farkı yok Defne Joy Foster'ın ölüsünün başına gelenlerin. İşte bu nedenle, bu genç kadının, evinde öldüğü genç adamın ambülans çağırmada yaşadığı aşikar tereddüt de feminist bir sorgulamaya tabi tutulmalıdır. Bu kişisel değil politik bir meseledir.

Bu nedenle, yapılması gereken Defne Joy'u aklamak, savunmak filan değil de, erkekliğin ve kadınlığın hem "namusunun" hem "cinselliğinin" özgürleştirilmesine destek vermektir. Ve bunu ancak hep birlikte yapabiliriz.(AT/EK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN