Gazeteci yazar Erbil Tuşalp, 12 Eylül'ün 30. yılında referandum tartışmalarının tarafını belirleyecek bir kriter haline getirilen "hesaplaşma" söylemine ilişkin "Referandumda 12 Eylül'le hesaplaşma tezinden hareket edenlerin ciddi bir bellek yitimi içindeler. Dün unutuldu, unutturuldu. Dahası bugün algılanamadı" dedi.
12 Eylül darbesinin 30. yılında, gazeteci Erbil Tuşalp'le Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) aynı gün yapılacak anayasa referandumu kampanyasında sıkça kullandığı "12 Eylül'le hesaplaşıyoruz" sözünü konuştuk.
12 Eylül öncesini ve sonrasını anlattığı Bin İnsan, Bin Tanık, Bin Belge, Eylül İmparatorluğu" kitaplarının yazarı Tuşalp, bianet'e şunları söyledi.
"Tarih bize politik hesaplaşmanın sanıldığı, söylendiği gibi kolay bir eylem olmadığını gösteriyor. Kimin değirmenine su taşıdığı belli olan anayasa değişikliği gündemi içinde 12 Eylül'ü konuşuyoruz. Bilmem farkında mısınız, artık 12 Eylül faşist darbesi demekten bile vazgeçtik. Referandumda 12 Eylül'le hesaplaşma tezinden hareket edenlerin ciddi bir bellek yitimi içinde oldukları ortada. Dün unutuldu, unutturuldu. Dahası bugün algılanamadı."
"Ne olduğu, rejimin nereye dümen kırdığı onlar için önemli değil. Hala 'Ne olacak?' sorusuna yanıt aranıyor. 12 Eylül ile hesaplaşmayı referandum şemsiyesi altında bir araya getiren mantığına şaşırıyorum. Faşist bir darbeyle 30 sene sonra hesaplaşılır mı? 30 sene sonra 'Darbeyle hesaplaşıyoruz' demek; 'Biz şimdiye kadar hesaplaşmadık, bazı mazeretlerimiz var' demektir."
"O dönemden bu döneme öngörülmeyen ne oldu?" sorusuna ise Tuşalp şu yanıtı verdi:
"Faşizmin sanıldığı gibi durağan olmadığı gerçeği es geçildi. Faşizmin değişen coğrafyalarda sürekli değişim içinde olduğu görmezden gelindi. Togliatti'ye göre 'Faşizm durağan ve tanımlanmış bir süreç değildi, değişime uğruyordu' ama 'Kitlesel etkilerinin tarih boyunca ülkeden ülkeye büyük farklılıklarla' aynı acıları yaşattığı da bir gerçekti."
"Sonra faşizmin nasıl bir toprak üzerinde yeşerdiğine bakmak gerekiyordu. Faşizmi yaratan toplumsal, tarihsel ve siyasi olguları daha iyi irdelemek gerekiyordu.
"Değişip dönüşen klasik faşizmin din ideolojisiyle tahkim edilmiş bir türü olan İslami faşizminin, siyaset bilimi başlıkları arasından çıkarılıp, referansı İslam olan partinin çoğunluk iktidarı tarafından yaşamın tüm alanlarına 'hazmettire hazmettire' yansıtılabileceği öngörülmedi.
"Bugüne dek arkasında destansı öyküler bırakanlarca hesaplaşıldı, bugünden sonra da elbette hesaplaşılacak. Ama bunlar ezen sınıfla bir olup ezilenin üstüne gidenler olmayacak. Devrimci mücadeleye küfredenler, kurulu düzeni kutsayanlar elbette olmayacak." (BT)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN