Yrd. Doç. Dr. Arsan, medyanın Karabulut cinayetini "romana dönüştürmesini" ve polis kaynaklı bilgileri oradaymış gibi haberleştirmesini eleştirdi. "Adaletin linçle sağlanmayacağını" söyledi.
"Neden bu çocuk katil oldu merak etmiyoruz. Belki de tam tersi; rol yapıyor. Ama bunu bilmiyoruz. Anlamaya çalışmak yerine onu hunharca yok etmeye çalışan bir zihniyeti medya yaygınlaştırıyor."
Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Yrd. Doç. Dr. Esra Arsan, teslim olan Münevver Karabulut cinayetinin katil zanlısı C.G.'yle ilgili haberleri bianet'e değerlendirdi.
"Yaşananlar elbette ki çok kötü. Ancak, medyanın adaleti kendinin yerine getirmek istemesi ve bunu dişe diş kana kan diyerek yapması kabul edilebilir değil."
Etiler'de bir çöp kutusunda cesedi bulunan Münevver Karabulut'un (18) katil zanlısı olarak aranan C.G. (17) olaydan 197 gün sonra dün (17 Eylül) saat 00:45'te avukatı aracılığıyla teslim oldu.
Konuyu kamuoyuna duyuran televizyon kanalları ve gazeteler C.G.'nin kaç yıl ceza alacağını tartışmaya başladı. C.G.'nin hakim karşısında neler söylediğini görmediği halde tahmin yürüterek yayınladı.
Arsan, medyanın 17 yaşındaki C.G.'nin cinayeti hangi psikolojiyle işlediğini sormadan onu canavarlaştırmasını eleştiriyor:
"Bu toplumda var olan linç kültürü anlayışının bir yansıması. Çocuk henüz 18 yaşında bile değil. Çocuk mahkemesinde yargılanacak. İşlediği suçun farkında mı, cinayeti hangi şartlar altında işledi bilmiyoruz. Medya tanımadığı, hikayesini bilmediği C.G.'nin cezasını kendi vermeye kalkışıyor."
Meydanın tavrının facebook ve twitter gibi dijital sosyalleşme ortamlarına da yansıdığına dikkat çeken Arsan şöyle diyor:
"Baktığım sosyal medya sitelerinde linç çağrısı yapılıyordu. İnsanlar, 'C.G.'nin kafasını kopartalım, onun Karabulut ailesine çektirdiği acıyı biz de ona çektirelim, biz keselim, hep beraber öldürelim gibi şeyler diyorlar. toplum C.G.'yi hep birlikte öldürmek istiyor."
"Medya C.G.'nin çocuk olduğu refleksini göstermeliydi. Adı ilk günden beri açıkça yazılıyor, fotoğrafları basılıyor. Yapılan haberlerde C.G.'nin her sözünden, bakışından, kıyafetinden, hatta sakalından bir mana çıkarmaya çalışıyorlar."
"Haber metinlerinde C.G.'nin hakim karşısında nefesinin kesildiği, ellerinin titrediği gibi ifadelerin olduğunu" söyleyen Arsan, şöyle devam ediyor:
"Gazeteciler orada olmadıkları halde polisten aldıkları üç beş bilgiyle uydurma haber yapıyorlar. Olsa olsa böyle davranmıştır diyerek yazılan haberler daha çok izlenmek ve/veya daha çok satmak uğruna yapılıyor. Hepsi oturup roman yazmışlar. Karabulut, C.G., aşk, kıskançlık, cinayet... Hiçbiri çocuk haklarını, etik değerleri umursamıyor."(BÇ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN