Kanser hastası olmasına rağmen tahliye edilmeyen Zere'nin durumunu eksik yansıtan rapor nedeniyle Adli Tıp Kurumu'nu eleştirdi. Eyleme katılanlar arasında Uras, Görgün, Tanay, Sezer ve Yıldız da vardı.
"Kanser hastası Güler Zere serbest bırakılsın" diyen binden fazla kişi Taksim'de buluştu; Adli Tıp Kurumu'nun verdiği raporlarla hasta hükümlüleri ölüme terk etmesini protesto etti.
Cuma akşamı İstiklal Caddesi, tramvay durağında buluşup Galatasaray Lisesi'ne yürüyen eylemciler arasında siyasi parti, dernek ve hak örgütü temsilcileri vardı. Eyleme destek verenler arasında Sennur Sezer, Ufuk Uras, Adnan Özyalçınlar, Dursun Yıldız da bulunuyordu.
"İçerde, dışarıda hücreleri parçala", "Hasta tutsaklar serbest bırakılsın", "Darbecilere değil, Zere'ye özgürlük" gibi sloganlarla cadde boyunca yürüyen kalabalık grup etraftakilerden de alkış ve ıslıklarla destek aldı.
Basın açıklamasından önce söz alan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Tayfun Görgün, "Zere'ye en temel hakkı, tedavi olma hakkı çok görülüyor. Adalet sistemi işte böyle adaletsiz çalışıyor" derken, İstanbul milletvekili Uras, "Adli Tıp Kurumu bir Pinochet'nin Şili'sinde bir de bizde böyle çalışıyor. Önümüzdeki ay Zere'nin dosyasını bir kez daha Gül'e ileteceğiz" dedi.
Basın metnini okuyan avukat Taylan Tanay ise, Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın Zere'nin tedavisine yönelik hazırladığı raporların, "hekim örgütü tarafından mesleğini yürütmesi yasaklanan" Nur Birgen'in başkanlığındaki Adli Tıp Kurumu'nca yok sayıldığına dikkat çekti:
"Bugün toplumun tüm kesimleri ve ilgili bilim çevreleri tarafından güvenilmez olarak nitelendirilen Adli Tıp Kurumu, hasta hükümlüleri ölüme terk etmektedir. Bu politikadan vazgeçilmeli, üniversite hastanelerinden alınan bağımsız ve objektif raporlar dikkate alınmalı, hasta tutuklu ve hükümlüler sağlıklarına ve özgürlüklerine kavuşturulmalıdır. Aksi tutumun yeni ölümlere yol açacağı ve bunun sorumlusunun da siyasal iktidar olacağını kamuoyuna duyuruyoruz."
"Arkadaşların dedikleri olsun inşallah, ne diyelim"
Açıklama sonrasında eylemciler yavaş yavaş dağılırken, Zere'den daha önce haberdar olmayan ve eylemi dışarıdan izleyen laboratuar teknisyeni Sezai Tayfur düşüncelerini şöyle ifade etti:
"Adli Tıp'ı tarafsız bulmuyorum, emir altında bir kurum, bağımsız değil yani. Zere'nin suçu da başkalarının yanında çok masum, diğer ülkelerde böyle şeyler suç değil. Arkadaşların dedikleri olsun inşallah, ne diyelim."
Eyleme katılan avukat Hüseyin Murat Yurttaş ise, meselenin Adli Tıp'ta düğümlendiğine değindi:
"Hüseyin Üzmez davası başta, Adli Tıp'ın nasıl raporlar sergilediği ortada. Bu da AKP'nin demokrasiye, özgürlüklere dair tutumunu gösteriyor, AKP'den yeni bir şey umut etmeye gerek yok."(CU/EÜ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN