En ufak bir pişmanlık belirtisi yoksa ortada ve kimse değinmemişse bu yoksunluğa bu ayıba demek önemli kararlar kadınsız alınıyor. Hürriyet'in iftiharla sunduğu bu ayıbı acilen temizlemesi ve kadınlara kapıyı açması şart. Gerçekten "komik" değil.
Hürriyet'in haftasonu çıkan ekinden bir haber başlığı: "Hürriyet sit-com'un senaryosu işte bu masada yazılıyor"
Ertuğrul Özkök'ün sit-com'a yani bir tür izlencelik komedi formatına benzettiği durum bana daha çok acıklı geldi.
Niye mi?
Hürriyet senaryosunu yazanların yani Hürriyet'te ne olacağına karar veren erkeklerin kendilerini gurur tablosu olarak sunup utanmadan bu durumu bir kadına yazdırmalarını sempatik bulmuyorum.
Ertuğrul Özkök, Doğaner Gönen, Arif Dizdaroğlu, Fikret Ercan, Tufan Türenç, Oktay Ekşi, Emre İskeçeli, Bülent Mumay, Necdet Açan, Eyüp Can ve Necdet Doğan. İşte size Hürriyet Takımı.
Kuşkusuz bu haberi cinsiyetçi kılan Hürriyet'in "erkek 11"i değil tek başına.
Haber boyunca kadın temsili üzerine tek laf edilmediği gibi sorulan sorular da o sorulara verilen cevaplar da trajikomik.
Arif Dizdaroğlu'na sormuşlar "aranızda en feminist kim?" diye, cevap "aramızda feminist yok" olmuş. Nasıl olabilir ki? Erkeksiniz ve aranıza kadınları almıyorsunuz.
Fikret Ercan'a göre en seksi Ertuğrul Özkök'müş mesela. Bülent Mumay'a göre yine Ertuğrul Özkök "en kadınların gözdesi"ymiş.
Heteroseksist olmayacaksam sormak isterim, masada kadın olmadığına göre nereden biliyorsunuz?
Belli ki "hırlaştığımız", "başka gazetelerin canına okuduğumuz" Peki Oktay Bey, neyle vuruyorsunuz?" "Havalı tüfek!" "Havalı tüfek mi? Ohoo, bu durumda karizma dağıldı" gibi erkeksi bir jargonla yönetilen toplantıda kadınlar üzerinden de pek çok anı anlatılıyor ve herkes kimin kadınlar tarafından seksi, çekici falan bulunduğunu biliyor.
Açıkçası bu tespitimi havada bırakmak istemem çünkü yazının kendisi "11'in intiharı" gibi.
Deniliyor ki en kolay mutabık kalınan konu "birinci sayfa güzeli"ymiş. Yahu ayıptır.
Alıntılarsak olay şöyle gerçekleşiyor:
"Özkök, ekranda dönen fotoğraflara bakarken 'Dur bakayım Fiko, hemen geçme, kimmiş bu?' dediğinde fikir birliği sağlanan konunun birinci sayfanın sağ üst köşesine konulacak güzel kadın fotoğrafı olduğunu anladım tabii. Ve o günkü güzelin ekranda belirmesiyle otomatik olarak geyik muhabbetinin de başladığını."
Yani bu erkeklerin aralarına kabul ettikleri tek kadın birinci sayfa güzeli aslında.
Bir yandan kadına karşı şiddet acil hat kampanyasını yürüten gazetenin diğer yandan cinsiyetçi, kadına yönelik ayrımcılığı pekiştiren bir siyaset benimsemesi aynı çatı altında nasıl mümkün olur?
Olmasın. Terazinin kefesi kadından yana ağır basmadıkça gerçek bir sosyal duyarlılıktan bahsedemeyiz. Kadınları karar alma mekanizmalarında bulundurmamak da bir tür şiddet değil mi?
Haberi yapan kişi de dahil Hürriyet'in kadınlar için ne zorlu bir arena olduğu çok belli ayrıca. Onlar nasıl okudu bu haberi acaba? Güldüler mi sahiden? Sanmıyorum.
Tepedeki adamlar gazeteyi şekillendiriyor, köşeciler de dahil kadın olanlar onlara hizmet ettiriliyor.
Türkiye'nin kadın temsilinde eleştirenleri susturmak amacıyla benimsediği "nazar boncuğu" genel politikası bile yokken Hürriyet'te New York Times'a özenip önemli kararlar alınan kapıları aralamaya başlamışlar.
En ufak bir pişmanlık belirtisi yoksa ortada ve kimse değinmemişse bu yoksunluğa bu ayıba demek ki önemli kararlar kadınsız alınıyor.
Türkiye'de önemli kararlar alınan her odada, kapının kadınlara kapalı olduğu gerçek, ama bu gurur duyulacak değil utanılacak bir şey.
Kadına karşı ayrımcılığın da başta medya olmak üzere, cinsiyetçiliğin de önüne geçmek için 'kadın kotası şart' diyenlere, nüfusun yarısını oluşturan kadınların temsil hakkının sağlanması için mücadele edenlere "nanik çekmektir" bu haber.
Üstelik haberin sahibi "her şeyi anlamadım ama olsun" diyerek adeta erkeklerin kadına atfettiği eksikliği meşrulaştırıyor.
Oysaki her şeyi anlamamış olmasının nedeni "erkeklerin kendilerine özgü eril dillerinden" kaynaklanıyor, içini serin tutsun yani eksiklik onda değil erkeklerde.
Örneğin toplantıda öne çıkan gündem maddeleri sıralanıyor: Kadın vurgulu tek haber var: "Hakimin biri tacize uğramış kıza garip sorular sormuş."
Haber böyle kurulunca olay da münferit gözüküyor değil mi?
Hürriyet'in iftiharla sunduğu bu ayıbı acilen temizlemesi ve kadınlara kapıyı açması şart. Hiç de "komik" değil. (EZÖ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN