Okulda bir arkadaşım "Bu sene bitsin, büyük ihtimal memlekete geri döneceğim, babama destek olmalıyım" diyor Başbakan çıkıyor, "Hamdolsun kriz bize uğramadı" diyor. Doğrudur, size uğramamış olabilir. Ama halkınıza uğradı.
Cumartesi sabahı piyano kursuna gitmek için yürüyorum. Ana caddedeki halk ekmek kulübesinin önünde bir kadın elinde bir torba ağlıyor. "Lütfen" diyor, "Bir tane ekmek, sadece bir ekmek, başka bir şey istemiyorum" sonra eliyle gözyaşını siliyor.
Görevlinin "olmaz" diye bağırtısı sokağı inletiyor. Kadın tekrar söze başlıyor "Evde çocuklarım aç, ben kendim için istemiyorum, kocam çalışmıyor bir tane ekmek lütfen." Bu sefer görevli "Git muhtardan kağıt al, bedavaya ekmek alırsın hem parada veriyorlar…", kadın "Gittim, vermedi…" diyor.
Okulda bir arkadaşla konuşuyorum. "Bu sene bitsin büyük ihtimal memlekete geri döneceğim, babama destek olmalıyım" diyor. Sonra başlıyor anlatmaya. "Babam, annem ve üç kardeşim orada, biz dört kardeş burada; iki ablam, bir ağabeyim, bir de ben. Ablamlar çalışıyor, ağabeyim hafta sonları çalışıyor. Ben yük oluyorum. Zaten memlekette de iş yok. Buradakiler bana mı baksın, bizimkilere para mı yolasın?" Ben diyecek bir şey bulamıyorum.
Her gün insanlar işten çıkartılıyor, dükkan kapatıyor. Sonra elde avuçta bir şey kalmıyor. Kimse iş vermiyor, gündelik işler para kazandırmıyor. Sonra çocuklar okulu bırakıyor. Çalışmak zorunda kalıyorlar. Geçinmek gerek, eve en azından ekmek girmeli, diyorlar. Babalar karşı çıkamıyor. Ne kadar parasız dense de çocuk okutmak zor zanaat. Biliyorlar. Anneler çocukların istedikleri bir çikolatayı alamıyorlar. Çünkü ceplerinde sadece ekmek almaya paraları var. Bahanelerle geçiştiriliyor çocuklar. Okula gidilirken istenilen birkaç lira bile fazla geliyor babaya. Çünkü yok.
Üniversite mezunları iş bulamıyor. İnsanlar sokaklarda "İşsiziz" diyerek krize karşı yürüyor! Sonra başbakanımız çıkıyor " Hamdolsun kriz bize uğramadı" diyor. Doğrudur, size uğramamış olabilir. Ama halkınıza uğradı. Halk aç ve işsiz. Halk yoksul. İnsanlar yemek yemeye bile para bulamıyor. Ve biz hâlâ "hamdolsun" diyoruz. Karnımız bir lokma ekmekle doydu diye mi, birazcık ısınabildik diye mi? Devletin görevi bizi insanca yaşatmak değil mi? Evet. Yaşıyor muyuz? Hayır! Peki, biz bu halimize hâlâ hamdolsun mu diyoruz? Evet…
Küçük bir hatırlatma: Tilki bir gün kuş yakalamış. Tilki kuşu ağzında tutuyormuş. Kuş demiş ki "Tilki kardeş, sen beni yakaladın da beni verdiği için Tanrıya şükrettin mi?" Tilki kuşun dediğini doğru bulmuş ve tam şükretmek için ağzını açarken kuş uçmuş. Kuş tilkiye dönmüş "Bundan sonra önce karnını doyur, sonra şükret" demiş... (DT/TK)
* Deniz Türkeş, 16 yaşında.

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN