YÖK Disiplin Yönetmeliği'nin öğrencilerin üniversitedeki özgürlüğünü kısıtladığını vurgulayan avukat Koç, başörtüsünün serbest bırakılmasını "özgürleşme" değil, "direktif" olarak niteledi.
İzmir Barosu avukatlarından Ali Koç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "kişisel özgürlük alanı" olarak tanımladığı başörtüsü için Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) yasasının 17. maddesinde yapılacak değişikliğin, üniversitelere özgürlük getirmede yetersiz olduğunu söyledi.
bianet'e konuyu değerlendiren Koç, YÖK Disiplin Yönetmeliği kaldırılmadan, YÖK Kanunu'nun kendisinde kapsamlı bir değişiklik yapılmadan üniversitelere özgürlük getirmenin mümkün olmadığını vurguladı, başörtüsü için yapılacak değişikliğin "üniversitelere direktif vermekten başka bir anlam taşımayacağını" ifade etti.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP), Milliyetçi Hareket Partisi'yle (MHP) başörtüsü değişikliğinde uzlaşmasıyla YÖK Kanunu'nun "Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydıyla yükseköğrenim kurumlarında kılık-kıyafet serbest" şeklindeki Ek 17. maddesine şu ekleme yapılacak:
"Hiç kimse başının örtülü olması sebebiyle yükseköğrenim hakkından yoksun bırakılamaz ve bu yönde uygulama ve düzenleme yapılamaz. Ancak başın örtülmesi, kişinin yüzü açık ve kimliğinin tanınmasına imkan verecek ve çene altından bağlanacak şekilde olması gerekir."
YÖK disiplin yönetmeliği nedeniyle öğrencinin her davranışının idarenin takdirine bırakıldığını ifade eden Koç, Selçuk Üniversitesi'nde bir kadın öğrenciyle erkek öğrencinin el ele tutuşmaları gerekçe gösterilerek haklarında soruşturma açıldığını hatırlattı.
"Örnekler çoğaltılabilir. İstanbul'da gitar çaldıkları için, halay çektikleri için disipline giden öğrenciler var. Yönetmelikte 'Davetliye ayrılmış yere oturmak' diye bir disiplin suçu bile var... Tüm düzenlemelerde ve hatta düzenleme olmayan alanlarda rektörlerin takdir hakkı var. Birkaç maddenin değişmesiyle halledilecek basit bir mesele değil."
Koç'a göre kadının dinden kaynaklanan ikincil konumu üzerinde tartışılmadan fakülte bitirmelerini sağlamak özgürleşmelerini değil, sadece eğitim görmelerini sağlayacak:
"Bu maddenin değişmesiyle üniversitedeki özgürlükler genişlemeyecek. Öncelikle toplumda kadına bakış açısıyla ilgili bir tartışma yürütülmeli, sonra disiplin yönetmeliği kaldırılmalı." (GG/TK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN