Gazeteciler İşi Bırakıp Savaş Kışkırtıcılığına Soyundu

Okur temsilcisi Baydar çatışmalarla birlikte medyada savaş kışkırtıcılığının ve nefret söyleminin yükselişine dikkat çekiyor: Gazeteciler sorumluluk kavramını hatırlamalı.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
26 Ekim 2007, Cuma

Gazeteci; başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını (veya inançsızlığını) doğrudan saldırı konusu yapamaz. Gazeteci; her türden şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtan yayın yapamaz.

"Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri"; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi

Sabah gazetesinin okur temsilcisi Yavuz Baydar, "Dağlıca saldırısından, çatışmalardan beri medyada sert bir şiddet dili, tehditkar bir dil olduğunu söylemek mümkün" diyor.

"İşimiz doğru haber, sağlıklı analiz, halkın değerlendirmesine açık bilgi ve yorum sunmak" diyen Baydar medyanın tutumunu "Köşe yazılarında gazeteciliği bırakıp siyasetçiliğe soyunma çok belirgin. Analitik bakış sergilemeye gerek duymadan bir siyasi kampın sözcülüğüne soyunuluyor" diye yorumladı.

"Ana akım medyada savaş kışkırtıcılığını, bazı yayınlarda da düpedüz bir savaş aleyhtarlığını görmek mümkün."

"Gazeteci düşmanlığı tahrik edemez"

Baydar özellikle Kürtlere yönelik şiddet eylemleri ve ayrımcılıkla ilgili de, bazı yayın organlarında ve yazılarda PKK'nin bir tarafa bırakılıp Kürtlere yönelik nefret söyleminin yer aldığını saptıyor. Bunun yeni Ceza Yasası'nın (TCK) 216. maddesi kapsamında olduğunu düşünüyor.

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama

  1. Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  2. Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  3. Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

TCK Madde 216

"Bu açıkça, halkın farklı özeliklere sahip bir kesimini diğerlerine karşı kin ve düşmanlığa tahrik. Bunları incelemek savcıların işi. Bu sansürcülük değil. Almanya'da, İngiltere'de de bunu yaparsanız kendinizi mahkemede bulursunuz."

Baydar, maddenin şimdiye kadar yazar ve aydınlara karşı "ruhunun 180 derece tersine kullanılmış olduğunu" da ekledi; profesörler Baskın Oran ve İbrahim Kaboğlu'na açılan davaları anımsattı.

"Sorumlu gazetecilik hatırlanmalı"

Bu durumun Türkiye'de gazeteciliğin hep düştüğü bir tuzak olduğunu, "otomatik pilotun devreye girdiğini" söyleyen Baydar "Çözüm basit" diyor:

"Gazeteciler sorumluluk kavramını hatırlamalı, daha titiz davranmalı. Ellerine gelen doğrulanmış bilgiler neyse, halka nasıl anlatılması gerekiyorsa öyle anlatmalı. Haberde olmayan şeyleri yoruma dayalı başlıklarla kabartmak yerine, olabildiğince serinkanlı, nötral bir dille anlatmalılar."

PKK'nin elindeki askerlerin fotoğrafları

PKK'nin elindeki sekiz askerin fotoğraflarının yayınlanmasına dair tartışma için de şunları söylüyor.

"Bir görüş terör gruplarının, silahlı radikal grupların propagandasına ait olmamak için yayınlamamak. İkincisi halkın haber alma hakkı uyarınca yayınlamak. Bence halkın haber alma hakkı ağır basıyor. Ama fotoğrafları yayınlamayabilirsiniz de. O zaman fotoğraftaki içeriği yazıyla verebilirsiniz. Askerlerin adları, canlı, sağlıklı oldukları gibi..."

Baydar yaklaşık altı ay önce İran kuvvetlerince alıkonan askerlerle ilgili haberlerin Britanya gazeteleri tarafından verilmesini anımsatıyor. "Çünkü asker yakınları, dostları ve genelde halk, bilgi bekliyordu."

Gazeteciler arasında "terör" konusunda görüş birliği yok

Geçen hafta Madrid'deki "Terör ve radikalleşmeye tahriklerin önlenmesinde medyanın rolü" toplantısına katılan Baydar, burada "Terörizm, terörist kavramları üzerinde mutabakat olmadığının bir kez daha teyit edildiğini", gazetecilerin radikal, militan silahlı gruplarla ne ölçüde temas kurabileceğiyle ilgili de farklı görüşlerin olduğunu söylüyor.

"Ama sansüre karşı mücadelede, şeffaflık ve devletin medya üzerindeki -kontrolü konusunda çok ciddi bir görüş birliği var." (TK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN