Tuncelili ve Diyarbakırlı gazeteciler Arsan, Tunca ve Haasbroek'la "Şiddet içeren görüntüler yayınlanmalı mı?", "ölüm haberlerini yazarken nelere dikkat etmeliyiz?", "açıklamaların tek taraflı olduğu durumlarda haberi yansıtmada dikkat edilecek konular nelerdir?" sorularına yanıt aradı.
Arsan sunumunu "gazeteciler kendilerine üç temel soru yöneltmelidir, neden, kim için, nasıl gazetecilik yapıyoruz" sorusuyla açtı. Gazeteciliğin kamusal sorumluluk içerdiğini hatırlatan Arsan, dil kullanımı, haberin yeniden okunması, yasal süreçlere hakim olunması gerektiğini hatırlattı.
Bir açıklamaya yer verirken, konunun bütün taraflarına bakılması gerektiğini hatırlatan Arsan, "olgusal gerçekten şüpheliysek ve onu yansıtmamız için üzerimizde baskı varsa, bir taraf bunu söylüyor, karşı tarafta şunu söylüyor diye tüm taraflara yer vermeliyiz. O zaman gazeteci olarak dengeliliğimizi adaletimi ortaya koymuş oluyoruz" dedi.
Özellikle şiddet görüntülerinin nasıl yansıtılması gerektiği konusunda uzun tartışmaların yaşandığı atölyede, Arsan gazetecilerin hangi durumlarda şiddet içeren fotoğraflara yer verebileceğini şöyle açıkladı:
"Gazetecilik belgelemek mesleğidir. İnsanlar faili meçhul cinayetlere maruz kalıyor demek yeterli değildir. Bu belgeye ihtiyaç vardır. Öldürülen Vietkonglu'nun fotoğrafı zulmün işkencenin belgesi olarak kalacaktır. Bir trafik kazasında beyni dağılmış bir kız çocuğunun fotoğrafını yayınlamakla bunu yayınlamak aynı şey değildir."
Kürdistan TV'den Mehmet Eren'in "bir çatışma ortamında, fotoğraf çekmekle yaralananlara yardım etmek arasında kaldığını" söylemesi üzerine, Ragıp Duran, gazetecinin bu ikilemde, "ya kurtarmak ya haber yapmak" tercihlerinden birini yapabileceğini söyledi:
"Hiçbir haber insan hayatından önemli değildir. İnsan öldüğü zaman geriye gelmez. Gazetecilik insani bir meslektir. Haberi atlayıp insanı kurtarmak önemlidir. Ama orada bir doktor varsa önce fotoğraf çekilir."
Nico Haasbroek de, gazetecilikte en önemli kuralın doğruluk olduğuna işaret etti, "bu bilgiyi dürüst elde ettim mi?", "insanların özel hayatlarına özen gösterdim mi?" sorularını sorması gerektiğini belirtti. Haosbroek, gazetecinin ideolojik görüşlerini ifade edebileceğini, destekleyebileceğini ama bunu yayın organına yansıtamayacağını vurguladı. (AÖ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN