Gençleri bilime teşvik etmekle mükellef Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi bilim kurumunun verdiği ra¬pora bakın. Belli ki projeyi anlayamamışlar. TÜBݬTAK hem yargısız infaz yapıyor hem de gençleri kendi sınırıyla sınırlıyor.
Adı lazım değil, Matematik Köyü'ne iki üç yıldan beri yaz kış demeden gelen liseli bir genç var.
Geçen yıl lisesinden izin alıp üniversitede birinci sınıflara verdiğim dersleri izledi. Dersi inatla anlamaya çalışan ve dersten yararlanan üç beş kişiden biriydi.
Ta başından beri sayılar kuramına meraklıydı. Hepimizin ortak zaafıdır, hepimizin ilk aşkıdır sayılar kuramı. Ama o aşkını sürdürdü. Kendini geliştirdi. Şimdi ortalama bir matematikçiden çok daha fazla sayılar kuramı biliyordur.
Şımarmasın diye daha fazla övmüyorum ama çocukta bayağı iş var. Hiç kuşku yok ki bir gün onur duyacağımız bir matematikçi olacak.
Bu genç, TÜBİTAK'ın liselilere yönelik matematik projesi yarışmasına katılmış bu yıl. Bilseydim, "Yapma etme derdim, kendi ödülünü kendine ver, başkalarından ödül bekleme..." Bilmiyordum.
Ülkemizin değerli sayılar kuramcılarından bir arkadaşımız projesine danışmanlık yapmış. Danışmanlığa soyunması bile başlı başına gencin değerinin göstergesidir. Zaman bedava değil çünkü.
Olgunlaşan proje TÜBİTAK'a sunulmuş. Genç yanıt bekliyor... Heyecanla herhalde, başka türlü olabilir mi?
Beklenen yanıt geliyor: Ret.
Gerekçe? Sıkı durun: Seviye üstü çalışma!
TÜBİTAK raporunu kendi gözlerimle görmesem inanmazdım. Başka hiçbir açıklama yok. Aynen ve sadece ve kabaca "seviye üstü çalışma" yazıyor.
Gençleri bilime teşvik etmekle mükellef Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi bilim kurumunun verdiği rapora bakın! Belli ki projeyi anlayamamışlar ve gence terbiyeli bir dille, "Bizi aştın. Bu çalışmayı sen yapmış olamazsın, mutlaka çalmışsındır" demek istiyorlar. Yani TÜBİTAK hem yargısız infaz yapıyor hem de gençleri kendi sınırıyla sınırlıyor!
Projeye ne kadar katkısı olduğunu danışmanına sordum. Tamamen liseli gencin eseriymiş, danışman sadece gerekeni yapmış, yani araştırmayı yönlendirmiş.
Genç için üzülmedim. Bu tür tokatlar iyi gelir, olgunlaştırır. Hatta ne kadar erken o kadar iyi! Ama TÜBİTAK ve daha çok ülkem için üzüldüm.
Bir kurum kendi kendini nasıl bu kadar kötü duruma düşürebilir?
İzin verin de ülke kalkınsın, izin verin de gençler sizi ve bizi aşsın! Öyle değil mi? Yoksa çok mu bildiğinizi sanıyorsunuz?
Seviye üstü çalışma gibi bir gerekçe neresinden ve nasıl savunulabilir?
İnsan karşısına aldığı kişinin ya da bu durumda kurumun savunulacak bir tarafı olmasını istiyor. Kendini bu kadar zavallı duruma düşüren bir kurumu eleştirmek hiç hoş değil. Birazcık da olsa haklı olma olasılığı olsun karşı tarafın.
Ama tarihe geçmesi gereken bir utançla karşı karşıyayız. Yazmamaya hakkım olmadığını düşündüm. Allah kimseyi bu utanca düşürmesin! (IC)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN