Azınlık Raporu: Lozan'ın Ötesine Geçen Azınlık Politikası Geliştirin

Uluslararası Azınlık Hakları Grubu, Türkiye'deki azınlıkların durumuna dair raporda, tarihi milliyetçilik adına azınlıklara şiddet içeren baskılar uygulandığını belirtti, hükümeti anayasa çalışmalarında azınlık temsilcilerine yer vermeye çağırdı.

Londra - BİA Haber Merkezi
11 Aralık 2007, Salı

Uluslararası Azınlık Hakları Grubu "Bir eşitlik arayışı: Türkiye'de azınlıklar" adlı raporunu yayımladı. Raporda geniş bir etnik, dilsel ve dinsel çeşitliliğe ev sahipliği yapan Türkiye topraklarının Türk, Kürtlerin, Ermenilerin,  Alevilerin, Yezidilerin, Süryanilerin, Lazlar, Caferiler, Romanlar, Rumlar, Kafkasyalılar ve Musevilerin de vatanı olduğu ancak Türkiye Cumhuriyeti'nin "tarihi milliyetçilik" adına azınlıklara sert  ve şiddet içeren baskılar uyguladığı belirtiliyor.

Rapor azınlıklara ilişkin tek korumanın 1923 tarihli Lozan Antlaşması’yla sağlandığını ancak Türkiye'nin, antlaşmayı kabul edildiği tarihten itibaren ihlal ettiği kaydediliyor ve bu ihlallerin anlaşmanın kapsamının Ermeni, Musevi ve Hıristiyan Rumlarla sınırlanmasından ibaret olmadığına da değiniliyor.

Azınlıkların uğradığı şiddetin giderek ağırlaştığı belirtilen raporda örnek olarak 19 Ocak 2007’de Ermeni gazeteci ve insan hakları savunucusu Hrant Dink'in İstanbul’da vurularak öldürülmesi veriliyor.

"Reformlar uygulamaya geçmedi" 

Rapora göre bazı yasalar reformdan geçirildiyse de, bu reformlar çoğu zaman fiili bir değişim yaratmadı. Nisan 2006’da, nüfus cüzdanlarında din hanesinin doldurulması zorunluluğu kaldırıldı ancak devlet vatandaşlarından dinlerini ilan etmelerini istemeye devam etti.

"Dolayısıyla, bu haneyi boş bırakan gayrimüslimler, dini inançlarını dile getirdiklerinde olduğu kadar savunmasız bir konumdadırlar. Bu nedenle AB’nin Türkiye’deki azınlıkların fiili durumuna odaklanması ve tüm azınlıklara eşit davranılmasını sağlaması hayati önemde."

"Yeni anayasa çalışmalarına azınlık temsilcileri katılsın"

Raporda Türkiye hükümetine yönelik tavsiyeler arasında yer alan bazı maddeler şöyle:

  • Eylül 2007’de yeni AKP hükümeti tarafından başlatılan yeni bir anayasa hazırlama süreci şeffaf,katılımcı ve demokratik olmalıdır. Hükümet azınlıkların ve temsilcilerinin bu sürece dahil olmasını sağlamalı ve anayasa taslağını incelerken onların sorun ve taleplerini de dikkate almalıdır.
  • Türkiye derhal, çağdaş uluslararası standartları yakalamak için Lozan Antlaşması’nın ötesine geçen kapsamlı bir azınlık politikası geliştirmeli ve benimsemelidir.

 

"Azınlıkların medyasına eşit muamele" 

 

  • Azınlık dillerini kullanan medya organlarına Türkçeyi kullananlardan daha olumsuz bir muamele yapılmamalıdır. (NZ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN