IRAZ ŞENSÖZ YAZDI

İki Kadın, Bir Erkek; Çocukların Durumu Hiç İyi Değil

Sinemanın ve tabii tüm sanat dallarının insanı merkeze alan bir duruşu olmalı. Geleneği muhafaza etmekten, ahlakçılıktan, otoriteden yana değil, insanın özgürleşme çabasını yüceltmekten yana olmalı. Hikaye bunun karşısında yer alırsa üretilen eseri olumlu eleştirmemiz imkansızlaşıyor...

İstanbul - BİA Haber Merkezi
19 Mart 2011, Cumartesi

The Kids Are Allright... Türkiye'de İki Kadın, Bir Erkek adıyla vizyona giren filmin isminin çevirisi aslında şöyle: 'Çocukların Keyfi Yerinde'. Yani çocukların hayatıyla ilgili endişelenecek bir şey yok. Onlar 'iyi' bir ailede, vatana millete örnek bireyler olarak büyüyorlar... Film, iki çocuklu lezbiyen bir çiftin kurduğu ailenin, tıpkı diğer heteroseksüel aileler gibi olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bir sinemacı için bu genellemenin altını doldurmaya çalışmak ne büyük bir talihsizlik...

Aile, sinemada defalarca hikaye edilen bir kurum oldu. Kimi zaman üç maymun'u oynadı o aile, kimi zaman bir Amerikan Güzeli'nin yaprakları gibi döküldü, kimi zaman polyester gibi keskin bir koku bıraktı geriye... Anlatı, ucundan kıyısından da olsa ailenin işlevsizliğini anlatabildiği ölçüde değer kazandı.

Lisa Cholodenko ise İki Kadın, Bir Erkek'te hikayesini ailenin babası/otorite figürü Nic'in (Annette Bening) yanından anlatarak zehirli eleştiri oklarının hedefi oluyor. Hep aynı saatte akşam yemeği yiyen, masada telefonla konuşmanın yasak olduğu, çocuklarına 'korumacı' yaklaşan, onların 'iyiliği için' kurallar koyan, serseri arkadaşlar edinmelerini istemeyen, 'konforlu' bir hayat yaşamaları için uğraşan, hayatta başarılı olmaları için öğütler veren, klasik ama lezbiyen (!) Nic ve Jules çiftinin kurduğu bir aile ile karşı karşıyayız. Böyle bir ailenin ebeveynleri ise baba ve anne rollerini çok keskin biçimde paylaşan iki kadın.

Tipik bir genelleme olan 'lezbiyen çiftlerde biri erkek rolünü oynar ve bu karakter daha baskın, erk ve kısa saçlı olur' yaklaşımı filmde bire bir kullanılmış. Nic karakteri erkeksi, kısa saçlı, eve ekmek getiren, her şeyi kontrol etmeye çalışan, kurallar koyan, kayda değer bir meslek sahibi (doktor) olan, baba rolünü üstlenmiş ve bazı tepkilerinden anladığımız kadarıyla neredeyse erkek düşmanı bir lezbiyen. Jules (Julianne Moore) ise bir şekilde okulunu okuduğu mimarlık mesleğini hiç yap(a)mamış, tipik bir anne olarak çocuklarla Nic arasında köprü vazifesi gören, Nic'in mükemmelliyetçiliği altında ezilerek düzenlemeye çalıştığı bahçe konusunda bile Nic'in beğenisini kriter olarak alan, boyun eğen bir karakter. Bu ailenin yetiştirdiği iki çocuktan biri ise kendini her zaman tüm derslerinden 'A' almak zorunda hisseden Joni, diğeri ise sakin bir genç erkek izlenimi bırakan, sadece sporla ilgilendiğini bildiğimiz ama karakteriyle ilgili derinleşemediğimiz Laser. Filmde çocuklar da sadece 'çocuklar' rolünü üstleniyor aslında, tam da böyle bir ailede 'olması gerektiği gibi'.

Jules yıllardır süren bu kurumsal hayattan sıkılmış olacak ki, yeni tanıştıkları biyolojik baba Paul'le (Mark Ruffalo) aralarında bir yakınlaşma oluyor. Sanki lezbiyenlik heteroseksüelliğin yanında bir eksiklikmiş gibi Jules ve Paul'ün sevişmeleri Jules'ün cinsel açlığı olarak resmediliyor. Filmin lezbiyen ilişkiye dair o kadar tutucu ve sakat bir tavrı var ki, Nic ve Jules'ün cinsel hayatlarındaki en renkli şey 90'lardan kalma bir erkek gay pornosu. Sevişirken vibratör kullanmaları ise şaşırtıcı değil sanırım.

Bu 'mükemmel' aileyi parçalayan Paul ise çocukların iyi anlaştığı, rahat, pratik olmadığı ve hayatta bir karşılığını bulamadığı gerekçesiyle üniversiteyi yarıda bırakmış, kendi restoranını işleten, organik tarımla filan ilgilenen, çekici sayılabilecek bir erkek. Bir anlamda kurumsallıktan uzak durmaya çalışan bir portre... Belki de Jules ve çocukların ilgisini tam da bu yüzden çekiyor. Ancak hikaye ilerledikçe sadece öyle ya da böyle bir insan olduğu için, kutsal aileden özür dileyen bir karaktere dönüşüyor. Açıkçası film, karakterlerin motivasyonuna ahlaki bir pişmanlık yerleştirmeyi iyi başarıyor.

Aileden özür dileyen tek karakter Paul değil... Jules eşini bu erkekle aldatan taraf oluyor ve hem kendi gözünde hem ailenin gözünde 'suçlu' ilan ediliyor. Jules'ün, çocuklarının biyolojik babası Paul ile seviştiğinin ortaya çıkmasının ardından sadece Nic tarafından değil, ailenin diğer bireyleri June ve Laser tarafından da dışlanması aile kurumunun katı kurallarının lezbiyen çiftler için de geçerli olduğunu bir kere daha gözümüze sokuyor. Ancak ortada eleştirel bir durum yok.

Olan biteni Nic'in yani her şeyin en iyisini bilen baba'nın tarafından izliyoruz. Jules'ün adeta yargıç olan aile'nin önünde af dilediği sahne ise tüm filmin özeti gibi. Joni, Laser ve Nic kanepede oturmuş TV izlerken Jules yanlarına geliyor, tam önlerinde ayakta duruyor ve pişmanlığının ne kadar büyük olduğunu anlatan bir özür konuşması yapıyor. Adeta mahkemede yargıç önünde suçunu itiraf eden bir sanık gibi... Sonunda bir süre dışlanarak cezasını çeken Jules, affediliyor. Kurumsal yargı, genel geçer ahlak işliyor, roller devam ediyor, yasalar işletilmeye devam ediyor. Yani çocukların durumu hiç iyi değil... (IŞ/EKN)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN