BERRİN HATACIKLIOĞLU YAZDI

Güzel Evim

Her şeyi paylaşıyoruz... O nevresimin ucundan tutarken bir dakika harcıyor, ben yıkayıp ütülerken kırk beş dakika; yemek pişirmek saatler sürüyor, masa hazırlamak beş dakika; o yerleri hiç silmiyor, benim aklım gözüm hep tozlarda...

İstanbul - Feminist Politika
05 Eylül 2009, Cumartesi

Yirmilerimdeyim, özgürüm, güçlüyüm, başımı bir milim dahi eğmiyorum bir erkek karşısında, yoksa ezilirim, diğer kadınlar gibi. Aşklar yaşıyorum, özgürlüğüme zeval gelmesin diye sava­şarak.

Yirmili yaşlarımın ortasında çok aşık oluyorum bir adama, mutluluktan ha­valara uçuyoruz birlikte, okulumuzu bitirince işe başlayıp küçük cici bir eve taşınıyoruz beraber. İlk maaşlarımızla eşyalar alıyoruz evimize. Çiçekler alı­yorum, her gün suluyorum; kap-kacak alıyorum, haftada üç gün alışveriş ya­pıyorum güzel yemekler pişirmek için. Paspas alıyorum banyoya, 2 haftada bir yıkıyorum. Evimiz anayol üstünde, çok tozlu, vileda alıyorum yerleri siliyorum haftada bir; güzel nevresimler alıyorum haftada bir yıkıyorum, bayılıyoruz mis gibi kokan güzel çarşaflarda yatmaya. Ütü alıyorum, mis kokan çamaşırları­mızı ütülüyorum. Güzel süs eşyaları alıyorum, sık sık tozlarını alıyorum. Her gün bir parça iş yapıyorum, yoksa çok yorucu, hele akşama kadar çalışırken, oysa her şeyi keyifle yapmak istiyorum evimde.

Bütün bu eşyaların masraflarını pay­laşıyoruz, her şeyi paylaşıyoruz, ben yemek yapıyorum, sevgilim masa ha­zırlıyor; ben çamaşırları yıkayıp ütülü­yorum, o gömleklerini dolabına asıyor, katladığım çamaşırları çekmecesine yerleştiriyor; nevresimi takarken ucun­dan tutuyor; her şeyi paylaşıyoruz. O nevresimin ucundan tutarken bir dakika harcıyor, ben yıkayıp ütülerken kırk beş dakika; yemek pişirmek saatler sürüyor, masa hazırlamak beş dakika; o yerleri hiç silmiyor, benim aklım gözüm hep tozlarda. Bulaşıkları ben yıkıyorum, o bulaşıklığı boşaltıyor; bütün eksik eş­yaları ben düşünüp alıyorum, o yarısını ödüyor. Güzel evime halel gelecek diye tetikte beynimin yarısı, onun beyni işte­ki projelerini düşünüyor. İşten hep ben daha geç geliyorum ama o bana bir gün bile yemek hazırlamıyor...

Bu evde bir şeyler yanlış oluyor? - ha­yır, çok mutluyum - köle gibisin - ha­yır aşığım - hep çalışıyorsun - evim için çalışıyorum - niye bir tek sen çalışıyor­sun? - o da çalışıyor - o bir şey yapmıyor - ben istiyorum böyle bir evi - o olma­sa da böyle güzel olur bu ev, hem daha az çalışırdın - ben istemezsem yapmam - o seni kullanıyor - hiç bir erkek beni kullanamaz, ben özgür irademle yapıyo­rum???? !!!! ....

Kendime bile sesli söyleyemiyorum; oysa sevgilimin özel hizmetçisiyim, evin kölesiyim, sevgilim beni kullanı­yor, aşkla sarıp sarmalayarak kullanı­yor... Ben kendimi görmediğim koşul­larda güçlü saymışım, hayal aleminin prensesi, yeryüzünün dinlenemeyen işçisi. Kadın olmak tüm bu cürete ma­ruz kalmaya yetiyormuş aslında, o ben­den bunu bekliyor, ayağımı okşayarak bir çelme takıyor, ben yerleri yalarken buluyorum kendimi, ışıl ışıl temiz fa­yanslar için. Ben durumun ağırlığından kaçmak için ya prenses olduğum hayal alemine gitmeliyim ya da gözlerim açık diri diri sömürüleceğim, her gün biraz daha delirerek, dır dır ederek, zayıfla­yarak, tükenerek, ev işinden başka bir şey düşünemeyecek hale gelene dek. Savaşarak aşk yaşamak mı diyordum, işte savaş, evimin ortasında, kendi yok oluşuma karşı.

Bu evden taşınmalıyım ama yalnız ya­şayacak param yok, bütün arkadaşlarım eşleri veya aileleriyle yaşıyor, yalnızım ve parasızım. Sevgilim abarttığımı söy­lüyor, hem rahatsız olan o değilmiş ki benmişim, o pis evde yaşayabilirmiş, ben yaşayamıyormuşum, o her gün peynir ekmek yiyebilirmiş, ben yemek pişiriyormuşum, evin düzenli olmasını o istemiyormuş. Misafirler geldiğinde kendi işlerini yapabilirlermiş... Sen niye yapmıyorsun o zaman? Sevgilim hızını alamıyor, istersem daha az yorucu bir işte veya yarı zamanlı çalışabilirmişim, çünkü o çok yakında ikimize de yetecek kadar kazanabilecekmiş, hatta ve hatta istersem çalışmayabilirmişim bile. Bu­lunmaz nimetim, kim beni daha çok kul­lanacak, sevgilim mi patronum mu?

Evet, bu güzelim, temiz, pırıl pırıl evi ben istiyorum çünkü bana bu öğretildi

hayatımın her saniyesinde, annemin kar­nından kanlar içinde çıktığımda belliydi başıma gelecekler, vajinam vardı. Niye öğretildi? Senin için; sen güçlü, mutlu, rahat ol diye; benim doğurup, besleyip, büyüttüğüm, senin soyunu devam ettire­cek boy boy çocukların olsun diye; sen kendi varlığın dışında hiçbir şeyi düşün­mek zorunda kalma diye. Evet, bana na­sıl bir kadın olmam gerektiği her zaman her fırsatta öğretildi, kökleri o kadar de­rinde ki, o kadar sarmış ki beynimi, ku­rutmaya hangi ucundan başlayacağımı bilemem, o kurumadan kendi ağacımı dikemem, hem ben kimim ki koşullar­dan öte, benim için hazırlanmış bir fidan var mı ki beynimde büyüyecek?

Beynim çatırdıyor, canım yansa da kuş gibi hafifliyorum, küçük cici evimiz kısa zamanda tozlanıyor, vileda köşesinde duruyor, banyo paspası griye dönüyor, hâlâ taksitlerini ödediğimiz çamaşır ma­kinesini boş. Çiçeklerimi arkadaşlarıma veriyorum, sadece peynir ekmek yediği­miz için tabak çatal bir süre dayanıyor neyse ki plastik tabak bardak var hayat­ta. Rafların rengi açık kahve gri arası bir renk alıyor, parmakla yazı yazmak çok zevkli. Zamanla kokan nevresimlere alışmak zor ama hiçbir şey özgürlük ka­dar güzel değil. Çok mutluyum, evimiz sokak gibi, bu beni daha da özgürleştiriyor, evlerimizin ilaç fabrikası kadar hij­yenik olması gerektiğini yalanını bize deterjan üreticileri atmış olmalı, oysa

böyle çok rahat ve mutluluktan, rahat­lıktan daha sağlıklı bir şey yok hayatta. Derken sevgilim kabız oluyor, benim hiçbir sorunum yok, hint yağları, sabun­lu su dozaj lama işe yaramıyor, hipokratın kılıcı buyuruyor: Sürekli ekmek ara­sı yenilmeye, sebze yemekleri yenile! Sevgilim bulaşıkları yıkıyor, zeytinyağlı enginar tarifleri alıyor pişirmek için ben kitap okuyorum. Sevgilimin daha çok para kazanması için temiz, ütülü göm­leklerle işe gitmesi lazım, çamaşır yıka­maya çalışıyor, ben arkadaşlarımla sine­maya gidiyorum, onun hangi çamaşırla­rın hangileri ile yıkandığını, makineye ne kadar deterjan konduğunu keşfetmesi saatlerini alacak. Bir dosya bulmak için dakikalarca dolanıyor evin içinde, ben televizyon seyrediyorum. Sevgilim pa­zarlık yapmak istiyor işleri paylaşmak için ama ben böyle çok mutluyum, belki bir zaman sonra 'yardım' edebilirim. Bu adamların bir bildikleri varmış, böyle hayat çok güzelmiş, ev bu haliyle benim için en güzel evmiş...

Savaş yazıtları yazılı artık beynime, bir erkekle aynı evde yaşamanın kuralları, hayatta kalma savaşının anahtarı.

-Ev işi benim işim değil

-Evin pis olup olmaması umurumda de­ğil, pis ev köle gibi tek basma iş yap­maktan daha kötü bir şey değil

-Sadece kendi çamaşırlarımı yıkayıp ütüleyebilirim

-Sadece kendime yemek pişirebilirim veya yemek yapamam vaktim yok, yor­gunum, hem de beceremem (duruma göre herhangi biri kullanılmalı, henüz sıcak savaş yokken en ağırından başlan­mamalı)

-Bulaşık yıkamayı hiç sevmem, hem hep bardak kırarım

-Evin bu halinden ben sorumlu değilim ve de utanmıyorum

-Ev ne kadar pis ise ben o kadar özgü­rüm

-Asla evde iş yapmayan erkek ile çocuk yapmam, bırakalım bu modellerin nesli kurusun, evrim haritasının geçmiş basa­maklarında yer alsınlar. (BH/EZÖ)

 

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN