SAĞLIK İÇİN MEDYA, MEDYA İÇİN SAĞLIK

Tek Bir Kişi Bile Sağlıklı Değilse, Hiç Kimse Sağlıklı Sayılamaz!..

12 Haziran Genel Seçimine katılacak parti ve milletvekili adaylarının politika ve programlarının tercihinde sağlık ve hasta hakları açısından göz önünde tutulması gereken ölçütler.

Muğla - BİA Haber Merkezi
26 Mayıs 2011, Perşembe

Seçime üç haftadan daha az bir süre kaldı. AKP'nin iktidarda kalmasının en büyük nedeni olduğu "var sayılan" sağlıkta dönüşümün gerçek anlamını dün bianet'te yayınlanan TTB değerlendirmesinde okudunuz muhtemelen. Aslında "başarı" ya da "zafer" sayılan konuların, ne menem bir şey olduğu, gelecekte hepimizin her şeyi yitirdiğimizde anlayacağımız bir "Pyrus Zaferi"nden başka bir şey olmadığını en azından doğrudan "yaşayanlar" ya da doğrudan "mağdur" olanlar biliyor.

Kuşkusuz "Al birini vur ötekine" durumu da geçerli. Ana "muhalefet" partisi de programında "her şeyi parasız" yapacağız derken ne kastettiğini açıklamıyor. Eski SSK genel müdürü muhalefet lideri henüz "GSK'yı kaldıracağım" demedi. Primle dönen sağlık hizmetinin ne olduğunu Fransızlar "Fransız" kalsa da "Almanlar" başta olmak üzere tüm kıta Avrupa'sı biliyor.  Sağlığa para girdi mi "işin b.ku çıkıyor!"

Başka konulardaki değerlendirmelerim bana kalsın, ama 12 Haziran'da oy kullanacak olan seçmenlere en azından sağlık alanında değerlendirme yapabilmeleri için bir dizi "ölçüt" sunmak istiyorum.

Bu ölçütlerin ortaya çıkmasının "müsebbibi" sevgili Şanar Yurdatapan ve onun sürdürdüğü "T(k)MM" faaliyetidir. Yaklaşık bir ay önce bir STK olarak  partilerden ve adaylardan "beklenti"lerimizi sordu. "Sağlık hakkı ve hasta hakları" alanında çalışmalar sürdürdüğümüz için bu alandaki olması gerekenlere odaklaşarak "beş"i genel, "beş"i de aslında "İstanbul"a özel ama aslında bu coğrafyanın her yanındaki insanlar açısından pek de farklı olmayan "on istek" dile getirdik.

Bu hafta sizlere onları iletmek istiyorum. Bunların aslında dün okuduğunuz TTB'nin saptamalarının ışığında değerlendirildiğinde parti ve adayların tercihi konusunda önemli ölçütler olduğu yadsınamaz. Bu sorulara "evet" demeyenlere ve programlarında açık ve net olarak yer vermeyenlere, eğer sağlığını ve sağlıklılığını düşünüyorlarsa, bence halkımız da "evet" dememeli!

Sağlıkla ilgili tüm ülkeyi ve herkesi ilgilendiren konularda

1. Nitelikli sağlık hizmetine ulaşılamaması ve eşit biçimde yararlanılması

Ayrımsız herkesin gereksindiği 'nitelikli' sağlık hizmetine, herkes hiçbir önkoşul ve yerine getirilmesi gereken bir zorunluluk olmadan ve herhangi bir karşılık ödeme zorunluluğu da söz konusu olmadan (yani bedelsiz olarak) ulaşmasını sağlayacak bir sağlık hizmetinin, bunu gerçekleştirecek bir finansman modelinin ve böyle bir hizmeti herkese eşit ve ayrımsız olarak, her an sunacak bir sağlık hizmet organizasyonu gerçekleştirip gerçekleştirmeyecekleri.

2. Sağlıkla ilgili toplumsal ve bireysel karar ve denetim süreçlerine katılım sorunları

Gerek doğrudan, gerekse ilgili örgütler aracılığıyla toplumun sağlığına yönelik ve sağlıklılığını sağlayan tüm hizmet alanlarında; başta bu hizmetlerden yararlanacak olanlar olmak üzere, hizmetin tüm tarafları ve bu alandaki tüm 'paydaş'ların gerek bireysel, gerekse örgütsel olarak katılımlarını sağlayacak yöntem ve mekanizmaların yaratılması, uygulanması ve işletilmesi için çaba gösterilip gösterilmeyeceği,

3. Bireylerin kendi fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlıklarıyla ilgili konularda kararlarını kendilerinin vermesi Bireylerin sağlıklarını sağlayacak ve sağlıklılıklarını sürdürecek, tüm sağlık hizmet sunumu süreçlerinde, tüm kararların gerekli bilgilendirme ve aydınlatma sağlandıktan, ilgili seçenekleri sunulduktan sonra tümüyle bağımsız olarak ve özgür iradeleriyle kendi sağlıklarıyla ilgili yapılacak işlem ve müdahalelerde, sonrasında böyle davranmalarından dolayı bir olumsuzlukla karşılaşmamak kaydıyla söz, karar ve yetki sahibi sayılması için gerekenleri yerine getirip getirmeyecekleri,

4. Sağlıklılığı sağlayan ve sürdürülebilir kılan sağlığın belirleyicilerinin herkese gereksinimlerine göre sağlanması

Konut, beslenme, sağlıklı içme suyu, yaşamı olanaklı kılan çevre koşulları ve çevresel tehdit ve risklerin ortadan kaldırılması gibi BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesinde açıkça ifade edilen, bireylerin varlığı ve sağlıklılığını sağlayan koşul, olanak ve fırsatların sağlanması için gerekli politikaların benimsenmesi, bunların uygulanması ve demokratik katılımcı bir yaklaşımla denetim ve izlenmesine yönelik programlar ve uygulamalarının olup olmadığı,

5. Sağlıkla ilgili tüm yasa ve ilişkili mevzuatın güncellenmemesi ve bireyler açısından yaşamda karşılığı olan uygulamalara dönük olarak düzenlenmesi

Başta bireye yönelik olanlar olmak üzere, toplumsal olarak sağlık açısından sorun yaratan konularda, şu anda pek çok açıdan sorunlu, birbiriyle çelişik ya da uygulanamaz olan, her düzeydeki mevcut yasal düzenlemenin birbirleriyle uyumlu, gerçekçi, uygulanabilir, izlenebilir ve denetlenebilir kılınması için gerekli politika, program ve iş planlarının çıkarılıp çıkarılmadığı, programa konulup konulmadığı,

İstanbul başta olmak üzere  yerel düzeydeki istekler, beklentiler

1. Ülke geneliyle ilgili olarak tüm söylediklerimiz bağlamında İstanbul'un özellikleri, özgünlükleri ve değerlerine uygun bir sağlık hizmet organizasyonunun gerçekleşmesi

İstanbul pek çok bakımdan ülkenin küçük ölçekli bir 'prototipi'dir; bu bağlamda mevcut olanaklar ve uygulamalar da göz önüne alınarak ve olumlu yanları korunarak, ülke geneli için önerdiğimiz perspektifle uygun bir sağlık hizmet organizasyonunun (örneğin İstanbul'un olası bir Marmara Depremi'nde bile eksiksiz  işleyecek nitelikte) sağlanması için gerekli politikaların tanımlanması, uygulama projeleri ve çabalarının görülebilir ve anlaşılabilir kılınıp kılınmadığı,

2. İstanbul'un doğa ve dokusunu koruyan bir sağlıklı ortam ve çevrenin yaratılmaması ve oluşturulması

Çok kültürlü, çok kesimli ve çok boyutlu bir kent olarak İstanbul'un  kendi doğa ve dokusunun da korunması koşuluyla, bu kentin, hem kent olarak hem de içinde yaşayan bireyler olarak, her bakımdan sağlıklılığını sağlayacak, kente bu açıdan bakarak bir gelişim ve yatırım programı yapacak, politikalarını bu doğrultuda oluşturup uygulayacak bir programa sahip olunması, bu bağlamda kent içi ulaşım, kentin başka kentlerle bağlantısını sağlayan "ulaşım" başta olmak üzere, kentin tüm ekonomik ve üretime yönelik planlaması ile kentsel gelişimin "sağlıklı" bir şekilde ve her durumda "sağlığı tehdit etmeyecek" biçimde kurgulanması ve uygulanması için belirgin, bilinebilir proje ve yaklaşımların sunulup sunulmadığı,

3. Sürekli göç alan, geçici ve değişken nüfus dinamiklerini göz önüne alan ve bu kesimlere yönelik sağlık hizmetlerinin eksiksiz ve kalıcı kentli nüfus açısından herhangi bir ek risk ve tehdit yaratmayacak şekilde sunulması

İstanbul gerek ülke içi, gerekse komşu olan ve olmayan diğer ülkelerden gelen, çoğu sağlıksız ve sağlık güvencesinden de yoksun olan kişilerden oluşan yoğun göç alan ve sürekli ve geçcisi göçmenlerin bulunduğu ve yaşadığı bir kent durumundadır. Bu kesimin sağlık sorunları yalnız kendileri için değil, aynı zamanda bu kentte sürekli yaşayanlar açısından da ek risklere, hatta zaman zaman tehditlere neden olabilmekte en azından çözümlenmemekte ya da 'palyatif' (geçici, kökten olmayan) çözümlerle geçiştirilmektedir. Kentin bu bağlamdaki sağlık sorunlarını kökten bir şekilde çözecek, en azından sağlıkla ilgili sorunlarını kontrol altına alabilecek, politika, uygulama ve çözümlerin tanımlanıp tanımlanmadığı ve buna yönelik gerekli organizasyonlara ilişkin somut program ve projelerinin olup olmadığı,

4. Kent yoksulluğunun çözümlenmesi ve ortadan kaldırılması

İstanbul nüfus içindeki oranı itibariyle 'yoksulların' oransal olarak en yoğun olduğu kentlerden birisi haline gelmiştir. Kayıt dışı ekonomi bunun görünür olmasını engellemektedir. Yoksulluk sağlığın her anlamdaki en önemli ve temel belirleyenlerinden birisidir. Dolayısıyla kent yoksulluğunun dayanışmacı bir yaklaşımla ve herkese eşit davranarak çözümlenmesi en azından giderilmesi için somut uygulanabilir politika ve uygulamaların gündeme getirilmesi önemli koşullardan birisidir. Bu bağlamda aday milletvekili ve partilerin bunu çözümlemeye yönelik programlarının olup olmadığı, bu programların gerçekten benimsenip benimsenmediği ve uygulamalarının somutlaştırılıp somutlaştırılmadığı,

5. Engelliler, yaşlılar, çocuklar, cinsel kimliği farklı olanlar ve diğer tüm dezavantajlı grupların sağlık hizmetinden eşit biçimde yararlanamaması

Nüfus özellikleri ve bileşenleri bakımından 'dezavantajlı' gruplar açısından da İstanbul ve benzeri durumdaki kentlerin bu nitelikleri sağlık alanında da göz önünde tutulmalıdır.  Bu bakımdan sağlıkla ilgili politika ve uygulamalarında bu kesim ve gruplara hizmetin gereksinilen tüm boyutlarıyla sunulması çok önemlidir. Bu alanda somut politikaları, uygulama önerileri ve planların olup olmadığı, bu planların gerçekleşebilir olmasının ötesinde kapsayıcılık bakımından ve olası en kısa zaman diliminde geçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceği,

Son söz

Tüm bunlar hem Türkiye genelinde, hem de İstanbul ve benzeri iller özelinde en önemli noktalardır.

Bunlar ve bunlarla ilişkili konularda "bir şeyler" yapılmış olması, örneğin AKP'nin reklam panolarında dile getirilen "285 bin özürlüye aile yardımı yapılması" gibi uygulamaları, bu "285bin"in içine giremeyen engellilerle, henüz bir "aile hekimi" bile olamayanlarını gerçekçi, doğru ve iyi bir şekilde değerlendireceğine eminim.

Çok bilinir bir sözü sağlık alanına uygulayarak bitirelim:

"Tek bir kişi bile sağlıklı değilse, hiç kimse sağlıklı sayılamaz"

Çünkü sağlık 'toplumsal' bir olgudur ve herkesin sağlıklılığını sağlayacak politika ve programlar benimsenmediği sürece de toplum olarak asla "sağlıklı" olamayız. (MS/EKN)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN