61. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”, Seyfi Teoman'ın Tatil Kitabı'ndan sonraki ikinci filmi. Roman uyarlaması olan filmin senaryosunu romanın yazarı Barış Bıçakçı ve Seyfi Teoman birlikte yazmış. İlker Aksum, Fatih Al ve Güneş Sayın’ın başrollerini paylaştığı film, bir Ankara hikayesi.
Aşk nedir ? Dünyadaki insan sayısı kadar cevabı olan bir soru. Tek bir tanıma asla sığamayacak kadar karışık bir mevzu. Bir dostluk nasıl beslenir ? Zamanla mı ? Yoksa aynı kadına aşık olmayı isteyecek kadar yekpare bir ruhu yaşatmakla mı ? Yoksa tam da bu mu aşk ? Kim bilir, bilmiyoruz.
Aslında aşkın, dostluğun, kıskanmanın, arzunun, yalnızlığın ve daha birçok şeyin tek bir tanımı yok. İnsanın biricikliğinin, hesaplanamaz oluşunun bir yansıması bu da.
Hissettiğimiz duyguları bile bir destura uydurmaya çalışıyoruz, tahakküm altına alıyoruz. Oysa hisler bile kendi haline bırakılsa belki dönüşüp başka bir hal alacak. İlişkilerimizi, duygularımızı, düşüncelerimizi bir odaya kapatıp biz izin vermeden dışarı çıkmalarını istemiyoruz. Bu, bize kendimizi güvende hissettiriyor, çünkü güvenden anladığımız şey de sahiplenmeyle, mülkiyetle ilişkileniyor.
"Bizim Büyük Çaresizliğimiz" ise insanlarla kurduğumuz ilişkiler üzerinden düşündürüyor tüm bunları. Hayattan zevk almanın, yemekle kurulan ilişkinin, dostluğun sınırlarının veya sınırsızlıklarının, aşkın tanımsızlığının sularında yüzüyor.
Mülkiyeti yeniden tanımlamamızı, üstüne düşünmemizi, tanımları bir yere bırakmamızı istiyor bizden. Böylesine gündelik ayrıntılarla bu güçlü duyguların bulanıklığını anlatmaya soyunduğu için ise cesur bir film oluyor.
Filmin mekanla kurduğu ilişki de karakterlerin birbirleriyle kurduğu ilişki gibi. Ankara, filmde bizi boğmayan, belki biraz hüzünlendiren, biraz yalnızlaştıran ama aynı zamanda her köşesinde ayrı bir keyif de sunan bir kent.
Karakterler Ankara'yla yemekle, evle, birbirleriyle kurdukları ilişki gibi incelikli bir iletişim kuruyorlar. Kuğulu Park'ın yanından öylesine geçmiyorlar, orada vakit geçiriyor, oyun oynuyor, düşünüyor ve yavaş yavaş yürüyorlar.
Ankara'yı iyi tanıyor, Kızılcahamam'a en güzel zamanında gidip piknik yapıyorlar; Çiftlik Dondurması'nın tadını hayatlarının hüzünlü anlarından bile eksik etmiyorlar.
Ender ve Çetin her hareketleriyle büyük bir zerafet içinde yaşıyor. Aslında entelektüelliğin bu yönünü belki de ilk defa görüyoruz kendi sinemamızda. Bir bakış sahibi olmanın getirdiği o zerafet filmdeki kitaplığın boşuna orada durmadığını anlatıyor.
Filmin gündelik hayattaki an'lardan oluşan sahneleri zaman algısında bir parçalanma yaratıyor olabilir. Bu, filmin geçişlerinde zayıflık hissi yaratabilir. Bu algı zamanla kurulan akışkan, doğal ilişkiye bir zarar veriyor gibi olsa da film, bütünlüğünü başarıyla koruyor.
Çetin'in Ender'e kulaklıkla müzik dinletmesi, gece yarısı kokoreç yemeye gitmeleri, parktaki köprüde gözleri kapalı yürümeleri, taze fasulye ayıklamaları... Birbirleriyle mekanlar, nesneler ve zevkler yani an'lar aracılığıyla ilişki kuruyorlar ve bu onları özgürleştiriyor.
Hikaye, tesadüflerin bir araya getirdiği üç karaktere ait. Birlikte geçirdikleri zaman hepsinin hayatında bir şeyleri değiştiriyor. Nihal büyürken, Ender ve Çetin birbirlerini yeniden keşfediyor.
Tüm karakterleri belli bir mesafeden izliyoruz, biri diğerinin önüne nadiren geçiyor. Bu, ilişkilerini daha iyi görmemizi, soğukkanlı kalıp düşünmemizi sağlıyor. Bir aşk hikayesi izlemekten çok, seyirci olarak aşk hikayesinin ardındakileri bulup çıkarmaya çalışan arkeologlara dönüşüyoruz.
"Bizim Büyük Çaresizliğimiz" için tek cümleyle "şunu anlatıyor" demek çok zor. Sanırım bu yüzden iyi bir film. Samimi bir film. Büyük laflar etmese de zihinleri ve gönülleri allak bullak edebilen bir film. Gülümseten bir film. (IŞ/NV)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN