İnternet Filtresi Zorunlu Değil Ama Zorunlu

5651 Sayılı Yasa'nın ve BTK filtre planının amacı aslında söylendiği gibi çocukları zararlı içerikten korumak değil, büyük bir ticaret ve siyaset alanı haline gelen İnternet'i zapturapt altına almaktır.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
06 Ağustos 2011, Cumartesi

Çıktığından beri hak ve özgürlüklerin ölçüsüz bir şe­kilde sınırlandırılmasına olanak tanıyan 5651 Sayı­lı 'İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlen­mesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Müca­dele Edilmesi Hakkında Yasa' (1) hakkında çok şey söylendi. Hat­ta 5651 Sayılı Kanun kapsamında alınmış olan erişim engelle­me kararları ile ilgili dört farklı başvuru iç hukuk yolları tüke­tilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşındı. Bununla birlikte, Yasa'ya yöneltilen eleştirilerin tamamının aynı nite­likte olduğunu söylemek mümkün değil. Konuyla ilgilenen ba­zı kişi ve kurumlar Yasa'nın uygulanmasından rahatsızlıkları­nı dile getirmekle birlikte bu aksaklıkların kısmi değişiklikler­le aşılabileceğini, özellikle İnternet konusunda bilgi eksiği olan uygulayıcıların bilgilendirilmesi ile çok sayıda sorunun çözüme kavuşabileceğini dile getirdiler.

Biz, daha önce yaptığımız çalışmalarda ortaya koymaya çalıştığımız gibi söz konusu düzenlemeden kaynaklanan hak sorunlarının küçük cerrahi müdahalelerle aşılabilir ifade yanlışları olmadığını düşünüyoruz (2) Bu nedenle, YouTube örne­ğinde görüldüğü gibi (3) Yasa'nın arkasın­dan dolanmanın ya da bir süreliğine Yasa'yı politik nedenlerden dolayı görmezden gelerek çözüm üretmenin de­rinleşmiş yapısal sorunları çözmek bir yana daha da kalıcı hale getirmekte ol­duğunu düşünüyoruz.

Bu açıdan bakıldığında, söz konusu yapının sansürü yaygınlaştırmasına, kendi içinden yeni yasaklama araçları türetmesine belki de şaşırmamak gere­kiyor. Gerçekten de daha 5651 Sayılı Yasa'nın doğrudan uygulanmasına iliş­kin hukuksal itirazlar sonuca erdirilemeden", özgürlük karşıtı yapının üretti­ği yeni kısıtlama araçları sansürü yaygın ve sistematik hale getirmenin sinyallerini vermeye başladı. (4)

Öte yandan, yapılanlar bir yönüyle de çok yeni. Yeni; çün­kü son dönemde Dünyada örneği görülmemiş, akla hayale gelmesi zor kısıtlama yöntemleri çok hızlı bir şekilde birbiri ardına hayata geçirilmeye başlandı. Örneğin, TİB'in, bir kısmı günlük hayatımızda sıklıkla kullandığımız 138 kelimelik bir lis­teyi yer sağlayıcılara göndererek önlem alınmasını, aksi takdirde cezai işlem uygulanacağını bildirmesi bahsettiğimiz bu yapının kaçınılmaz ama ilginç bir sonucu (5) Benzer şekilde, TİB'in, Yönetmelikle kendine verdiği yetkiyi kullanarak, (6) www.eksisozluk.com gibi popüler bir sözlüğün, ya da http://pembehayat.org/ gibi LGBT haklarını savunan bir der­neğin web sitelerinin yer sağlayıcılarına yazdığı yazıyla bu si­telere hosting hizmeti verilmemesi gerektiğini belirtmesi de bu yapının bir diğer yeni sonucu (7)

Son dönemde TİB tarafından İnternet'i kontrol altına alma girişimleri bununla da sınırlı değil. Örneğin, İnternet kafelerde kullanılan TİB onaylı filtre yazılımları bünyesinde çok sayı­da dernek (özellikle LGBT dernekleri) ve haber sitesi, Türkiye menşeli şirketlerin siteleri, bazı Wikipedia girişleri ve çok sayıda Facebook profiline erişimin en­gellendiği de gözleniyor. Benzer bir şe­kilde, TİB İnternet Bilgi ihbar Merkezi'ne vatandaşlar tarafından yapılan ihbarla­rın, ilgili websitelerine bir özdenetim uy­gulaması kapsamında nazikçe bildirilme­si sonucunda bu siteleri uyarıldıkları içe­rikleri sitelerinden çıkartarak oto-sansür uygulamaya yönelttiği de sıklıkla dile ge­tirilmektedir. (8) Aslında problemsiz gibi gözüken bu uygulamanın 5651 Sayılı Ka­nun kapsamı dışındaki içeriklerle ilgili olarak da uygulanması, TİB ve yetki aşımı konusundaki so­ru işaretlerine bir tanesini daha eklemiştir.

Bu yazıda yapısal sorunu çok iyi yansıttığı­nı düşündüğümüz "İnternetin Güvenli Kul­lanımına ilişkin Usul ve Esaslar"ı (9) detaylı incelemeyi uygun görüyoruz. Bu tercihin ' bir dizi sebebi var. Birincisi; bu düzenleme, son dönemde alınan önlemler arasında geçtiğimiz aylar içinde en popüler ve en çok konuşulanı. Bu nedenle, şiddetli eleştirilere, binlerce kişinin 15 Mayıs tarihinde Tak­sim Meydanı'ndan Tünel'e yürümesine, bianet'in Danıştay nezdinde yürütmeyi durdurma istemli iptal davası açması­na (10); öte yandan da BTK ve diğer yetkililer cephesinde bir o kadar da güçlü savunmalara konu oldu. (11) Hem AB Komisyonu'nun hem de AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi Dunja Mujatovic'in eleştirilerine maruz kalan tartışmalı filtreleme uygulaması ile ilgili Avrupa Parlamentosu üyesi Marietje Schaake Avrupa Parlamentosu'nda bir dizi yazılı soru da sordu, ikincisi; diğer önlemlerden farklı olarak yetkililer düzenlemeden geri adım atmak bir yana," her düzeyde bu kuralların gerekliliği konusunda kamuoyunu ve ilgilileri ik­na etmeye çalıştılar. (12) Üçüncü ve en önemli neden ise diğer önlemler keyfi niteliklerine rağmen kısıtlı bir uygulama alanına sahipken Usul ve Esaslar Türkiye'de İnternet kulla­nımının tüm alt yapısını değiştirecek nitelikte olduğu için çok daha kalıcı sorunlara yol açma potansiyelini taşıyor.

Filtre Düzenlemesi Nedir?

BTK, 22.02.2011 gün ve 2011/DK-10/91 sayılı kararıyla "İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar"ı kabul etmiştir. Karar ekinde yayımlanan "İnternetin Gü­venli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar"ın amacı, İnterne­tin güvenli kullanımına dair usul ve esasları düzenlemek olarak belirtilmiştir. Bu Usul ve Esaslar ile oluşturulacak

'Filtreli internet Sis­temi" Türkiye'deki bütün İnternet Servis Sağlayıcılarını ve internet hiz­metinden yararlanan bireysel aboneleri kapsamaktadır. Söz konusu düzenlemeye göre, bu sistemin tüm İSS'ler tarafından ku­rulması zorunlu hale [ gelecektir. İSS'lerin bu profilleri değiştirme veya uygulamama yolunu izlemeleri müm­kün değildir. Usul ve Esasların 5. maddesinin 2. fıkrasına göre İSS'ler "Kurumun belirlediği periyotlarla filtrelenecek alan adı, İP ve portlara ait listeleri kendi sistemlerine çekmek, söz konusu listeleri güncellemek ve Kurum­dan alacakları verileri abonelerine sunacakla­rı güvenli internet hizmeti kapsamında çalışan sistemlerine derhal aktarmakla yükümlüdür­ler". Bu hizmetin İSS'ler tarafından sunulması üzerine, bütün bireysel aboneler dört farklı profilden bir tanesini seçip, o profil için idare tarafından uygun görülmüş olan filtreleme profilini kullanmak zorunda kala­caklardır.

Düzenlemeye göre, tüm servis sağlayıcılar kullanıcıla­ra en az dört profil sunmak zorundadır. Fakat, Esas ve Usuller'in 7. maddesinin 4. fıkrasına göre güvenli İn­ternet hizmeti almayı tercih etmeyen kullanıcı, standart profil üzerinden hizmet alacaktır. Bir başka de­yişle idare 6. maddede dört pro­fili güvenli İnternet, 7. madde çerçevesinde ise üç profili güvenli İn­ternet (aile, çocuk, ve yurtiçi), bir profili ise standart profil olarak sınıflandırmıştır. 9. maddeye göre, İSS'ler Kurum tara­fından belirlenen güvenli İnternet paketi ve kul la rile profilleri üzerinde hiçbir değişiklik yapamayacaklardır. An­cak güvenli internet paketinin yanı sıra, farklı isimler altın­da güvenli İnternet alt tabanını kullanan farklı hizmet pa­ketleri sunabileceklerdir.

Güvenli İnternet paketindeki üç profil kısaca şu şekilde oluşturulacaktır. Aile profili; BTK tarafından hazırlanacak kara listede yer alan alan adı, İP adresi, port ve web proxy sitelerine erişimin sağlanmadığı profildir. ISS'ler, kara liste­yi daraltamayacaklar, ancak yerel veya uluslararası ku­rum/kuruluşların veri tabanlarını kullanarak genişletebileceklerdir. Yani idarenin kısıtlamasının yeterli görülmediği durumlarda daha fazlasını yapma imkanı servis sağlayıcı­lara tanınmıştır. Çocuk profilinde sadece idare tarafından

oluşturulacak beyaz listede yer alan alan adı, İP adresi ve portlara erişim mümkün olacaktır. Nihayet, yurtiçi profili kul­lanıcının sadece yurtiçinde barındırılan ve kara listede yer al­mayan alan adı, İP adresi ve portlara erişimin sağlandığı pro­fildir. Güvenli internet hizmeti almayı tercih eden kullanıcının varsayılan profili Aile Profilidir.

Standart profilin güvenli internet hizmeti dışında bir hiz­met türü olduğu, hali hazırda devam etmekte olan İnternet erişiminin de güvenli İnternet olduğu, yetkililerce ifade edil­miştir. BTK Başkanı Tayfun Acarer'in 5 Mayıs 2011 tarihinde yaptığı basın toplantısında dağıtılan bültende (13) Güvenli İnter­net Hizmetinin mevcut Standart profile ilave olarak oluşturu­lacağı ifade edilmiştir.

Bu ifadeler doğru değildir, çünkü hali hazırda bir filtre sis­temi olmadığı gibi standart profil adında bir profil de söz konusu değildir. O ne­denle, yeni düzenleme güvenli İnternet profilini seçmeyenler için de önemli de­ğişiklikler getirecektir. Birincisi; muhte­melen tüm kullanıcılar bir kullanıcı adı­na ve şifresine sahip olacak ve profil de­ğişiklikleri sistemden takip edilebilir ha­le gelecektir. Bu durumun en azından güvenli İnternet profiline geçip standart profile dönenler için kesin olduğunu söylemek mümkündür. Her ne kadar, BTK Başkanı altyapılarının milyonlarca kullanıcıyı takip etmeye müsait olmadığını söylemişse de önemli olan tüm kullanıcıların takip edilmesi değil, edilebilir olmasıdır. Usul ve esasların 9. maddesinin 6. fıkrası zaten bu tür bir çalışmayı İSS'lere zorunlu kılmaktadır. Bu hükme göre, İSS'ler, her ay sonunda bireysel abone sayısı, güvenli İnternet paketini kullanan abone sayısı ve kendi paket ve profillerini kullanan abone sayısını Kurum'a göndermek zorundadır.

Bir ikinci önemli sonuç, filtrenin mevcut kullanım modeli­ne uygulanmasıdır. Hali hazırda, resmi erişim engelleme ista­tistikleri açıklanmasa da, on binlerce sitenin erişime engelli bulunduğu bilinmekte ve kullanıcıların teknik imkanları kulla­narak bu engelleri aştığı gözlemlenmektedir. Bu durumu dik­kate alan idare, İSS'lere filtreleme işlemini etkisiz kılmak için uygulanan filtre aşma yöntemlerinin engellenmesi amacıyla çalışma yapma yükümlülüğü de getirmektedir (md. 11). Stan­dart profil, diğer profiller gibi sisteme Kurum veritabanından aktarılacak ve İSS'ler bu verilerde filtrelenen sitelere ulaş­mak İçin yapılan girişimleri engelleyecektir.

Yönteme İlişkin Sorunlar: Yasal Dayanak

Bilindiği gibi, Türk hukukunda, hukuk devleti ilkesinin bir sonucu olan idarenin kanuniliği ilkesinin birinci görünümü, idarenin secundum legem olması, yani türev olmasıdır. İdare, daha önce yasa çerçevesi çizilmemiş bir alanı düzenleyici bir işlemle düzenleyemez. Bir başka deyişle, Anayasa'nın öngör­düğü sistemde asli düzenleme yetkisi yasama organınındır. Söz konusu ilke Anayasa'nın çeşitli hükümlerinde açıkça ifa­de edilmiştir. Anayasa'nın 7. maddesine göre "Yasama yetki­si Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Bu

yetki devredilemez". Anayasa Mahkemesi'ne göre "Anayasa'da yasayla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sı­nırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörülen ayrık durumlar dışında, yasalarla düzenlen­memiş bir alanda, yasa ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez". (14)

Filtre düzenlemesi bu eğilimin en son ve aşırı örneğidir. BTK işleminin hukuki dayanak başlığını taşıyan 3. maddesin­de "Bu Usul ve Esaslar, 28/07/2010 tarih ve 27655 Sayılı Elek­tronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği'nin 10. maddesine dayanılarak hazırlanmıştır" denilmekte­dir. Bir yönetmeliğin yasal dayanağının bir başka yönetmelik olamayacağı açıklamadan varestedir. Usul ve Esasların ekinde yer aldığı karar metninde bunun dışında, kararın 5809 Sayılı Kanunun 4, 6 ve 50. maddeleri kapsamında çıkarıldığı belirtilmektedir. Ne var ki anılan hükümler çok genel nite­liktedir. Bu kuralları okuyan bir kişinin yasamanın idareye İnternet hizmetlerini filtreleme konusunda düzenleme yetkisi verdiğini çıkarması hemen hemen im­kansızdır. Temel hak ve özgürlükleri sı­nırlandıran bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihadında yer­leşik "temel ilke, ölçü ve sınırları" gösteren yasal bir dayana­ğı yoktur. 5809 Sayılı Yasa'nın 4 ve 6. maddeleri genel olarak yasanın ilkelerini, BTK'nın yetki ve görevlerini saymakta; 50. maddesi ise kullanıcılar ile elektronik haberleşme hizmeti ve­renler arasındaki abonelik sözleşmelerini düzenlemektedir. Yasanın hiçbir yerinde internet'in güvenli kullanımına ilişkin bir kural bulunmadığı gibi BTK'yı bu anlamda yetkilendiren bir hüküm de yoktur.

BTK, İnternet'i Sınırlandırabilir mi?

Türkiye'de internet ortamında yapılan yayınların düzen­lenmesine ilişkin temel yasa 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşle­nen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'dur. Bu Ya­sa'nın 8. maddesi hangi İnternet sitelerinin hangi gerekçe ile ve kim tarafından erişime engellenebileceğini açıkça düzen­lemiştir. Anılan hükme göre, erişim engelleme kararları kural olarak mahkemeler tarafından ve sadece 8. maddede sayılan katalog suçlar açısından verilebilir.

Oysa İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar'ın 4. ve 9. maddelerinde, Kurum tarafından oluşturulacak farklı profiller tarafından ulaşılamayacak siteleri içerecek bir kara liste oluşturulacağı ifade edilmektedir. Aşağıda açıklana­cağı gibi düzenleyici işlemde hangi sitelerin hangi gerekçeler­le kara listeye alınacağı belirli kılınmadığı gibi BTK'nın kara lis­te ve çocuklar için beyaz liste oluşturma yetkisinin nereden geldiği de belirli değildir. Kara liste oluşturma, bir tür filtrele­me işlemidir. Hem kullanıcıların hem de yer ve içerik sağlayıcı­ların temel hak ve özgürlüklerine müdahale niteliği taşımakta, kısmi bir erişim engelleme sonucu doğurmaktadır. Bu konuda, BTK'ya herhangi bir yasayla yetki verilmediği gibi tam tersine

Kullanıcılara 22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe girecek olan sistemin "dışında kalma" opsiyonu verilmemiştir.

Bütün kullanıcılar sistemin içine girmeye mecbur bırakılmış, sisteme girdikten sonra dört farklı profilden bir tanesini seçme zorunluluğu getirilmiştir

5651 sayılı Yasa ile internet ortamında yapılan yayınlara mü­dahalenin sınırları gösterilmiş ve bu sınırlar içerisinde BTK'ya kara liste belirleme yetkisi verilmemiştir. Kanuni idare ilkesi gereği, idare yasadan bağımsız düzenleme yapamayacağı gibi yasaya aykırı işlem de yapamaz. Ancak BTK tarafından hazır­lanan Usul ve Esaslar BTK'ya 5651 Sayılı Yasa'da öngörülen­den daha geniş bir yetkiyi vermektedir.

Yönetmeliğin Resmi Gazete'de Yayımlanması Zorunluluğu

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun 22.02.2011 gün ve 2011/DK-10/91 sayılı kararı bir düzenleyici idari işlemdir. Kurum, kanun hükmünde kararname (KHK) ve Tüzük çıkar­ma yetkisine sahip olmadığına göre hem bütün İnternet kul­lanıcıların, hem içerik sağlayıcıların, hem de internet servis sağlayıcıların hukuksal durumlarını ciddi anlamda etkileyen ve aşağıda açıklandığı gibi temel hak ve özgürlüklerini etki­leyen söz konusu işlemin Yönetmeliklerin tabi olduğu hukuk­sal rejime tabi olduğu açıktır. Danıştay birçok kararında Res­mi Gazete'de yayımlanması gereken yönetmeliklerin (15) yayımlanmamasının işlemi şekil açısından sakatlayacağını, bu tür işlemlerin hukuken geçerlilik kazanamayacağını tespit et­miştir. (16)

İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar başlığını taşıyan düzenlemenin Danıştay kararlarındaki öl­çütler uyarınca kamuyu ilgilendirdiğine şüphe bulunmamak­tadır. işlem, Türkiye'deki tüm İSS'leri bağlayacağı gibi mil­yonlarca İnternet sayfası ve 20 milyonu aşkın İnternet kulla­nıcısı açısından da hukuksal sonuç doğurmaktadır. BTK kara­rının 13. maddesine göre "İşletmecilerin bu Usul ve Esaslar ile belirlenen yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde 5/9/2004 tarihlî ve 25574 Sayılı Resmî Gazete'de yayımla­nan Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uy­gulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbir­ler Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır".

Açık bir şekilde ülke genelinde uygulanacak ve milyonlarca kişiyi etkileyecek bir düzenlemenin hukuksal değer ka­zanabilmesi ancak Resmi Gazete'de yayımlanması ile müm­kündür.

Esas Bakımından Profillerin Oluşumu

Yukarıda da belirtildiği gibi sistem İSS'lere madde 6(2) ve madde 9(3) bünyesinde filtreleme veritabanını genişletme hakkı tanımaktadır. BTK kararı ile ortaya çıkan Usul ve Esas­lar böylece sadfece yurt çapında filtrelemeyi meşru kılma­makta, İSS'ler aracılığı ile kullanımın yaygınlaşmasını teşvik etmektedir. Birleşmiş Milletler ve AGİT gibi Türkiye'nin de üyesi olduğu uluslararası kuruluşlar tarafından açık ve filtre­siz internet erişimi temel bir insan hakkı olarak görülmeye başlanırken, filtreli İnternet Türkiye'de "standartlaştırılma- ya" çalışılmaktadır.

Başta BTK yetkilileri olmak üzere hükümet temsilcileri ve idari ajanlar, düzenleyici işlemden etkilenmek istemeyen ki­şilerin standart profili seçebileceğini ileri sürmektedirler. (17) Fakat kullanıcılara 22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe gire­cek olan sistemin "dışında kalma" opsiyonu verilmemiştir. Bütün kullanıcılar sistemin içine girmeye mecbur bırakılmış, sisteme girdikten sonra dört farklı profilden bir tanesini seç­me zorunluluğu getirilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi stan­dart profili seçmek de Usul ve Esasların zararlı sonuçların­dan kaçınmak için yeterli olmamaktadır.

Bu kuralları kısaca açıklamak gerekirse; Kurum hiçbir öl­çüt ve kurala bağlı olmaksızın bir filtreleme sistemi oluştura­cak, dilediği siteyi kara listeye alacak ve İSS'ler de bu listele­ri kendi sundukları hizmet profillerinde aynen güncelleyecektir. işletmeciler, Kurum tarafından gönderilen ve keyfi bir şekilde oluşturulacak verileri üçüncü şahıslarla paylaşmamakla ve bu verileri kullanmaya yönelik mekanizmaların giz­liliğini sağlamakla yükümlüdürler. Dolayısıyla bu liste tama­men gizli bir şekilde hazırlanıp işletilecektir. Bunun sonucu olarak da herhangi bir profile üye olan kişi aslında neye ulaş­masının engellendiğini görüp ona göre karar veremeyecektir. Dahası, İSS'ler dilerlerse bu listeleri genişletebilecekler an­cak bunlar da kullanıcılardan gizli kalacaktır.

Profillerin oluşumunda ve seçiminde kullanıcıların ser­best olduğu iddiası da doğru değildir. Kullanıcılar, daha fazla sitenin erişime engellenmesi için girişimde bulunabilirler (18) ama kendi sistemlerini daha özgürlükçü hale getirecek filtre değişikliklerine gidemezler. İddia edildiği gibi profiller kullanı­cılara tercih imkanı vermiş olsaydı, dileyen istediği siteyi fil­tre sisteminden çıkarıp kullanılabilir hale getirebilirdi. Birey­sel filtre yazılımlarının en önemli özelliği olan ekleme ve çı­karma özelliği BTK filtre sisteminde mevcut değildir.

Profillerin İçeriği

Gerek Aile profili için oluşturulacak kara liste, gerekse Ço­cuk profili için oluşturulacak beyaz liste ile ilgili objektif kri­terler ve ölçütler BTK kararı ile ortaya çıkan Usul ve Esaslar içinde tanımlanmamıştır. Kriterler be­lirlenmediği için Kurum'un hiç bir hu­kuki dayanağı olmadan kendi kendine vermiş olduğu yetkinin kötüye kulla­nılması mümkün kılınmıştır. AİHM'ye göre bir idari yetki gizli olarak kulla­nıldığı takdirde, keyfilik riskinin bu­lunduğu açıktır. (19) Bu keyfilik riski ge­rek kullanıcılar gerekse içerik sağlayı­cılar açısından tedirginlik yaratmak­tadır.

BTK kararının 22 Ağustos 2011 ta­rihinde yürürlüğe girmesi ile birlikte, BTK'nın oluşturacağı dört ayrı profilin İSS'ler tarafından sunulması zorunlu hale gelecektir. (20) Her İnternet kullanı­cısı da bu profillerden birini kullan­mak zorunda kalacaktır. Öyle ki, 7. maddenin 7. fıkrası uyarınca İnternet hattını kullanan kişiler ancak bir pro­fil kullanabilecekleri için aynı evde bir kişinin çocuk profili bir diğerinin ise standart profil kullanması müm­kün olmayacaktır. Bir başka deyişle çocuğu için çocuk profilini seçen bir kişi kendisi de aynı şekil­de İnternet'e kısıtlı bir şekilde ulaşacaktır. Türkiye'deki aile ya­pısı düşünüldüğünde bu uygulama özellikle kabul edilebilir bir durum olmaktan çıkmaktadır. Anne, baba ve 9,14 ve 19 yaşın­daki üç çocuklu bir "ideal aile" senaryosunda aile bireyleri sa­dece abone tarafından seçilecek tek profili kullanmak zorun­da kalacaktır. Bu durumda Türkiye'de büyük bir çoğunluk "Ai­le profili" kullanmak zorunda bırakılacaktır. Nitekim, madde 7(5) gereği Güvenli İnternet hizmeti almayı tercih eden kulla­nıcının varsayılan profili de (default) Aile Profili'dir.

5651 Sayılı Yasa uygulanmaya devam edeceğine göre, BTK'nın çocuk ve aile paketleri için uygulayacağı ölçüt bu ya­sada gösterilen suç kapsamına giren siteler değildir. Örneğin müstehcenlik nedeniyle 1000'lerce site zaten erişime engel­lidir ve daha fazlasının engellenmesi için yasal mevzuat bu­lunmaktadır. Eğer 5651 Sayılı Yasa'nın kapsamındaki suçlar çocukları koruma amaçlıysa, filtre kapsamına bu suçlara ek olarak ne alınacaktır? Filtre, ilave olarak, 5651 Sayılı Yasa'da sayılan suçlar dışındaki içeriği kapsam içine alacaktır. Bu du­rumda akla 5651 Sayılı Yasa dışında ve fakat Kurum tarafın­dan hukuka aykırı olmadığı halde "sakıncalı" veya "zararlı" görülen siteler gelmektedir.

Ölçülülük İlkesi ve Uluslararası Örgütlerin Kararlan

Yukarıda değinildiği gibi 5651 sayılı Yasa'nın uygulaması temel hakların ölçüsüz bir şekilde sınırlandırılmasına yol açan birçok sonuç doğurmuştur. Usul ve Esaslar Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen bu güvenceyi daha da ağır bir şe­kilde ihlal etme potansiyeli taşımaktadır. Ölçülülük ilkesi, ge­tirilecek sınırlamanın orantılı ve zorunlu olmasını öte. yandan kullanılan aracın ulaşılmak istenen amaca elverişli olmasını gerektirmektedir. Filtreleme yöntemi, çocukların korunması amacına daha az sınırlama ile ulaşılması mümkün olduğu için zorunlu olmadığı gibi ulaşılmak istenen amaç için elverişli de değildir. Milyonlarca siteye keyfi bir şekilde erişimi engelleyeceği için ay­rıca orantısızdır. Nitekim Avrupa Bir­liği ve Avrupa Konseyi'nde alınan ka­rarlar bu bulguyu doğrulamaktadır.

Eğer küçüklerin zararlı içerikten korunması için "zorunlu bir toplum­sal gereksinim" (21) varsa bu tür bir ko­rumanın en iyi biçimde sağlanması­nın devlet düzenlemesiyle mi yoksa bu düzenlemeye alternatif olabile­cek başka bir yolla mı gerçekleştiri­leceğine ilişkin ilk değerlendirmeyi yapmak ulusal makamlara düşmek­tedir. Ancak daha önce de belirtildiği gibi, içerik temelli yasaklamalara ilişkin olarak devletin alacağı önlem­ler Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hak­ları Sözleşmesi'ne ve AİHM'nin içti­hadına uygun olmalıdır.

Her ne kadar AİHM, özellikle 10. madde kapsamında zorunlu toplum­sal gereksinimi karşılamak için dev­letlere takdir marjını tanımaktaysa da, Devletlerin böyle bir yasaklamaya ihtiyaç olup olmadığı yolundaki takdir marjı, AİHM tarafından yapılan Sözleşme de­netimi ile el ele yürümektedir. (22)

Avrupa Konseyi'nin çeşitli organları tarafından yayımla­nan yakın tarihli belgeler, Usul ve Esasların uluslararası ölçü­lülük testini geçmesinin mümkün olmadığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin 6 Mart 2008 tarihli bir Tavsiye Kararı (23) İnternet'te haberleşme özgürlüğü hakkındaki 28 Mayıs 2003 tarihli Bakanlar Komite­si Bildirgesi'ne" gönderme yaparak kamu otoritelerinin genel engelleme ya da filtreleme önlemleriyle, kamu bilgilerine eri­şimi ve İnternet'te sınır tanımayan diğer iletişimi kesintiye uğratmamaları gerektiğini hatırlatmıştır. Bakanlar Komitesi ilgili Tavsiye Kararı'nda "...halkın yerli veya yabancı belli bazı web sitelerine erişiminin siyasi gerekçelerle engellenmesi yolunda bir eğilim var. Devletin ön denetimine dayalı bu ve benzeri uygulamalar kesinlikle kınanmalıdır" ifadelerini kul­lanmıştır. (24) Küçüklerin korunmasında istisnalara izin verilme­sini öneren 2003 Bildirgesi, devletlerin küçükleri korumak için özellikle okullar, kütüphaneler ya da Türkiye bağlamında Internet kafeler gibi çocukların erişebilecekleri yerlerde fil­tre kurulumunu dikkate alabileceğini belirtmiştir. Ülke çapın­da kullanılacak bir filtreleme sistemine Tavsiye Kararı'nda yer verilmemiştir.

Tavsiye Kararı CM/Rec(2008)6'da yer alan Mart 2008 tarihli Rehber'e göre, İnternet kullanıcıları içeriğin filtrelen- mesine ve engelleme kararlarına itiraz edebilmeli ve ayrıca konuya ilişkin açıklama ve giderim de isteyebilmelidirler. Rehber, Üye Devletleri, kamu makamları tarafından işletilen elektronik iletişim ağlarındaki içeriği Avrupa insan Hakları Mahkemesi tarafından yorumlanan biçimiyle AİHS'in 10. maddesinin 2. fıkrasında sayılanların dışındaki bir gerekçe ile filtrelemekten kaçınmaya davet etmiştir.

Sonuç

Arap Baharı sırasında özellikle İnternet'in öneminin ön plana çıktığı ve internetten korku duyanların kullanıcılardan ziyade hükümet yetkililerinin olduğunun unutulmaması ge­rekir. Bu açıdan bakıldığında son dönemdeki gelişmelerin ço­cukları korumanın ötesinde bir anlamı olduğunu iddia etmek haksızlık olmayacaktır. 5651 Sayılı Yasa'nın ve BTK filtre pla­nının amacı aslında söylendiği gibi çocukları zararlı içerikten korumak değil; büyük bir ticaret ve siyaset alanı haline gelen İnternet'i zapturapt altına almaktır.

Her ne kadar, yetkililer mevcut durumda bir değişiklik ol­mayacağını ifade etmişlerse de AGİT bünyesinde başka bir örneği olmayan bu düzenleme Türkiye'deki İnternet kullanı­mının yapısını tamamen idarenin tercihlerine bırakmaktadır. Basın açıklamalarında "isteyen kullanıcıların tamamıyla öz­gür iradeleri ile seçebilecekleri alternatif Güvenli İnternet Hizmetinden (25) bahsedilse dahi işletilmeye başlandığında tüm kullanıcılar BTK tarafından uygun görülen dört profil­den birini kullanmak zorunda kalacaktır. "Zorunlu değil ama zorunlu" bu sistemin kullanılması ve ilgili dört profilden bir tanesinin seçilmesi ev kullanıcıları için 22 Ağustos 2011 tari­hinden itibaren mecburi olacaktır. (KA/YA/ŞA)

--

1. 23.5.2007 gün ve 26530 sayılı Resmi Gazete.

2. Yasanın ilk dönem uygulamalarına ilişkin eleştirel iki çalışma için bkz. Akdeniz, Y. ve Altıparmak, K. (2008), İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır, (İmaj: Ankara). Altıparmak, K. ve Akdeniz, Y.. Bir Turnusol Kağıdı: Türkiye'de internet Yasakları, Güncel Hukuk (2010) (8) 80, Ağustos, 24-29.

3. YouTube.com video paylaşım sitesi 5651 sayılı yasa uyarınca verilen bir kararla (Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2/03/2008 tarih ve 2008/251 sayılı kararı) 2 yılı aşkın bir süre Türkiye'de erişime engelli kaldı. Hukuken sorunlu bu kararın kaldırılması için yapılan girişimler mahkemeler tarafından reddedildi. Bu makalenin yazarları yasakla ilgili olarak AİHM'e başvurdular. Bu girişimlerle açılamayan YouTube.com web sitesi, Almanya'daki bir şirketin yasağa konu olan videolara ilişkin telif hakkı iddiasında bulunması ile açıldı. Bu iddiayı değerlendiren YouTube.com ilgili videoları bir günlüğüne kaldırıp, ardından yeniden erişime açtı. Bu bir günlük süre içerisinde süratle hakime ulaşılıp, site üzerindeki yasak kaldırıldı. Bu sürecin uzun vadede bir fayda sağlamadığı erişime engellenen onbinlerce sitenin varlığıyla teyit edilmiş oldu. Bu girişimi başarılı bir hamle olarak sunan bir değerlendirme için bkz. http://www.leylakeser.org/2010/10/youtube-yasagini-kaldirdik .html

4. Son bir buçuk yıl içinde, internet ile ilgili ifade özgürlüğü ihlali iddiası ile AİHM'e dört farklı başvuru yapıldı. Bu başvurulardan üç tanesi YouTube, bir tanesi de Google Sites ile ilgili. Last.fm erişim engellemesi ile ilgili bir başka başvuru da 5846 sayılı Kanun kapsamında yapıldı.

5. "Şok eden 'sansür' listesi", 27 Nisan 2011

6. İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesi 5651 sayılı Yasa'da açık olmamasına rağmen, yer sağlayıcılara TİB'den gelen hukuka aykırı içeriği yayından kaldırma talebine uyma yükümlülüğü getirmiştir. Bkz. 30.11.2007 gün ve 26716 sayılı Resmi Gazete.

7. "TİB'den "Ekşisözlük"e operasyon", 04.05.2011

8. İlginç bir örnek yakın tarihlerde www.sendika.org sitesine yollanan yazılardır. Sitenin ilgili linklerinde TİB'in siteye yolladığı yazı eleştirilmiş ancak engelleme yaptırımı ile karşılaşmak istemeyen site linklerde yer alan haberleri veritabanından çıkarmıştır. "Bu linkte yer alan ANF kaynaklı "Kürtler açlıktan ölse bile onurlarına sahip çıkar - Abdullah Öcalan" yazısı TİB'in "uyarısı" ile yayından kaldırılmıştır"

9. Bundan sonra "Usul ve Esaslar".

10. bianet, "İPS/bianet Danıştay'a Başvurdu: internet "Ankara'nın Sesi" Olmasın!" 14.04.2011

11. Yukarıda anılan diğer iki önlemle ilgili olarak TİB yaptığı açıklamalarda hata yapıldığını veya yazışmaların yanlış anlaşıldığını açıkladı. Bu yazışmaların açık hale gelmemesi ve yer sağlayıcıların talebe uygun davranması halinde doğabilecek kriz bir şekilde önlenmiş oldu.

12. Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumu, Güvenli İnternet Kullanımı Konusunda Yapılan Düzenlemeler ve Basın Toplantısına Davet, 04.05.2011; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Güvenli internet Kullanımı Konusunda Yapılan Düzenlemeler ve Basın Toplantısına Davet, 09.05.2011; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer, Güvenli internet Hizmeti düzenlemesi ile ilgili basın toplantısı, 15.05.2011; Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumu, Basın Bülteni: Güvenli İnternet Hizmeti Düzenlemesi, 18.05.2011

13. Bkz. yukarıda 12 nolu not.

14. 8.1.2009 tarih ve E:2004/69 K:2009/6 sayılı karar.

15. sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanun'un 1. maddesine göre; Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin; İşbirliğine, yetki ve görev alanlarına ait hükümleri düzenleyen, Kamu personeline ait genel hükümleri kapsayan, Kamuyu ilgilendiren. Yönetmelikler Resmi Gazete'de yayımlanır.

16. Dan. İDDGK, E. 1991/21, K. 1992/57, T. 6.3.1992; Dan. 8. D., E. 2003/5850, K. 2004/4461, T. 12.3.2004; Dan. İDDGK, E. 2002/651, K. 2004/1931, T. 2.12.2004.

17. Cumhuriyet, Soluk: 'Bunun neresi sansür,' 02.06.2011; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer, Güvenli Internet Hizmeti düzenlemesi ile" ilgili basın toplantısı, 15.05.2011

18. Madde 10 (3) (a)'ya göre: İv. Kullanıcının, güvenli internet hizmeti kapsamında değerlendirilmesini istediği internet sitelerini bildirebileceği, Kurum tarafından belirlenen bir internet sayfasının bağlantısı 'ihbar Bağlantısı' olarak profil düzenleme giriş sayfasına eklenir.

19. Klass ve Diğerleri/Almanya, 6.9.1978, Series A no. 28, para. 42 ve 49.

20. 6. maddenin 1. fıkrasına göre "işletmeciler, güvenli internet hizmetini standart profil, çocuk profili, aile profili ve yurtiçi internet profili olmak üzere farklı erişim yetkilerine sahip dört farklı kullanıcı profiline göre sunmakla yükümlüdürler".

21. Bkz. Örn. Handyside/Birleşik Krallık, Series A no. 24,12.7.1976.

22. Autronic AG/İsviçre, 22.5.1990, Series A No. 178, para. 61.

23. Bkz. yukarıda not 13.

24. İnternet'te Haberleşme Özgürlüğü, Bakanlar Komitesi tarafından 7 Kasım 2007'de Bakan temsilcilerinin 840. toplantısında kabul edilen Bildirge.

25. "Güvenli Internet Hizmeti bir zorunluluk olmayıp, talep eden aboneler alabilecek, talep etmeyenlerin internet erişimlerinde ise mevcut duruma göre hiçbir değişiklik olmayacaktır. Bu hizmeti alıp almama, seçip seçmeme konusunda kullanıcıların rızası esas olup, tam bir özgürlük mevcuttur." Bkz. Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer, Güvenli internet Hizmeti düzenlemesi ile ilgili basın toplantısı, 05.05.2011

(Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi; Prof. Dr. Yaman Akdeniz, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN