Yereli Güzel, Geleneği Sol

Antakyanın Samandağ ilçesi, hem farklı etnik ve dinsel cemaatleri barış içinde bir arada yaşatma hem de bütün yaralarına rağmen solu ayakta tutması açısından Türkiye için heyecanlı bir örnek. İlçe gündüz söyleşiler akşam konserlerle yaza merhaba dedi.

Samandağ/antakya - BİA Haber Merkezi
21 Temmuz 2007, Cumartesi
Nüfus kütüğünüzde “Antakya/Merkez/Şehitler Mah.” yazıyorsa Adana’da uçaktan inip otobüs ya da arabayla Antakya’ya varmak için gerekli olan iki-üç saat hep uzun gelir.

Yolda İskenderun gibi hoş ve dev bir ilçe ve hatta kocaman ‘Bizim Deniz’ olsa da... Ne yazık ki Antakya’ya artık nişan-düğün veya maalesef cenazeler için gitmek durumundayım.

Bir de Suriye’ye giderken mecburi bir durak Antakya. Bilmeyen de sanki her ay Suriye’ye gidiyormuşum sanacak, ömrü hayatımda topu topu en fazla on kez gitmişimdir Suriye’ye.

Bu kez sekizincisi düzenlenen Samandağ Kültür Sanat Festivaline katıldım. Bu nedenle Antakya’da az kaldım. Ama arkadaşım, meslektaşım (Hem gazeteci hem çevirmen) Bereket Kar’ın, bağımsız sol adayın seçim merkezine gittim.

Antakya’nın nefis yemeklerini, baharatçılarla kuyumcuların buluştuğu şahane kapalı çarşısını ayrı bir doktora konusu teması olarak zamanım elverirse yazarım.

Hem eski hem yeni sol

Bugün merkezimiz Samandağ. Eski bir Ortadoğu kasabası. Sarı, tozlu, eski ama ruhu canlı. Deniz kenarında. Olağanüstü rahat ve neşeli insanları. Keyif ruhlarına işlemiş. Pazar sabahı kebapla rakı içip kahvaltımızı yaptık.

İşin esas zevkli yanı, Samandağ herhalde en az 40-50 yıldır doğal olarak solcu bir mecra. Türk solunun yeni eski tüm fraksiyon, grup ve partileri orada. Kimi zaman kendimi zaman tünelinde, bir başka deyişle ideoloji müzesinde sandım ama sağcılığın, milliyetçiliğin, neo-liberalizmin kol gezdiği ortamlara oranla yine de hoş bir ilçe Samandağ.

70’ine yaklaşmış bir arkadaş, 1967’deki üniversite işgallerini anlatıyor hevesle, bir başkası Filistin davasına nasıl hizmet ettiğini açıklıyor şevkle. Solun, dayanışmanın, barışın hala ayakta durabildiğini görmek güven veriyor insana.

Hele Pazar günkü söyleşi sırasında yaşı 50’lerde bir arkadaşın kalkıp son derece rahat bir üslupla ‘Yani şimdi biz Marksistler olarak...’ diye cümleye başlaması, benim kimi mekanlarda rastladığım öyle dogmatik, paslı küflü, bilgiden çok inanca dayalı atmosferden uzaktı.

Çünkü Samandağ’da solcu olmak son derece doğal ve normal bir kimlik, bir ruh hali. Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) ilçede seçim bürosu açması da şaşırtıcı.

Wallahi yani...

Samandağ’da sokakta, evlerde insanlar, Ümmü Gülsüm’ün o işlek, o melodik dilini konuşuyor. Hatta bizim Bereket seçim kampanyasında Arapça konuşulan yörelerde seçmenlerine kendi anadillerinde hitap ediyor. Yerel radyolar Arapça müzik de çalıyor.

Samandağ festivaline son yıllarda Suriye’den müzisyenler de davet ediliyor. ‘Meryem Meryem’ şarkısı artık Arapça da rahatça söyleniyor. Samandağlı arkadaşlar bu ‘Arap Aleviliği’ hakkında ayrıntılı siyasal, toplumsal tahliller yapıyor. Kimliklerini iyi bir şekilde koruyup geliştiriyorlar.

Sol ideoloji sayesinde Kürt meselesine bakışları da son derece olgun. Antakya ve çevresi etnik olarak çok zengin. Musa Dağı, Samandağ ile Antakya arasında. Ermeni köyü Vakıflı, Hrant’ı hala bekliyor.

Antakya kapalı çarşısındaki kuyumcu İstefan, Ortodoks olduğunu söylüyor, ardından da “AKP’yi desteklememiz gerekiyor” diyor. Türk, Kürt, Ermeni, Hıristiyan Hatay’da barış içinde, huzur içinde yaşayabiliyor.

MHP’nin yükselişinden rahatsız olanlar çoğunlukta. Dört gün kaldım bölgede, iki asker cenazesi geldi o dört gün içinde.

CHP zor durumda

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ise kalesi olarak gördüğü Antakya’da bu sefer zor durumda. Hem listelerin hazırlanmasında sorun var, hem de CHP’nin MHP’ye yaklaşması buralarda büyük sıkıntılar yaratıyor.

Geleneksel CHP seçmeni genel başkanları Deniz Baykal’ı cezalandırmanın yollarını arıyor. Ama mesela kıdemli bir CHP’li ‘Galiba MHP’ye vereceğiz’ dedi de ateşli bir tartışma başladı. ‘CHP’ye vereceğin oy zaten sonuç olarak MHP’ye gidecek’ cümlesi o kesimlerde tereddüt yaratıyor.

Sol örgüt açısından hem çok hem çoğul olan Samandağ, sol içi sorunlarını da nispeten düzgün ve uygar bir şekilde çözüyor.

Mesela bu yılki festivali Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği ile Samandağ’ı Kalkındırma Derneği birlikte düzenledi. Kısıtlı imkanlara ve çeşitli engellemelere rağmen, son derece düzgündü her şey.

Elektrikler de kesilmese

Kendi vatandaşının tapusuna el koyan devlet, geceleri kumsaldaki 20–30 bin insanın katıldığı konserlerde (Kızılırmak ve Kardeş Türküler), adeta sabote etmek için en heyecanlı yerinde elektrikleri kesmese daha da iyi olacak.

Bu yılki festivale Yılmaz Odabaşı, Sennur Sezer, Perihan Mağden, Lale Müldür, Handan Koç, Celal Başlangıç, Metin Bakkalcı gibi yazar ve aydınlar katıldı.

Alevilik, halk sağlığı, küresel ısınma, Asi nehri, kadın hakları, edebiyat-siyaset ilişkisi ve medya gibi yerel, ulusal ve global sorunlar tartışıldı. Samandağlılar siyasi konulara özel ilgi gösteriyor, ya da her konunun siyasal boyutu ile daha çok ilgileniyor.

Canlı ama son derece efendice, nazik tartışma kültürüne sahipler. İki gün üst üste yaklaşık ikişer saat medya meseleleri tartışıldı mesela, benim çok hoşuma gitti.

Akşamları da kumsalda güzel konserler yapıldı. Evvel Temmuz (Yazın Gelişi) Şenlikleri Hazreti Hıdır’ın türbesinin orada geleneksel Hrisi yemeğinin dağıtımı ile sonuçlandı.

Samandağ, aslında bir mozaik laboratuarı. (RD/BA)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN