Kurban Olayım!

Yıllar önce Kayserinin bir ilçesinde Kaymakam olarak görev yapıyordum. Kurban Bayramında da ilçede kalmıştım. Bayram günü zengini, yoksulu tüm ilçe halkı kurban kesmişti. İnanç gereği dağıtılması gereken kurban eti de hiç bir yere dağıtılmamıştı...

Diyarbakır - BİA Haber Merkezi
20 Ocak 2005, Perşembe
Geçtiğimiz hafta sonu üst üste geldi iki tesadüf. Önce bir arkadaş çoktandır unuttuğum bir kavramla hitap etti. "Kurban olayım" dedi. Aman, kavram güzel olsa da kimse kimseye kurban olmasın dedim. Ardından Birgün Pazar ekinde hemşehri dost Yalçın Yusufoğlu'nun "Kurban" ve "Bayram" çelişkisi üzerine yazısını okudum.

Sonra da düşüne durdum. Neden insanlar hayvanları kurban etmekten bu denli mutlu olurlar. Belki uygulamanın başladığı çağlarda çok ulvi ve kabul edilebilir gerekçeleri inanç açısından mümkün olsa da zamanla bunun pragmatist kimliğe büründüğünü bir çok kişi inkâr etmiyor artık.

Yıllar önce Kayseri'nin bir ilçesinde Kaymakam olarak görev yapıyordum. Kurban Bayramında da ilçede kalmıştım. Bayram günü zengini, yoksulu tüm ilçe halkı kurban kesmişti. İnanç gereği dağıtılması gereken kurban eti de hiç bir yere dağıtılmamıştı. Genellikle de birkaç aile birleşip büyük baş hayvan kesiyorlardı. Sordum birilerine, neden kurban etini dağıtmıyorsunuz, diye. "Bizim buralarda herkes kurban keser o nedenle de kesmeyen ev olmadığından kurban etini dağıtmayız," demişlerdi. Sonradan öğrendim ki kavurma yapıyorlarmış. Anlayacağınız Kayseri kıvrak zekâsıyla Kurban Bayramı orada "Kavurma Bayramı" oluvermişti.

Yadırgamıştım...

Sonra. Yıllar sonra bir gurup bürokratla yolumuz İspanya'ya düşmüştü. Bir dolu program kapsamındaki geziden sonra serbest günümüzde hep beraber "Boğa Güreşi" izlemeye gitmiştik. Bir seremoni şeklinde boğaların katledilişini izlemeye dayanamayan gurup daha ikinci güreşte tribünleri terk etmeye kalkınca rehberimiz uyarmıştı. "Aman ha! Bütün güreşler bitmeden terk etmeyin. İspanyollar kendilerine, geleneklerine saygısızlık addederler." dedi. Bizimkiler oturdular yerlerine ve bastılar yaygarayı. "Ama olur mu canım bu düpedüz vahşet, törenle hayvanları katlediyorlar" diye. Dayanamayıp, peki bizlerin İslam alemi olarak yaptığımız farklı mı? Üstelik inanç adına her yıl milyonlarca hayvan boğazlanmıyor mu? "Ama o farklı" demişlerdi.

Anlaşamamıştık...

Siz bu yazıyı okuduğunuzda yine ulusal televizyon kanallarında muhtemelen aynı görüntüler yer alacak. Her taraf kurban kesimi alanı oldu, çocukları ekranlardan uzak tutun, filan diyecekler.

Siz, siz olun hiç değilse bu bayramdan başlamak üzere önce kurban kesmemeyi tartışmaya başlayın. Sonra da kesmeyin hayvanları. Bu bayram ve bundan sonrakiler ne adına, hangi ulvi değerler aşkına olursa olsun, hiçbir canlıya kıyılmayan günleri beraberinde getirsin dileklerimle barış dolu bayramlar olsun diyorum. (ŞD/YS)

BU HABERİ PAYLAŞIN
Bookmark and Share
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN