UAÖ'den Kılıç "Ege'de ülkesinden kaçan insanları taşıyan tekneden sağ çıkanların bir iltica prosedürüne ulaşması imkansız. İllegal hareket halindeki nüfus yakalandığında 'Ülkenden neden kaçıyorsun?' sorusu sorulmalı" dedi.
Ege Denizi'nde Seferihisar ilçesine bağlı Sığacık sahili yakınında "illegal hareket halinde bir grubu" taşıyan tekne battı, 44 kişi öldü, 6 kişi yaralı kurtuldu. Ölenler kimsesizler mezarlığına gömülecek.
Cnntürk'ün haberine göre Yunanistan üzerinden Avrupa ülkelerine gitmek isteyenlerin bulunduğu tekne, Cumartesi (8 Aralık) günü fırtına yüzünden battı. Sahil Güvenlik Komutanlığı, teknede 85 kişinin bulunduğunu açıkladı.
İzmir Demokrat Radyo'nun haberine göre Seferihisar Kaymakamı Orhan Şefik Güldibi teknenin sabaha karşı Sığacık'tan açıldığı sanılan teknenin kısa bir süre sonra battığını bildirdi.
Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) Türkiye Şubesi Başkan Yardımcısı ve Mülteci Hukuku uzmanı Taner Kılıç olayın çok üzücü olduğunu belirttikten sonra "Ölen insanlar için net bir tabir kullanmak zor. Göçmen diyemeyiz, içlerinde sığınmacılar da var, tamamına mülteci ya da sığınmacı da diyemeyiz, içlerinde ekonomik nedenlerle gelenler de var. İllegal hareket halinde olan nüfus diyebiliriz, ancak neden kaçtıklarını sorgulamadan, seyahatlarinin asıl nedenini irdelemeden tam birşey söyleyemeyiz" dedi.
Kılıç, yaralı kurtulanların kim olduklarını tam olarak tespit edebilmek için uluslarası standartlara uygun iltica prosedürüne ihtiyaç olduğunu, ancak bunun Türkiye'de böyle bir prosedür uygulanmadığını" söyledi.
Kılıç Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) görülen İran vatandaşı mülteci Jabari davasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 13. maddesine aykırı düştüğü kararını anımsattı.
"Türkiye'de, illegal hareket halindeyken yakalananları 'mülteci' olarak kabul etmiyor. Uluslararası toplum adına onların hukukunu Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği belirliyor, İçişleri Bakanlığı da buna paralel bir prosedür işletiyor."
"Bunun da sonuç vermesi 7-8 yıl sürebiliyor. Bu sürede ne İçişleri Bakanlığı ne de BM bu insanlara bir ekonomik yardım veriyor. Sadece İçişleri Bakanlığı işaret ettiği uydu kentlere yerleşmelerini ve prosedürü takip etmelerini istiyor."
Kılıç, sağ kalan altı kişinin yakalandıkları ve yabancılar polisine kendileri başvurmadıkları için iltica prosedürüne ulaşmalarının neredeyse imkansız olduğunu" söyledi.
"Bu tür durumda yakalanmış kişilere 'ülkelerinden neden kaçtıkları' sorulmalı. Bizde ise sorgulamalar insan kaçakçılarına ulaşmak üzere yapılıyorlar. "Hangi kaçakçıya ne kadar para verdin?" gibi sorular soruluyor. (NZ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN